Milli Parklar imara açılıyor!

Milli Parklar imara açılıyor!
Meclis gündemindeki "tabiat kanunu" doğal alanlardaki korumayı kaldırıyor ve kıyılar ve ormanlar başta olmak üzere doğal alanlar ve sit alanlarını yatırımlara açıyor .

Ormanlar, sulak alanlar, kıyılar "üstün kamu yararına" kurban edilecek.

2010 yılından bu yana Meclis'te bulunan ve doğal alanların talanına izin veren Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı, önümüzdeki günlerde Genel Kurulu'da görüşülecek. Defalarca değişen ve her düzenlemesi büyük tartışmalara neden olan tasarı, Çevre Komisyonu'nda kabul edildiği haliyle tartışmalara yol açtı. Önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu'na gelmesi beklenen "Tabiat Kanunu" halen çeşitli yasalarla koruma altına alınmış olan kıyılar ve ormanlar başta olmak üzere doğal alanlar ve sit alanları gibi "doğal alanlardaki" korumayı kaldırıp, bu alanları yatırımlara açarken, koruma alanlarıyla ilgili kararlarda Orman ve Su İşleri Bakanlığı tek yetkili kılıyor.

"TURİZM TEŞVİK" GEREKÇESİYLE KIYILAR İŞGAL
Tasarı "turizm teşvik" kapsamında kıyılarda fabrika, santral kurulmasına zemin hazırlıyor. Tasarı'nın 29. maddesinde, “Bu kanun kapsamına giren alanlarda 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'na göre kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi ve turizm merkezi olarak ilan edilecek yerler için bakanlığın uygun görüşü alınır” deniliyor. Bununla zaten ülke yüzölçümünün ancak yüzde 4-5'ini kaplayan korunan alanların “turizm teşvik” adı altında yapılaşmaya ve kullanıma açılması mümkün olacak.

"HES"LERİN ÖNÜNDE ENGEL KALMAYACAK
Öte yandan bugüne kadar doğal alanlarda kurulacak HES'leri engelleyen "milli park kalkanı" da kaldırılıyor. Tasarıda, “9.8.1983 tarihli ve 2873 sayılı 'Milli Parklar Kanunu' yürürlükten kaldırılmıştır” ifadesi yer alıyor. Milli Parklar Kanunu, doğa koruma konusundaki en önemli yasal düzenlemelerden biri olarak görülüyor. Milli Parklar Kanunu'nun bu tasarı ile birlikte yürürlükten kaldırılması, HES'lere vize anlamına geliyor. HES'lere karşı açılan davalarda Milli Parklar Kanunu önemli bir dayanaktı, bu düzenlemeyle beraber bu dayanak da ortadan kaldırılmış olacak.

EN KRİTİK ALANLARIN YETKİSİ VALİLİKLERE DEVREDİLİYOR
Tasarının 10. maddesinin 2. bendinde "Korunan alanda işletme yetkisi, kısmen, talepte bulunmaları halinde il özel idarelerine, belediyelere, bu Kanunun amacına uygun faaliyetler yürüten vakıf ve derneklere ilgili bakanın onayı ile devredilebilir veya geri alınabilir” deniliyor. Valiliklere bağlı İl Özel İdaresi'ne yapılan "yetki devirlerinin" onarılması imkansız tahribata yol açtığı en son Bolu-Abant Tabiat Parkı örneğinde yaşanmıştı. Aynı zamanda Tasarı'nın 20. maddesinde, "Tabii durumuna uygun hale getirilemeyen alanlar buna en yakın yaşama alanına dönüştürülür” ifadesi endişe yaratıyor. Bu düzenleme, "bir doğal alandaki tahribatın açık biçimde meşrulaştırılması ve tahribatın giderilmesi için yapılabilecek rehabilitasyon çalışmalarının zaafa uğratılmasına zemin hazırlar" şeklinde eleştiriliyor. "En yakın yaşam alanı" ifadesiyle tasarının nasıl bir bilimsel tarif yaptığı ve tam anlamıyla ne kast ettiği belirsiz bulunuyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.