HES’ler için çok erken

HES’ler için çok erken
TEMA Vakfı Rize temsilcisi Nevzat Özer, kamu ve özel sektör tarafından Türkiye genelinde yapılması planlanan 2 bine yakın nehir tipi HES projesi bulunduğunu bildirdi

Özer, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin enerji ihtiyacının karşılanması ve bu konuda dışa bağımlılığın azaltılmasının acil ve çözülmesi gereken bir sorun olduğunu belirterek, ancak doğayı gözetmeden, sadece en kısa sürede enerji üretmeyi hedefleyen girişimlerin sorunu çözmeyeceği gibi daha da büyük sorunlara neden olacağını savundu.
Nehir tipi santraller inşa ederek hidroelektrik enerji üretimiyle ilgili son dönemde artan girişimlerin bu nedenle endişe verici olduğunu ifade eden Özer, şunları kaydetti:
''Devlet politikasının hidroelektrik santralleri (HES) destekleyici yönde olması, bu yöndeki eğilimlerin artmasına neden olmuştur. Kamu ve özel sektör tarafından Türkiye genelinde yapılması planlanan 2 bine yakın nehir tipi HES projesi bulunmaktadır. Projelerin toplam kurulu gücü 25 bin MW, yıllık ortalama üretimi 125 bin GWh'dır. Öngörülen bu üretim değeri, ülkemizin 2008 yılında tükettiği elektrik enerji miktarının yüzde 60'ına karşılık gelmektedir. Başlangıçta çok büyük görünen bu pay, söz konusu projelerin tamamlanması öngörülen 2023 yılı elektrik talebinin ise sadece yüzde 5'ini karşılayabilecektir.''
Enerji güvenliğinin yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliğiyle sağlanacağına inanan TEMA Vakfı'nın nehir tipi HES'lerle ilgili gelişmeleri yakından takip ettiğini, canlıların yaşam kaynağı olan suyun sadece enerji kaynağı ve para kazanma aracı olarak görülmesinden büyük rahatsızlık duyduklarını vurgulayan Özer, şöyle devam etti:
''Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), yapılan başvurulara yerel halk ve kuruluşların görüşlerini almadan lisans vermektedir. Bu da yerel yönetimleri çözülemez sosyal ve teknik sorunlarla baş başa bırakmaktadır. En önemli sorun suyun ne kadarının kullanılacağı, sucul yaşamın ve diğer ekosistemlerin devamını sağlayacak ekolojik su ihtiyacı miktarının firmalarla yapılan anlaşmalarda net olarak yer almamasıdır. HES inşaatlarında yapılan çalışmalar nedeniyle çeşitli yaban hayatı alanları tahrip olacaktır. Özellikle orman ve mera alanlarında yaşanacak tahribat aynı zamanda yağış sularının sele dönüşmesine ve toprakların erozyonla taşınıp gitmesine neden olacaktır.''
Özer, proje yapılacak alanlarda bütüncül havza esaslı analize dayalı planlama yapılması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
''Projeler hazırlanırken yerel halk bilgilendirilerek görüşleri alınmalıdır. Yöre halkı ve ilgili sivil toplum örgütleri projelerin her aşamasında sürece dahil edilmelidir. Akarsu yatağına bırakılacak suyun belirlenmesinde ulusal bir yöntem geliştirilmelidir. Bu yöntem belirlenirken her akarsuyun kendi karakteristikleri ve çevresindeki ekosistemin özellikleri göz önünde bulundurulmalı ve bilimsel çalışmalara dayandırılmalıdır. Ülkemizin acil olarak enerjide dışa bağımlı olmaktan kurtulmak üzere çareler üretmesi gereklidir. Ama bunun çaresi Türkiye genelinde adeta yangından mal kaçırırcasına yüzlerce nehir tipi HES projesine izin verilmesi değildir. Tüm HES'ler göz önüne alındığında toplam alan ve doğal varlıklar üzerinde telafi edilemez tahribata yol açacağı aşikardır. Ülkemizin enerjide önceliği nehir tipi HES'ler veya nükleer enerji değil, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjidir.''