• BIST 108.392
  • Altın 142,892
  • Dolar 3,5320
  • Euro 4,1199
  • Samsun 28 °C
  • Ankara 35 °C
  • İstanbul 21 °C
  • KOMBİNELER SATIŞA ÇIKTI 
  • ÇAĞRI ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI
  • ÇARŞAMBASPOR TOPBAŞI YAPTI 
  • KOMBİNELER SATIŞA ÇIKTI 
  • ÇAĞRI ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI
  • ÇARŞAMBASPOR TOPBAŞI YAPTI 

“ZAMÂN, ÂHİR ZAMÂN”DIR; SÖYLER, “EL-ÂMÂN!.. ÂMÂN!..”

Ali Kayıkçı

*      “Yiyin, için; isrâf etmeyin!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Âraf Sûresi, âyet 31) 
*     “ Ey insanlar! Rabbinizin azâbından korkun. Muhakkak Kıyâmetin zelzelesi (sarsıntısı) pek büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, analar emzirdikleri çocuklarını bırakıp unutur, hamile kadınlar çocuklarını düşür. O günün dehşetinden sen insanları sarhoş bir hâlde görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allahü teâlânın azâbı çok şiddetlidir.” “Kıyâmet muhakkak gelecektir. Bunda hiç şüphe yoktur.”,  (Kur’ân-ı Kerim; Hac Sûresi, âyet 1-2,  7)
*     “O gün (Kıyâmet günü) dost dostunu (akrabâ akrabâyı) azâbdan kurtaramaz. Ancak Allahü teâlânın merhameti ve izni ile bir mü’min bir mü’mine şefâat edip, azâbdan kurtarabilir. Allahü teâlâ Azîz’dir. Azâb edilmesini emrettiğine kimse yardım edemez.l Rahîmdir, merhamet olunmasını emrettiğinden de merhametine kimse mâni olamaz.!” (Kur’ân-ı Kerîm; Duhân Sûresi, âyet 11-12)
*     “Kıyâmet, kötü insanlar üzerine kopar (İyi insanlar bulundukça, Allahü teâlâ Kıyâmeti koparmaz)”, “Yeryüzünde Allah diyen bir kimse kalıncaya kadar Kıyâmet kopmaz.”, On büyük alâmet görülmeyince Kıyâmet kopmaz. Bunlar: Duhân (duman), Deccâl, Dabbet-ül arz, güneşin batıdan doğması, Îsâ aleyhisselâmın gökten inmesi, Ye’cüc ve Me’cüc’ün çıkması, doğuda, batıda ve Arabistan’da yer batması, bunlardan sonra Yemen’den bir ateş çıkıp, insanları bir araya getirmesidir.”, “Âhir zamanda fitne ve belâ devamlıdır.”, “Bir zaman gelecek ki, ümmetimde (bana tâbi olanlarda, uyanlarda) Müslümanlığın yalnız adı kalacak. Mü’min olanlar (inananlar) yalnız birkaç İslâm âdetini yapacak. Îmânları kalmayacak. Kur’ân-ı Kerîm, yalnız okunacak, emirlerinden ve yasaklarından haberleri bile olmayacak. Düşünceleri yalnız yiyip içmek olacak. Allahü teâlayı unutacaklar. Yalnız paraya tapınacaklar. Kadınlara köle olacaklar. Az kazanmak ile kanaat etmeyecekler. Çok kazanınca, doymayacaklar.”, “Allahü teâlâdan korkun ve akrabanızı ziyâret edin! Onlara yardım edin! Çünkü sıla-i rahm, sizin için dünyâda bereket, âhirette ise günâhlara mağfirettir. Sıla-i rahm, ailede muhabbetin, malda servetin artmasına ve ömrün uzamasına sebeptir.”   (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*     “Mü’minlerden ubûdiyyette kusur edenlerin nevileri muhtelif olur. Bazısını namâzı reddeder. Zirâ bir kul, namâzını horoz yem yer gibi çabuk çabuk kılarsa, namâzında hırsızlık etmiş olup, onun namâzı eski bir bez parçası gibi toplanıp, yüzüne vurulur. Sonra, der ki, (Sen beni zâyi ettiğin gibi, Allahü azîmüşşân dahi, seni zâyi etsin!) Bazı kimseyi zekâtı reddeder. Zirâ o kimse, zekâtını (Filan kimse tasadduk ediyor, zekâtını veriyor) desinler için verirdi. Ve çok defa zekâtını nisvâna verirdi ki, maksadı onların muhabbetini celbetmek idi. Bazı kimseyi dahi orucu reddeder. Zirâ o kimse, yemekten 
oruç tutmuş, lâkin kelâmdan, günâh işlemekten imsâk etmemiş kaçınmamış idi. İşte bu oruç hüsrândır. Bu yolda iken, oruç ayı çıkar. Hakîkat hâlde, oruç tutmamış olur. Bazı kimseyi dahi hac reddeder. Zirâ o kimse, hac etmiş amma filân kimse hac ediyor desinler için yahut habîs (haram) mal ile hac etmiş idi.” (İmâm-ı Gazâli “rahmetullahi aleyh”-Kıyâmet ve Âhiret; İhlâs A.Şti Yy. İst. 1985, s. 15)  
*    “İnsanlar idealleri için, hayvanlar ise menfaatleri için mücadele ederler.” (Fransız Sosyolog Gusteve Le Bon)  
*     “İnsan denilince akla ideal gelir.” (Hüseyin Cahit)*  
   “İdealdir veren insana güç-kuvvet/İdealsiz bir cemiyet yahut millet,
Rüzgârın önünde savrulan yapraktır/İster var say onu, ister yok kabul et” (Lâedri) 
       
