Kalkınma Zirvesi Samsun'da toplandı
OKA'nın ev sahipliğinde, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi'nde, Avrupa Bölgesel Kalkınma Ajansları Birliği (EURADA) tarafından her yıl farklı konu başlıkları çerçevesinde iki kez yapılan 'AGORADA' toplantılarının 2012 yılının ikinci toplantısı dün Samsun'da Türkiye'nin 26 kalkınma ajansının genel sekreterleri, uzman personeli ve Bölge Kalkınma İdarelerinin temsilcilerinin de katılımı ile başladı.Toplantıya Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye'den Kalkınma Bakanlığı ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Temsilcileri, OKA Yönetim Kurulu ve Kalkınma Kurulu üyeleri ile bölgemizde bulunan üniversitelerinin temsilcileri ve Belçika, Polonya, İngiltere, İtalya, İspanya, Hollanda ve Finlandiya başta olmak üzere Avrupa Birliği'nin çeşitli ülkelerinden EURADA Yönetim Kurulu üyesi 19 kalkınma ajansının temsilcileri katıldı.
EKONOMİ 774 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Toplantıda ayrıca Yürütme Kurulu üyesi 11 kalkınma ajansının temsilcileri, Türkiye'nin 26 kalkınma ajansının genel sekreterleri, uzman personeli ve Bölge Kalkınma İdarelerinin temsilcileri de hazır bulundu. Dün başlayan ve bugün sona erecek olan toplantının açılışında bir konuşma yapan Kalkınma Bakanı Dr. Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 774 milyar dolarlık bir seviyeye ulaştığını belirterek, Türkiye son 10 yılda epey bir mesafe aldı. Şuanda çok iyi bir noktaya geldi. 2002 yılında 230 milyar dolarlık bir ekonomimiz varken, bugün 774 milyar dolarlık bir seviyeye ulaştı. 3 bin 500 dolarlardan 10 bin dolarlara ulaştı. İhracatımız 30 küsür milyarlardan 135 milyar dolar seviyesine geldi. Bunlar geçen yılki rakamlardır. Bu tabiî ki çok ciddi bir mesafedir. Bu mesafeyi ve yolu aldık ama gidecek daha çok yolumuz var. 2023 yılı hedeflerimizi bütün toplumla paylaşıyoruz. 2023 vizyonumuzda 25 bin dolarlık kişi başına gelir, 2 trilyon dolar üzerinde yurt içi hasıla, 500 milyar ihracat gibi hedeflerimiz var. Bu çerçevede orta gelir tuzağı dediğimiz bir hadise var ona düşmememiz gerekiyor. Yani 10 bin dolara kadar geldik. Burada aynı politikalarla aynı kurumsal yapıyla benzer bir takım uygulamalarla devam 25 bin dolara ulaşırız diye kesinlikle düşünmemeliyiz. Mutlaka reformlara devam etmemiz gerekiyor. Değişim ve dönüşüme devam etmemiz gerekiyor. Bunu yapmazsak orta gelir tuzağı denen hadiseye düşmüş oluruz ve uzun bir süre bu seviyelerde kalmaya mahkum hale geliriz dedi.
KAMU YATIRIMLARI ARTTI
Bakan Yılmaz, "Hükümet olarak göreve geldiğimiz ilk yıllardan itibaren araştırma ve geliştirmeye çok önem verdik. Araştırma geliştirme ve yenilikçi faaliyetlerin desteklenmesi amacıyla kamu yatırımlarında bu konuyu hep öncelikli bir alan olarak gördük. 2003 yılında AR-GE yatırımlarına ayırdığımız rakam sadece kamu yatırımları olarak 238 milyon TL . 2012 yılında bu rakam 1.8 milyar TL'ye çıkmıştır. Bu artış büyük bir artıştır. Türkiye araştırma geliştirme harcamaların toplamına baktığımızda AR-GE harcamaların gayri safi yurt içi hasılaya oran olarak 2000 yılında yüzde 0.48 iken, 2010 yılına geldiğimizde yüzde 0.84'e ulaşmıştır. Milli gelirimiz 3 kattan fazla armıştır. AR-GE'nin payı bu gelir içinde yüzde 0.48'den yüzde 0,84'e ulaştı. Bu gerçekten önemli bir sıçramadır. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkeye baktığımızda 8 - 9 tanesinden daha iyi durumdayız. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 1.9'dur. Önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği bunu hedef olarak yüzde 3'lere çıkarmayı düşünüyor. Ama Türkiye üye olmayan bir ülke olarak 8 - 9 tane üye olan ülkeden AR-GE'ye daha fazla para harcıyor. Hele ki bu kriz ortamında birçok ülke bu harcamalarını kısarken, Türkiye bu harcamalarını kısmadı AR-GE'ye ve geleceğe yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bunun geleceğini kısa vadede görmeye biliriz. Bu daha orta ve uzun vadede hayatımızı etkileyecek politika tercihidir. Bu bana göre yaptığımız en iyi işlerden bir tanesidir diye konuştu.
ÜNİVERSİTELER GÜNDEMDEN UZAK OLMAMALI
Üniversitelerin sadece eğitim yapılan kurumlar olmadığını belirten Bakan Yılmaz konuşmasını öyle tamamladı: "Üniversiteler aynı zamanda araştırmalar yapılan ve araştırmanın sonuçlarını katma değere dönüştüren ve yenilik yapan kurumlardır. Kendi içine kapanan, sadece akademik konular üzerine yoğunlaşan, toplumun sorunlarına, ekonomiden ülkemizin gündeminden uzak bir şekilde çalışan bir üniversite sistemi hiç kimsenin arzu ettiği bir sistem değildir. İçinde bulundukları şehirle, bölgeyle, yöreyle çok yoğun ilişkiler içinde olmaları lazım. Biz sadece gelecek yıl için üniversitelere cari harcamalar hariç 3.5 milyar lira kamu yatırımı ayırdık. Halkımızın vergileri ile üniversitelerimize büyük bir yatırım ayırıyoruz. Ama bunun karşılığını almamız lazım. Sosyal konular, ekonomi konularında ve kalkınma konularında üniversitelerimizin çok daha yoğun bir şekilde katma değer ürettiği bir ortama geçmemiz lazım. Özellikle yeni kurulan üniversitelerde ben bunu görüyorum. Daha açık bir sistem ve kültürle oluşturuluyorlar. Gerçekten ben inanıyorum ki bu üniversitelerimiz gelecekte çok önemli bir aktör olacaklar. Bir kalkınma Bakanı olarak söylüyorum, üniversiteleri kalkınmanın lokomotif kurumu olarak görüyorum. Özellikle genel ve bölgesel kalkınma anlamında. Üniversitelerimize büyük yatırımlar yapıyoruz. 2002 yılında 76 tane üniversitemiz varmış. 2011 sonu itibariyle 165'e çıkmış bu rakam. Yine birçok ülkenin kriz var diye sıkıntı var diye, üniversitelere ödenek vermediği, üniversiteleri kapattığı bir dönemde Türkiye buralara yatırım yapıyor şeklinde konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.