1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Eğitimde Revizyonu Bir Varoluş Sorunu
Eğitimde Revizyonu Bir Varoluş Sorunu

Eğitimde Revizyonu Bir Varoluş Sorunu

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Üst Yönetimince başlatılan eğitimde revizyon ve iyileştirme çalışmaları bütün yoğunluğuyla devam ederken bu sürece Eğitim Fakültesi de dâhil oldu.

A+A-

Şimdiye kadar fakültelerin ağırlıkta olduğu birçok birimin temsilcileriyle bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal öncülüğündeki OMÜ Üst Yönetimi, bu kez Eğitim Fakültesi yöneticileriyle revizyon hamlesinin detaylarını ve işleyişini ele aldı.

Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamza Çalışıcı, toplantının başında yaptığı sunumla OMÜ Üst Yönetimini bilgilendirdi. Dekan Çalışıcı, sunumunda; Fakültenin akademisyen ve öğrenci profili, ders programları ve çıktıları, yeni müfredat çalışmaları, yeni dönemde OMÜ’yü tercih eden öğrencilerin istatistiki verileri, gelişim ile dönüşüme kaynaklık ve rehberlik edecek öngörü ve stratejileri paylaştı.

“YÖK’ün yetki devriyle müfredat düzenlemesi fakültelere bırakıldı”
2020 yılındaki akademik faaliyetler ve program çıktıları hakkında ayrıntılar sunan Dekan Prof. Dr. Çalışıcı “Program çıktılarını ve ders kataloglarını güncelleyip hepsini tekrar elden geçirdik. 2020 yılı Temmuz ayında Yüksek Öğretim Kurulunun (YÖK) yetki devriyle müfredat düzenlemesi, fakülte yönetimlerine bırakıldı. Dolayısıyla neler yaptığımız ve yapacağımıza dair ciddi anlamda bir çalışmamız var. Yüzde 50 alan eğitimi, yüzde 30 meslek bilgisi dersleri ve yüzde 20 de genel kültür dersleri olmak üzere ve bu çerçeveyi korumak kaydıyla müfredatın içeriğini bizler dolduracağız. Bu düzenlemeye uygun olarak da diğer üniversiteler, Millî Eğitim Müdürlüğü ve dış paydaşlarımızla yaptığımız çalışmalar mevcut. Hatta nasıl destek olabilirler diye Ziraat Fakültesiyle görüştük.” dedi.

“Yeni müfredatın biçimlenmesinde öğretmenlerin görüş ve önerilerinden yararlanacağız”
8 aktif bölümle eğitim-öğretime devam ettiklerini belirten Dekan Çalışıcı, aktif olarak 4 bin 740 öğrenciye sahip olduklarını, bu dönem itibarıyla da 4 bin 200 civarında öğrencinin Fakülteye kayıt yaptırdığını söyledi. Sunumunda ayrıca, 2020 yılında bölümlerdeki öğretim elemanlarının ulusal ve uluslararası yayın sayıları, Fakültenin düzenlediği sempozyum, panel vb. akademik etkinliklerden bahseden Prof. Dr. Çalışıcı, mevcut programların yenilenmesi hususunda bir mutabakat aradıklarına işaret ederek şunları ifade etti: “Millî Eğitim Müdürlüğünden yetkililerle görüştük. Millî Eğitimde çalışan aktif ve başarılı öğretmenlerden mezun verdiğimiz her bir program bazında görüşler alacağız. Bu görüşmelerimizi de çalıştay formatında daha kapsamlı hâle getirip MEB’teki öğretmenlerimizi Fakülte akademisyenlerimizle buluşturmayı planlıyoruz. Yani müfredatın biçimlenmesinde öğretmenlerin fikirlerinden yararlanacağız. Dahası, Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin, görüş ve önerilerini de bizlerle paylaşmalarını isteyeceğiz. Örnek vermek gerekirse dijital teknoloji yeterliliğinde öğrencilerimizi daha iyi yetiştirmeliyiz çünkü bu alanda eksiklerimizin olduğunu fark ettik. Zaten pandemi sürecindeki uzaktan eğitimde de bu eksikliği gördük. Dolayısıyla yeni müfredatımızda öğrenci ve akademisyen yeterliliklerimizi üst seviyeye çıkarma amacındayız.”

