10 yılda ne değişti?

10 yılda ne değişti?
Jeoloji Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Kasım Öztekeşin, 17 Ağustos 1999 depreminin 10. yıl dönümünde 'Son 10 yılda ülkemizde ne değişti ?' sorusunu sordu

17 Ağustos 1999 depreminin ardından 10 yıl geçmesine rağmen ülkede deprem bilincinin yerleşmediğini belirten Jeoloji Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Kasım Öztekeşin, “17 Ağustos 1999 Marmara depreminin devasa boyutta bir felakete dönüşmesinin temel nedeninin; yeterince mühendislik hizmeti görmemiş depreme dayanaksız yapılar ile sağlıksız ve plansız kentleşmeler ve yerleşim alanlarının belirlenmesinde yanlış yer seçimi olduğudur'' dedi.

''TEHDİT DEVAM EDİYOR''
Depremin, ülkenin jeolojik yapısı gereği yüzölçümümüzün yüzde 96'sını tehdit eden bir gerçek olduğuna dikkat çeken Öztekeşin, “17 Ağustos 1999 Marmara depreminin yıkıcı sonuçları, ülkemizin temel aldığı afet stratejisi olan “Yara sarma” yaklaşımı ile, afet sırasında ve sonrasında yapılması gereken arama, kurtarma, acil yardım, geçici iskan, yeni yerleşim yeri seçimi ve kalıcı konut inşa edilmesi işlemleri eksikli de olsa yerine getirilmiştir. Ancak, afet tehlikeleri açısından hassas bir coğrafyada bulunan ülkemizde, yara sarma yerine en temel görev olması gereken afet tehlikelerinin önlenmesi veya afet risklerinin azaltılması konusunda yeterli hazırlığın yapıldığını söylemek mümkün değildir'' diye konuştu.

''KARARLAR HAYATA GEÇİRİLEMEDİ''
17 Ağustos 1999 sonrasında, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca düzenlenen, her kesimden temsilcilerin katılımıyla Deprem Şurası ile Kentleşme Şurası yapılmasının olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Öztekeşin, “Ancak şura kararlarının hayata geçmesi konusunda önemli bir ilerleme sağlanamamıştır. Şura raporlarında ısrarla vurgulanan Afet, İmar ve Yapı Kanunlarının yeniden düzenlenmesi konusunda aradan geçen süre içinde herhangi bir gelişme olmamıştır. Yasa bazında gerekli değişiklikler yapılmamasına karşın 17 ağustos depremi sonrasında yürürlüğe konan yönetmelik ve genelgelerle, güvenli yapılaşmanın ilk adımı olan zemin etütlerinin ve sağlıklı kentleşmenin altlığını oluşturan imar planlarına esas Jeolojik-Jeoteknik etütlerin zorunlu hale getirilmesi önemli bir gelişme olmuştur. Afet risklerinin azaltılması açısından yaşamsal öneme sahip bu düzenlemelerin uygulanması ve hayata geçirilmesi konusunda yerel yönetimlerin yeterli duyarlılığı göstermemeleri, hala yeterince ders almadığımızı göstermektedir'' ifadelerinin kullandı.

DERS ÇIKARMALIYIZ
1999 depreminden yeterince ders çıkarılmadığını belirten Öztekeşin, “Unutmamalıyız ki kaybettiğimiz zaman ilerde yaşanacak afetlerde kayıplarımızın artmasına neden olacaktır.
Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, ülkemizin jeolojik yapısı nedeniyle sıkça karşılaştığımız ve karşılaşacağımız depremlerin, yıkıcı afetlere dönüşmesinin önüne akıl, bilim ve mühendislik yaklaşımı ile geçebileceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Depremler önlenemez ancak zararlarını azaltmak mümkündür. Rant ilişkilerinin üzerinde şekillenen kentleşme politikaları yerine toplumsal ihtiyaçları önceleyen kentleşme politikalarını geliştirmek, buna uygun imar, afet ve yapı mevzuatına ilişkin yasal düzenlemeleri ivedilikle gerçekleştirmek, risk yönetimini esas alan bir afet yönetim sistemini oluşturmak ve toplumun afet bilinci ile afetlere karşı mücadele kültürünü geliştirmek zorundayız” dedi.

Mustafa ARAN