• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Samsun -2 °C
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi

Yerel yöneticilerimizden taleplerimiz

Hasan Özduman

Samsun"da mukim bir vatandaş olarak ilimizde gördüğüm ve yıllardan beri beni üzen, her karşılaştığımda içimde sıkıntı yaratan bazı problemleri dile getirmek istiyorum. Bunların bir kısmı Valilik, bir kısmı da Belediyelerin sorumluluk ve yetki alanlarına giriyor olabilir. Bizler duyarlı bir vatandaş olarak demokrasi gereği haber vermek veya rahatsızlığımızı dile getirmek zorundayız. Gerisi yöneticilere kalmıştır. Şöyle ki :

1-Atatürk Kültür Merkezine her gittiğimde konferans salonlarına girip çıkmanın, yerleşmenin ne kadar işkence olduğunu görüyor ve yaşıyorum. Oturma koltukları, sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru hiç ara geçitler verilmeden, koridorlar oluşturulmadan, bitişik bir şekilde yerleştirilmiştir Salonun bir tarafından öbür tarafına geçmek mümkün değildir. Orta koltuklara ulaşmak, ulaşıldıysa oradan  seyirci varken çıkmak mümkün değildir. Ön ve arka koltuklar arasındaki mesafenin darlığı da geçişi ayrıca zorlaştırmaktadır. Ne yapılabilir ?  30-40 koltuk iptal edilerek salonun ortasından artı şeklinde bir koridor açılabilir. Salon dört bloka ayrılabilir. Böylece dolaşım ve yerleşim kolaylaştırılabilir. Zamanında Anakent Belediyesi İş merkezi (Tedaş"ın olduğu bina) müstakil bürolar şeklinde yapılmış, ama  onlarca büronun hiç birisine lavabo konmadığından değerleri ve talepleri azalmıştı. Tabi çok masraf gerektirdiğinden öylece kaldı. Kamu binalarının böyle sahipsizlik gibi bir şanssızlığı var galiba.

2-Samsun otogarının iç yazıhanelerinden dış peron kısmına çıkışı sağlayan üç tane kapısı var. İkisi,hilal şeklindeki binanın iki baş tarafında, bir tanesi de ortada bulunuyor. Eğer bu kapılara yakın yazıhanelerden birinden bilet almışsanız dışarıya çıkmanız kolaydır. Eğer iki kapı arasına tekabül eden bir yazıhaneden bilet almışsanız ve biraz da geç kalmışsanız, yandınız. O ağır valizlerinizi dolaştırmak da cabası. Ölçmedim ama kapılar arasında herhalde 50-60 metre mesafe var. Aralarına birer kapı daha konularak,yani kapı adedini beşe çıkarmak suretiyle bu sıkıntı aşılabilir.Esasen terminalin ön giriş kapıları da küçük olduğundan yetersiz kalabiliyor, eşyalar bazen sığmıyor .

3-Samsunun en önemli sorunlarından biri de otoparkların yetersizliğidir. Araç çok, mekanlar ise azdır. Ben burada ücretli otoparklardan ziyade, ücretsiz otoparklardan bahsedeceğim. Belediye, sağ olsun Samsun" un sahil taraflarını temizledi, düzenledi,güzelleştirdi. Geniş, güzel, ferah gezi ve dinlenme alanları oluşturdu. Vatandaşlar ,oturuyor, dinleniyor,  vs. Artık dünyada ikinci bir vatandaş türü oluşmuş durumda.Ulaşım araçları. Bunu kabul etmeliyiz.Her ailede bir veya iki tane otomobil var. Bunları nerelerde barındıracağız? Özellikle şehir merkezlerine gelindiğinde vatandaş bunları ne yapacak?  Belediye bu alan düzenlemelerinin içinde otoparklar da yapıyor, ama bunları ya kendisi ücretle işletiyor veya birilerine kiraya veriyor. Yani yapılanlar rant amaçlı. Ben diyorum ki, öyleyse bunlar bizim için yapılmıyor. Her yerde karşımıza bir bariyer çıkıyor. Paralı otoparka girmeye mahkûmsunuz. Aracınızla ne düğüne, ne hava almaya, ne de yabancılar pazarına alışverişe gidemiyorsunuz. Mutlaka otoparklara ücret ödemek zorundasınız. Az ödemek için de programınızı kısa kesmek zorundasınız. Ücretli otoparklar belediyeye veya birilerine çalışıyor. Ben bir vatandaş olarak şunu soruyorum : Bu konuda bizim için ücretsiz ne yapıyorsunuz? Vatandaş ben Samsun"da aracımı ücret ödemeden bir yere bırakamayacak mıyım? Ücretsiz geniş otopark alanları bırakmayacak mısınız? Araçlara özgürlük tanımayacak mısınız ? Ne zaman ?