S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
“Eğitimci, Gazeteci -Yazar Prof. Dr. Ahmet Sevgi” tarafından kaleme alınan “Kültür-Sanat Yazıları” (Palet Yayınlar, Konya- Mart 2014) adlı eserin 105. sayfasında oldukça dikkat çekici bir tespit vardır. Burada aynen şöyle denilmektedir:  
“Günümüzde ‘tüketmek’ ifadesini –örnek cümlelerde de görüleceği üzere- daha çok ‘yiyip içmek’ anlamında kullanıyoruz: ‘Günde en az beş litre su tüketilmelidir.’, ‘Doktorlar bol bol sebze ve meyve tüketilmesini salık veriyor’, ‘Unlu mâmuller tüketiminde büyük artış var.’ 
Peki, ‘yeme-içme’ yerine niye ‘tüketme’ fiili kullanılıyor acaba? Çünkü bizim kadim kültürümüzde ‘yemek-içmek’ beraberinde ‘israf etmeme’yi de getirdi. ‘Yiyin, için; isrâf etmeyin!’ (Âraf Sûresi, Âyet: 31) buyruğu asırlardır bu milletin hafızasında yer etmişti ve ‘yemek-içmek’ hemen isrâf etmemeyi çağrıştırırdı. Oysa ‘tüketme’nin böyle bir fonksiyonu yok. Tüketim ekonomisi ‘yemek’ ve ‘içmek’ fiillerini unutturarak bir bakıma ‘isrâf’ın kapısını aralamış oldu. Dindarlar arasında bile ‘isrâf’ın esamisinin okunmaz hâle gelmesini başka türlü nasıl izah edeceksiniz? Bir diğer örneğimiz de ‘inanç turizmi’…”  
Biz de Sn. Ahmet Sevgi hocamıza yerden göğe kadar hak veriyor ve diyoruz ki:
    = = = * = = =
“Yemek-içmek”ler gitti, şimdi “tüketmek” oldu;
“Sıla-i rahm”ler de yok, şimdi “inanç turizmi”;
“Allah râzı olsun”lar, sorarım şimdi n’oldu?
“Hayır-hasenât”lar yok, şimdi batının “…izm’i”;
“Kapital-materyal”le, çepe-çevremiz doldu…

“Allah” adın niye yok, sözde “Tanrı… Tanrı…” der; 
Bir “mucize” lâfıdır, orda-burda hep söyler;
“Besmelesiz” yemek yer, “bodom-bodom” su içer…
“Hayır-hasenat”ı yok, günün “materyalizm”i;
“Özal’lar” köprü yapar, ordan da “kartsız” geçer…

“Komşuluk”lar hep bitti, gözler şimdi hep “cep”te;
“Okulda test çözümü”, “reklâmlar artık kep”te;
“Mâneviyat” ararsan, o da kaldı “mektep”te…
“Toto-Loto” çıkarsa, “faiz” yemek “caiz” mi?
Bu kadarcık “eşek”lik, aranmaz her “merkep”te…

“İnsan ideal” için, “hayvan menfaat” için;
Yaşar bunu bilelim, başka fikri hep geçin!
“Arkadaş” arıyorsan, “Allah!” diyeni seçin!..
“Hayır-hasenât” ehli, bilmez “emperyalizm”i;
“Osmanlı 6 asır, var oldu” acep niçin?..

KAYIKÇ’Ali “ahvâl” bu; “zamân, âhir zamân”dır;
Sen dahi “El-âmân!” de, her hâli pek “yaman”dır;
“Söz” verip tutanı az, “alacaklı duman”dır…
“Hayır-hasenât” ehli, öğrendi “düalizm”i;
“Kıyâmet vakti” yakın, beklenen de “Duhân”dır… 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim