23 Nisan 'sokaklar'da kutlanmayı bekliyor
Bugün "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı", ülkemizin, dünyamızın geleceği olan çocukların bayramı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği, dünyadaki eşsiz bayram...
STADYUM EĞLENCELERİ
Tıpkı diğer özel günlerde olduğu gibi herkes bugün, çocukların ne kadar eğitimsiz kaldığından, aç olduklarından, sevgiye ihtiyaçları olduğundan, çalıştırıldıklarından, cinsel sömürüye maruz kaldıklarından bahsedecek, istatistiki rakamlarla bazı gerçekleri dillendirecek, onların geleceği için uğraşmaya devam edeceklerinden bahsedecek... Stadyumlardaki etkinliklerle geçiştirilen eğlenceleri, makam koltuklarına bırakılan minik bedenlerin söyledikleri büyük sözler takip edecek... Ama herşey ertesi gün tıpkı hiçbir söz verilmemiş gibi devam edecek.
MEHMETLER, ALİLER, UFUKLAR...
Tüm bu hengamenin içerisinde, hep ikinci sınıfta kalan, görmezden gelinen daha doğrusu görülmek istemeyenler, hergün yaptıklarını yapmaya devam edecek. Ayakkabı boyayacak Mehmet ile Ali mesela, Ufuk çöpleri karıştırmayı sürdürecek, mobil santralin kıyısındaki Sanayi Mahallesi'nin çocukları anlam veremeden bakmaya devam edecek zehirli bacalara, küçük Ahmet elindeki simidinden bir ısırık daha alacak canı şeker isterken, Mustafa ise kenarda yüzünü gizleyerek satmaya devam edecek mendillerini... 23 Nisan onlar için böyle geçecek. Asıl 23 Nisan, berber dükkanlarında, sanayilerde, fabrikalarda, köy okullarında, mahalle aralarında kutlanmayı bekleyecek...
HER 5 ÇOCUKTAN BİRİSİ ÇALIŞIYOR
Tüm bunların yanında, 23 Nisan Çocuk Bayramı'nda UNICEF'e bağlı Çocuk Vakfı ve Samsun Tabip Odası'nın çocuklarla ilgili hazırladığı raporlar dikkat çekerken, çocuklarla ilgili gerçekleri de gözler önüne serdi. Çocuk Vakfı'nın Türkiye'nin "Çocuk Gerçeği" isimli raporunda şu bilgilere yer verildi: "Çocuk sorunlarında en büyük etken yoksulluk. Dört çocuktan biri yoksul. Beş çocuktan biri çalışıyor. Sokaktaki çocuklar konusunda en sorunlu iki il İstanbul ve Diyarbakır. Son 5 yılda çocuk suçlarında artış oldu. Çocuk ihmali ve istismarı yaygınlaştı. Bebek ve 5 yaş altı ölümleri hâlâ yüksek. 018 yaş sağlık güvencesi sağlanamadı. Nitelikli eğitim başarılamadı. Korunmaya muhtaç çocuk sayısı artıyor. Türkiye, çocuk pornografisi konusunda riskli ülkeler arasında. Medyanın olumsuz etkilerinden çocuğu koruma sistemi geliştirilemedi. Türkiye'nin çocuk göstergeleri dünya ortalamasının altında Türkiye çocuk sorunlarını erteleyen bir ülke görünümünde"
SOKAK ÇOCUKLARININ SAYISI ARTIYOR
Yine çocuk vakıfları tarafından TBMM'ye sunulan "Çalışan Çocuklar" raporunda ise, Türkiye'de çalışan çocukların bulunduğu ortam ve maruz kaldıkları sıkıntılar açık bir şekilde belirtilirken, şu ifadelere yer verildi: "Türkiye'de çocuk işçiliği çocuk gündeminin ilk sıralarında yer almaktadır ve çözüm beklemektedir. Çalışan çocuklara çocuk iş gücünden yararlanma standartları uygulanmamaktadır. Sanayi, ticaret ve hizmet sektöründe çalışan çocukların çalıştıkları işyerlerinin yüzde 83'ü hiç bir yere kayıtlı değildir. Çıraklık ve mesleki eğitim kapsamında çalışan çocukların izin, uygun olmayan çalışma koşulları, iş güvenliği nedeni ile iş kazası, dayak ve azarlama sorunları sürmektedir. Sokaklarda simitçilik, boyacılık, pazarcılık, poşetçilik, çöp toplama gibi işleri yapan çocukların sayısı artmaktadır. Ev işlerinde çalıştırılan çocukların çoğunluğunu kız çocukları oluşturmaktadır. (Yüzde 66)"
SAMSUN'DA BEBEK ÖLÜMLERİ DİKKAT ÇEKİYOR
Samsun Tabip Odası tarafından hazırlanan çocuk raporunda, özellikle sağlık alanında çocukların yaşadığı sorunlara yer verildi. Raporda, bebek ölüm oranlarının Asarcık, Salıpazarı, Vezirköprü, Ayvacık ve Ladik ilçesinde Türkiye ve Avrupa ortalamasının çok üstünde olduğu bildirildi. Ayrıca, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin bu ilçelerde belirgin olarak halen yüksek olduğu vurgulanırken, raporun devamında şu ifadeler yer aldı: "5 yaş altı çocuklarda beslenme bozuklukları çoğu ilçelerde yüksek oranlarda Asarcık, Salıpazarı, Vezirköprü ilçelerinde ise daha çok beslenme yetersizlikleri ön planda. Temel çocuk sağlığı hizmetleri ve sağlık eğitimin verildiği bu merkezlerin yok sayılmasının gelecek kuşaklar açısından tehlikeleri önümüzdeki dönemde daha iyi anlaşılacaktır"
Miraç Öztürk