Kumköy'ü unutturmayacağız

Kumköy'ü unutturmayacağız
ESM Samsun Şube Başkanı Veysel Erdoğan, Kumköy HES ile ilgili ortaya çıkan skandal ile ilgili savcılığın soruşturma başlatmak istediğini ancak Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan soruşturma izni çıkmadığını belirterek, "Konunun üzerini kapatmak istiyorlar, buna

Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Samsun Şubesi Yönetim Kurulu, Kumköy Hidroelektirk Santrali'nin IC İçtaş A.Ş. devredilirken yapılan fahiş hesap hatalarıyla ilgili olarak, Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın bu konuda sorumluluğu bulunan DSİ yetkilileri hakkında soruşturma izni başvurusuna Çevre ve Orman Bakanlığının cevabıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı.
BAKANLIK SORUŞTURMA İZNİ VERMEDİ
Sendika binasında yaptığı açıklamada dava süreci ile ilgili bilgiler veren ESM Samsun Şube Başkanı Müşfik Veysel Erdoğan şöyle konuştu: "Bilindiği üzere Kumköy Hidroelektrik Santrali'nin IC İçtaş Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye devredilmesi esnasında, Kumköy HES'in bedelinin yanlış ve eksik hesaplanmasını kamuoyuyla paylaşmamız üzerine, Ankara Cumhuriyet Savcılığı konuya el koymuş ve konuyla ilgili DSİ yetkilileri hakkında soruşturma izni verilmesi için Çevre ve Orman Bakanlığı'na başvurulmuştur. Çevre ve Orman Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı aracılığıyla yaptığı ön inceleme neticesinde ise Kumköy HES bedelinin hesaplanmasında sorumluluğu bulunan DSİ yetkilileri hakkında soruşturma izni verilmemesi kararı vererek, Ankara Cumhuriyet Savcılığının bu talebine olumsuz yanıt vermiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının sendikamıza göndermiş olduğu yazısında, bakanlık tarafından soruşturma izni verilmemesine gerekçe olarak; Kumköy HES bedelinin yanlış ve eksik hesaplanmasının, DSİ Teftiş Kurulu Başkanlığınca daha önceden düzenlenmiş inceleme raporunda da belirtildiği üzere Su Kullanım Hakkı İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 21. maddesinin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını ve herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığını ileri sürmüştür"
KARA YERİNDE DEĞİLDİR
Erdoğan açıklmasında tespit kararında yanlışlık olduğunu söyleyerek konuşmasının devamında, "Bu karar yerinde değildir. Çünkü ortada bir kamu zararının olduğu ve bunun en hafifinden ihmal sonucu doğduğu DSİ Genel Müdürlüğünün Savcılık dosyasında bulunan yazıları ile de kabul edilmiş ve bu durum “yorum farklılığı” gibi muğlak bir ifadeyle örtbas edilmeye çalışılmıştır. Çevre ve Orman Bakanlığının böylesine sübjektif değerlendirmelerle soruşturma izni vermemesi hukuka aykırı olup, kamu vicdanını rahatsız etmiştir" dedi.
4 FARKLI BİÇİMDE HESAPLAMA
Erdoğan, Hes bedelin dört kez yanlış hesaplanmasınırakamsal bilgilerce şöyle açıkladı: "İlkinde 39 milyon 281 bin 592 TL, ikincisinde 53 milyon 602 bin 336 TL, üçüncü hesaplamada 5 milyon 665 bin 584 TL ve son olarak 25 milyon 144 milyon 766 bin TL olarak hesaplan Kumköy HES bedelinin böylesine 4 farklı biçimde hesaplanmasının ve tutarlar arasında fahiş farklar bulunmasının yönetmeliğin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığı iddia edilmektedir. Yönetmeliğin 4 kez farklı şekilde yorumlanması ve yorumlar arasındaki fahiş farkın bu yanlışlıktan kaynaklandığı yönündeki açıklama gerçekçi değildir. Bir malın bedelinin belirlenmesinde yüzde 10'luk bilemediniz yüzde 20'lik farklar anlaşılabilir, fakat bu belirlemeler arasında yüzde binlik farklar varsa bunun açıklaması yoktur. Ayrıca, Kumköy HES'in inşaatı esnasında DSİ tarafından ödenen istihkaklardan bu imalatın devlete ne kadara mal olduğu belirlidir. Bunun faklı yorumlanması ile değişmesi de mümkün değildir" dedi.
SUÇLULAR CEZASINI ÇEKMELİ
Erdoğan, suçu olanların yargı önünde hesap vermesi gerektiğini söylyerek, "Ön incelemeyi yapan makam adeta bu konuda sorumluluğu bulunan DSİ yetkililerinin savunmasını hazırlar biçimde dosyayı ele alıp, bu kişilerin lehine hüküm tesis edercesine soruşturma izni vermemiştir. Bu karar hukuka aykırıdır. Ceza hukukunun temel hedefi olan, kamu vicdanının rahatlaması ve adaletin tamini bakımından; delillerle sabit olan kamu zararının kovuşturulması ve zararın müsebbiplerinin yargı önünde hesap vermeleri gerekmektedir. Aksi takdirde toplumsal adalet duygusu ciddi biçimde zarar görecektir. Kamuı görevlilerinin görevi, yasalara uygun hareket etmektedir. Devir işlemi ve hesaplama sebebiyle kamu zararı doğmadığı varsayılsa dahi, bu konuda sorumluluğu olanların görevlerini kötüye kullandıkları, ya da en azından gerekli özeni ve dikkati göstermeyerek ihmal ettikleri aşikardır" diye konuştu.
Anıl OLFAZ