İhracatta düşüş sürüyor

İhracatta düşüş sürüyor
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye'nin 2009 Eylül ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 30,53 düşüşle 8 milyar 388 milyon dolar oldu.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, eylül ayı ihracat rakamlarını, düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Geçen ay ihracat yüzde 30,53 oranında gerileyerek 8 milyar 388 milyon 236 bin dolar olarak gerçekleşti. Eylül ayı itibarıyla bir yıllık ihracat ise yüzde 28,9 gerilemeyle 94 milyar 283 milyon 167 bin dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Eylül dönemindeki ihracat rakamı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32,67 düşüşle 68 milyar 896 milyon 582 bin dolar oldu. Türkiye'nin eylül ayındaki toplam ihracatının yüzde 83,06'sını gerçekleştiren sanayi grubunda, yüzde 32,87'lik düşüş ile 6 milyar 966 milyon 941 bin dolarlık ihracat yapıldı. İhracatın yüzde 13,85'sini oluşturan tarım alanında yüzde 14,69'luk azalışla 1 milyar 161 milyon 598 bin dolarlık, yüzde 3,10'unu oluşturan madencilikte ise yüzde 22,33 düşüşle 259 milyon 697 bin dolarlık ihracat rakamı elde edildi. Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 64,95 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı, yüzde 19,5 ile taşıt araçları ve yan sanayi alırken hazır giyim ve konfeksiyon ürünleri yüzde 12,32 ile ikinci, kimyevi maddeler ve mamulleri ise yüzde 10,09 ile üçüncü sırada yer aldı.

EYLÜL AYINDA REKOR DÜŞÜŞ
Eylül ayında taşıt araçları ve yan sanayisinde ihracat yüzde 23,66, hazır giyimde yüzde 22,32, kimyevi maddeler ve mamullerinde yüzde 33,49 geriledi. Eylül ayında ihracat artışı yaşanan sektörler ise yüzde 35,5 ile tütün, yüzde 35,5 ile zeytin ve zeytinyağı ve yüzde 9,54 ile kesme çiçek oldu. Eylül ayında ihracatında gerileme yaşanan ürünler arasında ilk sıraları, yüzde 61,86 ile demir çelik ürünleri, yüzde 45,24 ile değerli maden ve mücevherat, yüzde 39,96 ile fındık ve mamulleri, yüzde 33,44 ile demir ve demir dışı metaller ve 33,41 deri ve deri mamulleri aldı. Miktar olarak bakıldığında, 1 milyar dolar ve üzerinde aylık ihracat gerçekleştiren iki alt sektör, 1 milyar 635 milyon 914 bin dolar ile taşıt araçları ve yan sanayi, 1 milyar 033 milyon 782 bin dolar ile hazır giyim ve konfeksiyon oldu.


EYLÜL AYINDA EN ÇOK İHRACAT YAPAN FİRMALAR
Geçen ay Türkiye ihracatında ilk 10 ülke ise Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere, Irak, Rusya, ABD, İspanya, Romanya ve Hollanda olarak sıralandı. Sıralamada birinci ülke olan Almanya yüzde 10,17, ikinci sıradaki İtalya yüzde 6,64, üçüncü sıradaki Fransa ise yüzde 6,49 pay aldı. Eylül ayında gerçekleştirdikleri ihracata göre en fazla ihracat yapan iller sırasıyla İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir, Ankara, Gaziantep, Manisa, Sakarya, Denizli ve Hatay olarak sıralandı. İhracat rakamlarının açıklandığı il olan Uşak ise yüzde 0,09'luk payla 40. sırada yer aldı. İstanbul, toplam ihracatın yüzde 47,76'sını gerçekleştirirken, İstanbul'a en yakın il yüzde 9,46 payla Bursa oldu. Eylül ayında en çok ihracat yapan firmalar ise Oyak-Renault, Vestel, Ford, TOFAŞ, Toyota, Türkiye Petrol Rafineleri, Arçelik, Habaş, Diler Dış Ticaret ve BSH Ev Aletleri olarak sıralandı.

