KÖYTÜR VE ÜRETİCİLER

Adnan Bahadır

   Son günlerde yakın arkadaşlarımızı ve şehrin önemli insanlarını kaybediyoruz. Bundan yaklaşık bir ay kadar önce İmam Hatip Lisesi’nde beş yıl aynı sırada oturduğum çok kıymetli arkadaşım eczacı Cemil Çini İstanbul’da aracını tamire getirdiğinde aracının başında düşüp vefat etti. Cemil çok naif bir insandı. Merhum babası Cezaevi’nde bir camide İmamlık yapardı. Benim adımı taşıyan bir ağabeyi vardı. Aile çok mütevazı, inançlı, sevecen bir aileydi. Cemil de önce Bağdat Caddesi’nde daha sonra da Üniversite’nin altında eczane açtı. Kaç çocuğu vardı bilmiyorum ama kendi halinde mütevazı yaşam biçimi olan çok kıymetli bir arkadaşımızdı, Allah rahmet eylesin. Dün şehrimizin ve ilkemizin önemli işadamlarından birisi olan Mehmet Yıldırım’ı kaybettik. Yaklaşık otuz yıldır tanıdığım bu aile, merhum Garip Yıldırım’ın demir tüccarlığından beri tanıdığım, bildiğim bir aile; Mehmet Yıldırım’a da Allah rahmet eylesin. Dün bir başka arkadaşımızı daha kaybettim. Kulaca Caddesi’nden, uzun zaman komşuluk yaptığım Mustafa Kulaca’nın da vefatını öğrendim. O da çok hoş bir insandı. Bir ara memuriyetten istifa edip esnaflık yaptı, daha sonra tekrar memurluğa dönüp uzun zaman Liman müdürlüğü yapmıştı; O’na da Allah’tan rahmet, kederli ailelere sabırlar dileyerek konumuza girmek istiyorum.

     Devlet tarıma destek noktasında zaman zaman gayet güzel destekler veriyor. 2013-16 yılları arasında Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığı ile Avrupa Birliği Fonu’ndan tavuk kümeslerine yüzde elli ile yüzde altmış beş oranında hibe yardımlarında bulundu. O dönemde ben de iki tane kümes yaptım. Hani bazı şerefsizler devleti dolandırdı diye yazıp, çiziyorlar ya tamamı yalan. İnsan herkesi kendisi gibi zanneder ya bu tür haberleri yapan sahtekarlar da bizi kendileri  gibi zannettiklerinden, yalan, dolan yazıp çiziyorlar. Bu hibeleri almak öyle zannedildiği gibi kolay değil. Önce yatırımı yapıp bitireceksiniz daha sonra TKDK’nın elemanları gelip ölçecekler, biçecekler, resimleyecekler ve raporlayıp Bakanlığa gönderecekler, Avrupa komisyonları da paraya ona göre onay verecek ve parayı ondan sonra alacaksızınız.

     Kırsal Kalkınma’nın başında bulunan Bülent Bey çok disiplinli, dürüst, ilkeli ve yatırımcının önünü açmaya çalışan, sahtekarlara en ufak bir taviz vermeyen bir insan olduğunu bu projeleri hayata geçirirken şahit oldum. Adam öz kayınbiraderinin kümeslerine icra getirmiş bir kamu görevlisi; öyle bazı şerefsizlerin attığı çamurlara pabuç bırakacak bir insan da değil. Bu projeler yapılırken biz üreticiler TKDK’ya yılda altı kez etlik tavuk işleyeceğiz diye taahhüt verdik. Ben şahsen ne KÖYTÜR’den ne de Aytaç firmasından böyle bir taahhüt alarak TKDK’ya bu taahhüdü vermedim. Kendime güvenerek verdim, en kötü şartlarda kendi imkanlarımla bir şeyler yaparım düşüncesiyle bu işi yaptım. Kümeslerin devletten aldığı destek 800 bin lira ile bir milyon lira arasında bir destek olup, kümeslerin en düşük maliyeti 1750-2000, yani bir milyon yedi yüz bin lira ile iki milyon lira arasında. Devletin verdiği hibe kümeslerin maliyetinin yarısını dahi karşılamıyordu. Üreticilerin tamamına yakını paranın kalan kısmını bankalardan kredi kullanarak kümesleri tamamladılar. Hamdolsun ben bir lira kredi kullanmadan kendi imkânlarımla kümesleri bitirdim.

     KÖYTÜR’ün tek üretici olmasının üreticileri sıkıntıya sokacağını düşünerek ben gittim Yıldız Holding’e yani Ülker grubuna bağlı Aytaç firması ile anlaşarak Samsun’a Aytaçı getirdim. Benim dışımda iki kümes daha Aytaç firması ile anlaşarak onlardan civciv alıp onlara üretim yaptık. Ancak 2016 yılında yaşanan tavuk krizinde Ülker gibi büyük bir firma dahi işin içerisinden çıkamayınca sektörden çekildi. Aytaç’ın sektörden çekilmesiyle bizler boşta kaldık. Ben KÖYTÜR’e müracaat ettim ve KÖYTÜR de sağolsun bana, sen Aytaç firmasını bu şehre getrdin, sana civciv vermiyorum demedi, tam aksine anında bana civciv verdi. Ancak bu sıralarda KÖYTÜR de sektördeki sorunlar yüzünden sıkıntıya düştü ve kayyum atandı. KÖYTÜR firmasına kayyum atandıktan sonra ödemelerde ciddi anlamda azalmalar olduysa da herkese eşit miktarda ödemelerin yapıldığını biliyorum.

   Üreticilerin kurduğu birlik ilk zamanlarda gayet güzel birliktelik sağlayıp üreticilerin sorunları ile ilgilenirken daha sonra birlik yönetiminde bulunan iki üç kişinin kaprisleri ve bilgisizlikleri yüzünden bölünmeler yaşandı. Sanırım iki hafta önce bir toplantı yaparak üretimi durduracaklarını söylediler ama buna yüz civarındaki kümesin ancak yarısı uydu, kalan yarısı, ben dahil, uymadık. Neden uymadınız derseniz burada sorun KÖYTÜR’ü ortadan kaldırmak veya iflas etmesi için elimizden geleni yapmaksa ben asla bunda yokum, KÖYTÜR’de beş yüz kişiden fazla insan çalışmakta, o insanların ekmeğiyle oynamak ne benim ne de başkalarının işi olmamalı. Peki ne yapılmalı derseniz, KÖYTÜR’le oturup konuşulmalı. Ödemeler daha sık ve yüksek oranda yapılmalı, civciv kalitesi yükseltilmeli, kümeslerin girdi maliyetlerinin yüksekliği göz önüne alınarak fiyatlarda iyileştirmeler yapılmalı ama KÖYTÜR firmasının iflasını asla istememeliyiz. Ayrıca olay basında çıktığı gibi KÖYTÜR üretim yapamıyor falan da değil. KÖYTÜR’ün haftalık iki yüz bin civarında civciv girişi var. Samsun, Ordu, Çorum bölgesinde çalışmakta olan kümesler KÖYTÜR’e yeter de artar bile. Ben şahsen üretici arkadaşlarımın sıkıntılarını çok iyi biliyorum ve onlara da hak veriyorum ama bu birlik yönetimi ile bu sorunların çözülmesi mümkün değil. Zira adamların derdi üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. İşte sizlere KÖYTÜR ve üretici sorunlarını içerisinde yaşayan bir kardeşiniz olarak tüm detayları ile yazdım, takdir sizlerin. Kalın sağlıcakla.