“Tercihlerde OMÜ ilk 3’te yer almalı”
Ardından Üst Yönetim olarak eğitim revizyonu hakkındaki hedeflerini aktaran Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal da mevcut sistemi kabullenmek yerine, dünyadaki değişen bilgi teknolojileri ve bu alanla ilgili yöntemleri dikkate almak suretiyle bu revizyonu hayata geçirmek istediklerini dile getirdi. Eğitim Fakültesinin revizyon sürecinde görünür olmasını ve öne çıkmasını istediklerini vurgulayan Rektör Ünal, devamında “Eğitim Fakültesinin eğitim konusunda öneriler sunmasını bekliyoruz. Bu noktada strateji geliştirirken kullandığımız bazı parametreler söz konusu. Bunun en başatı ise istihdam alanının beklentisini karşılayan bir mezun yeterliliği ve biz bunu çok önemsiyoruz. Burada istihdam edilecek olanın yani mezunun ve üst iradenin yani devletin bir beklentisi var. Bütün bunları göz önüne alarak öğrencinin yeni bir yeterlilikle yüzleşmesi gerekiyor. Bilinçli bir öğrenci, eğitim alacağı bölümü tercih ederken ‘Ben şu vasıflara sahip bir fizikçi yahut matematikçi olarak mezun olacağım’ diyebilmeli. Eğitim Fakültemiz, Türkiye’nin en eski ve köklü fakültelerinden biri olmakla birlikte Üniversitemizin kurucu fakültelerinden biri konumunda. Hâliyle nitelikli eğitim sunmak için bilinçli tercihi önemsiyoruz. Yani öğrencinin tercihleri arasında OMÜ ilk 3’te yer almalı. Örneğin Türkçe Öğretmenliğinde birinci tercih olarak yerleşen öğrencilerin oranı yüzde 30, bu hakikaten güzel bir tablo. Bizler de zaten ilk tercihte yüzde 35 bandını öngörüyoruz. Bu oranın uzağında olan bölüm ve programlar için de bir vitrin düzenlemesi yapacağız.” diye konuştu.

"Eğitim Fakültesi kendini göstermeli"
‘Girişimci Üniversite’, ‘Yeşil Üniversite’ gibi sıralamalarda sıçrama yapmak için taahhütleri yerine getirmek zorunda olduklarını vurgulayan OMÜ Rektörü, bu kriterlerle ilgili olarak Eğitim Fakültesinin rol ve sorumluluklarına değinerek “Bu doğrultuda Eğitim Fakültesinin bir uzman görüşünün olması ve buna yönelik bir rapor hazırlaması gerekiyor. Yani Fakültemiz öncü ve girişimci olmalı ve bizler de zaten bu hususlarda kendilerine başvurmak arzusundayız. Hasta olduğumuzda nasıl Tıp Fakültesi akla geliyorsa eğitim söz konusu olduğunda bu fakültemiz kendini göstermeli. Örneğin yayın konusunda Eğitim Fakültesinin müthiş bir potansiyeli var. Belki de atıf alma şansı en yüksek yayın alanlarına sahipsiniz. Deyim yerindeyse yürüyebilenin, oturanı kaldırması lazım. Sadece yürüyenin koşmasını bekliyoruz ancak yürüyen aynı zamanda oturanı harekete geçirmeli. Nisan ayı gibi bu süreçle alakalı bir görüş çıkmasını bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

''YÖK’ün yetki devri sizler için bir fırsat''
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fehmi Yazıcı ise YÖK’ün yetki devrini önemli bir gelişme ve fırsat olarak nitelendirerek revizyona ilişkin “Artık YÖK’ün bu kararıyla bütün sorumluluk ve uygulamalar size ait olacak. Mesela YÖK’ün çerçeve yeterlilikleri var ama bunlara bağlı kalmadan gerçek manada ‘Öğretmen nasıl seçilmeli?’ noktasını da bu sürece ekleyerek hareket edilmelidir diye düşünmekteyim. Öğretmenlik yetenek işi, herkes öğretmen olamaz. Bu detayları göz önüne alarak çalışmalarımıza yön vermek durumundayız zira eğitim çok ciddi bir iş. Bu süreç tamamen sizlerin ellerinde olgunlaşacak. Öte yandan YÖK’ün yetki devri de bu anlamda sizler için bir fırsat.” ifadelerini kullandı.

“KPPS için müfredata dersler ekleyebilir hatta kurslar verebilirsiniz”
Toplantıda söz alan bir diğer Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Sancak, bilimsel yayınların teşvik edilmesi ve öğretmen istihdamında önemli bir faktör olan Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) atıfta bulunarak “Aynı gerçekliği Tıp Fakültesinde biz de yaşıyoruz. Biliyorsunuz, Tıp eğitiminden sonra mezunlar Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’na (TUS) giriyorlar. Sistem böyle işliyor, sizler de bu anlamda KPSS için müfredata seçmeli dersler ekleyebilir hatta kurslar verebilirsiniz. KPSS’yi çok iyi analiz edebilecek akademisyenleriniz var. Böylelikle KPSS’de başarı oranımız daha da yükselebilir. Bu girişimler, OMÜ’nün tercih edilebilirliğine olumlu yansıyacaktır kanaatindeyim.” açıklamasında bulundu. Toplantıda daha sonra Eğitim Fakültesi bölüm ve ana bilim dalı başkanları, revizyon hakkındaki izlenim, fikir ve değerlendirmelerini Google Meet uygulaması üzerinden OMÜ Üst Yönetimiyle paylaştı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.