IMF BU ÜLKENİN KADERİ DEĞİL
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, reel sektörü, üretim ve ihracatı desteklemeyecek bir IMF anlaşmasına kesinlikle karşı olduklarını ifade etti.
Büyükekşi, bir kredi ilişkisinden çok, Türkiye'nin uluslararası arenadaki kredibilitesini artıracak bir ilişki biçimine destek verdiklerini dile getirdi. Herkesin arzusunun "IMF'ye ihtiyaç duymadan kriz sürecini atlatarak bir an önce iyileşme dönemine girmek" olduğunu söyleyen Büyükekşi, "IMF bu ülkenin kaderi değil. IMF olmadan da artık kendi programımızı yapacak cesaretimizin olması lazım" dedi. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinin temsil edildiği G-20 zirvesinde ABD tarafından hazırlanan yeni planın kabul edildiğini söyleyen Büyükekşi, IMF'nin yeni sürecin izlenmesinde kritik bir rol üstleneceğini ifade etti. IMF'nin ajandadaki rolünün IMF/Dünya Bankası toplantıları sırasında daha da netleşeceğini anlatan Büyükekşi, "Biz IMF ile bizi bağlayacak üretimimizi engelleyecek programlar yerine, yeni küresel ekonominin kurallarını koyarken işbirliği yapalım. Hepimiz için adil ve sürdürülebilir düzeni ve yapıyı inşa etmek için beraber çalışalım" dedi. G-20 Zirvesi'nden dünya ekonomisinin geleceği üzerine alınmış somut bir karar çıkmadığını kaydeden Büyükekşi, "Her ne kadar liderler daha olumlu gözükseler de dünyanın ekonomik krizden çıktığı şeklinde bir cümle sarf edilmedi. Eğer hala kriz paketleri devam ediyorsa tehlike geçmemiş demektir. Bunu dikkate almamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

BÜTÇEDEN KAYNAK TALEBİ
Türkiye'nin sahip olduğu pazar paylarını kolay kazanmadığını anlatan Büyükekşi, "İhracatımız için en önemli 60 ülkeye baktığımızda 2001 yılından 2008 yılına gelinceye kadar 54 ülkede pazar payımızı artırmışız, gerçek anlamda pazar payı kazandık. Dünyanın en gelişmiş ekonomileri olan Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Hollanda gibi ülkelerin tamamında yüzde 1'in üzerinde pazar payına sahip olmuşuz. Daha yakın AB ülkeleri olan Yunanistan, Romanya, Bulgaristan'da yüzde 5 civarında bir pazar payı aldık. Komşu ülkeler olan Gürcistan, Azerbaycan, Irak gibi ülkelerde de yüzde 15 ile 25 arasında pazar payına sahip olmuşuz" dedi. "Geldiğimiz noktadan geri gitmeye hiç niyetimiz yok" diyen Büyükekşi, "Çok zor kazandık, bir krizde vazgeçemeyiz. İhracat rakamlarında talep daralması, emtia fiyatlarındaki gerileme gibi sebeplerden düşüşler var. Bu bizim için hoş olmayan bir gelişme. Ama bu kısa vadeli bir gelişme. Aslolan pazar payının korunması ve rakiplerden pazar payının alınmasıdır. Şunu bilmeliyiz ki krizi fırsata çevirmek istiyorsak, pazar paylarımızı korumak, kriz sonrasına hazırlanmak için ihracatçılarımıza mutlak surette destek vermemiz gerekiyor. 2010 yılı bütçesinin hazırlandığı bir dönemde ihracatçıya yaptığı ihracatın yüzde 1'i kadar bir destek verilmelidir. Yani 1 milyar dolarlık kaynak bütçeye konmalıdır. Önemli bir konu da rakiplerimiz gibi alıcı finansmanına da geçmek için kaynak yaratılmalıdır. Biz satıcıyı destekliyoruz, gittiğimiz pazarlarda alıcıya finansal kaynak sağlamalıyız ki malı bizden alabilsin" dedi.

İSTEDİĞİMİZ NOKTADA DEĞİL
Büyükekşi, 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefinin sadece matematiksel, hukuki, mevzuatsal düzenlemelerle değil, aynı zamanda fırsatların doğru değerlendirilmesi ile mümkün olacağını belirtti. "En son açıklanan orta vadeli programın ihracat açısından istediğimiz noktada değil" diye konuşan Büyükekşi, "Orta vadeli programda yıllık yüzde 9-10 seviyelerinde ihracat artış projeksiyonu yapılmış. Bunun sonucunda da ihracatımızın 2012'de 130 milyar dolar seviyesine yükseleceği tahmin ediliyor. Halbuki 2008 yılında 132 milyar dolar ihracat yaptık. Projeksiyona göre 2012 yılında bu rakamın altında kalıyoruz. Bizim yıllık ihracat artış projeksiyonumuz yüzde 12,6" dedi. Orta Vadeli Program'da ekonomik büyüme konusunda iç talebin sınırlı kalacağı öngörüsü yapıldığına dikkati çeken Büyükekşi, "Bize göre de yerinde bir analiz. İşte tam da bu yüzden ihracat Türkiye'nin büyümesinin en önemli silahı. Nasıl 2001 krizinden Türkiye'yi ihracat çıkardı ise bu krizden de ihracat çıkartacak. İşte bu yüzden bizim acilen bu ihracat projeksiyonlarını daha ileriye taşıyacak önlemleri almamız gerekiyor. Destekleri çıkarmamız gerekli" diye konuştu.