4-Hava yolculukları artık kara yolculuklarına dönüşmek üzere.Hava alanlarında otogardan fazla yolcu var. Seyahat edenlerin adedi gün geçtikçe artıyor . Çoğu insan hava yolunu tercih ediyor. Ama hava alanına gitmek için Havaşın otobüslerine binmek zorundasınız. Belediye bu hat"a ne zaman otobüs koyacak bilemiyoruz. Çarşamba-Büyüklü"ye kadar giden otobüsler ( sanıyorum 30 km.)  neden hava alanına da verilmiyor Bir çok ilde var. 10-12 km. mesafeden Havaş 8 tl. ücret alıyor. Terme 57 km.  5Tl.   Belediyeden bu hizmeti de bekliyoruz .

5-Vatandaş yıllardan beridir halk ekmek yemek istiyor. Ve Belediyelerden bu konuda girişim ve verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyor, ve gerçekten halkın yanında olmalarını istiyor.

6-Yine gerek şehir merkezinde gerekse Atakum istikametine giderken ve gelirken, bölünmüş yolların ortasında yer alan toprak refüjler ağaçlandırılmıştır. Güzel bir uygulama. Ancak bakıyorsunuz ağaçlardan biri palmiye, sonra çam geliyor, sonra çınarlar ,daha sonra başka bir tür. Birinin boyu 1 metre, diğerininki 3m., sonraki 2m., sonra 4m.lik. Kimilerinin arasında 1m. mesafe var, kimilerinin 3m., bazılarının arasında daha fazla. Bir ahenk ve estetik yok, çirkin bir manzara.  Bizim belediye başkanları sık sık yurt dışına çıkıyorlar. Oralarda gezi yapıyorlar da acaba hiç gözlem ve inceleme yapmıyorlar mı ? Paris"te Şanzelize (Champs-Elysées) caddesini görmüştüm  Sağlı sollu tek tip kocaman ağaçların, boy,aralık ve türlerinin, birbirlerinin adeta fotokopisi olduğunu, nasıl insan gibi,tek tip tıraş edildiğini orada görmüş ve hayran kalmıştım. Başka ülkeleri de gezdiğiniz zaman aynı güzellikleri görüyorsunuz. Bizim, millet olarak ağacı ve suyu, bir medeniyet aracı olarak yaşam alanlarımıza sokmasını beceremediğimizi görüyoruz. Bu konuya da önemle dikkat çekmek isterim. Bu ve benzeri yerler her an göz önünde olan yerlerdir.

7-Cadde ve sokaklarımıza gelince asfaltın ortasında yer alan rögar kapaklarının yıllardan beri neden elden geçirilmediğini bir türlü anlayamıyorum. Kimileri 15 cm. derinde, kimileri 5-10 cm. yukarıda  kimisi yamuk; menfezler ise derinde kalmış; aracınızla giderken buraları fark etmişseniz zikzak çizmelisiniz, edememişseniz tekeriniz veya ön takımlarınız Allaha emanet. Tabii diğer çukurlar da cabası. Yaya kaldırımlarına gelince, parke taşlarının çoğu yerlerinden kopmuş,oynuyor. Yağmurlu havalarda seksek oynuyoruz. Yanlışlıkla kopuk taşa bastıysanız, çamurlu sular yüzünüzden başlayarak tüm üzerinizi berbat eder. Asfalta inerseniz orada da su gölleriyle karşılaşırsınız.Araçlar sıçratır. Parke veya kilit taşlarının kimi kırılmış, kimi çökmüş, kimi tümsek oluşturmuş.Yaya kaldırımlarının mutlaka parke taşlarından mı yapılması gerekiyor acaba? Asfalt türü malzemeden, renkli de olabilir, dökülemez mi? Amerika keşfedileli asırlar olmuş sayın yöneticiler ! Saygılarımla.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim