• BIST 89.113
  • Altın 146,590
  • Dolar 3,6409
  • Euro 3,9288
  • Samsun 15 °C
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’

YAZDIK YİNE YAZACAĞIZ!.. 2

Ali Kayıkçı

Bu hikâyeyi şunun için naklettik: Bâzı yazar, hâtip ve ilâhiyat kökenli hoca efendiler; çoğunlukla da Kurban Bayramı yaklaşırken “kurban”dan bahsederken, konuyu Hazreti İbrahim “aleyhisselâm”a getirmekte ve Kur’ân-ı Kerîm’in En’âm Sûresi 74. âyetindeki “Ve iz kaâle İbrâhiyme liebiyhi Âzere… (Hani İbrahim atası Âzer’e ‘Sen kendine putları ilâh mı ediniyorsun? Muhakkak ben seni ve kavmini açık bir dalâlet içinde görüyorum’ demişti.) şeklindeki ifâdesinden, bu büyük peygamberin babasının ve dolayısıyla da Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”in, büyük-büyük babası olan bu şahsın putperest olduğunu söyleyebilmekte ve peygamberler halkasına olduğu gibi “Resûlallah’a da iftira” edebilmekte, dolayısıyla da O’nu “yalancılıkla itham” eyleyebilmektedirler…
Bu “iftiracılar”ın en meşhurlarından biri de bir dönem CHP’den milletvekili olmuş, yeni bir partinin Genel Başkanlığı’nı üstlenmiş, daha sonra da bundan ayrılmış, medyatik şahsiyetlerden Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’tür. Onun Hürriyet Gazetesi Yayınları arasında çıkan “101 Soruda İslam Ahlakı” isimli, içinde “îmânî ve îtikâdî yönden” daha pek çok yanlış bulunan “Ramazan armağanı” kitapçığının 42. sayfasında, “İbrahim bir peygamber olmasına rağmen, babası putperesttir” sözüyle ‘Peygamberler Şeceresi”ne iftiralar savurmaktan çekinmemektedir…
Gerçi; başta Tibyan ve Elmalılı Hamdi Yazır gibi bâzı meşhûr meâl ve tefsirlerde de “İbrahim babası Âzer’e” ifâdesi mevcutsa da “İbrahim’in öz babası putperestti” ibaresi doğrudan geçmemektedir. Bu durum; Tevbe-114, Enbiyâ-52, Şuarâ-70, 86; Sâffât-85 ve Zûhruf 26 için de aynen söz konusudur. Yani bu âyet-i kerîmelerde de “öz babası”ndan bahsedilmemektedir… 
Yukarıda “serlevha” hâlinde de belirttiğimiz gibi, başta “Altıparmak-Peygamberler Tarihi” (Hakîkat Kitabevi Yy. İst. 1982, s. 159) olmak üzere pek çok muteber eserde, işin doğrusu bildirilmekte ve  “Âzer, İbrahim aleyhisselâmın amcası ve üvey babası’dır. Öz babası değildir. İbrahim aleyhisselâmın kendi babası Târûh idi. Nemrûd taraftarı idi. Târuh ölünce; Âzer, İbrahim aleyhisselâmın annesini aldı. Böylece üvey babası oldu. (Senâullah Dehlevî)
Târûh ile Âzer, iki kardeş idi. Araplar, amcaya da baba derlerdi. (S. Abdülhakîm Arvâsî)”  denilmektedir. (Bkz: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye, s. 938 ve Türkiye Gazetesi Dinî Terimler Sözlüğü, c. 1, S. 36) 
Diğer taraftan; Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”in “Şecere-i Pâk-i Muhammedî” diye anılan “temiz soy kütüğü”nde; hep îmânlı insanlar, hep namuslu temiz kimseler vardır. Bu husus, Kur’ân-ı Kerîm’in Şuârâ Sûresi 219. âyetinde bizzat Cenâb-ı Allah tarafından şu şekilde haber verilmektedir: “Sen, yani Senin nûrun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.” 
  Allah Resulü de açıklamalarında, “Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücuda getirdi. Sonra bu kısımlarından en iyisini (Arabistan’da) seçti. Beni bunlardan vücuda getirdi. Sonra evlerden, ailelerden en iyisini seçip beni bunlardan meydana getirdi. O hâlde benim rûhum ve cesedim mahlûkların (yaratılmışların) en iyisidir. Benim silsilem, ecdâdım en iyi insanlardır” (Müslim) ve “Her asırdaki insanların en iyilerinden dünyaya getirildim” (Buharî) ve “Dedelerimin hiçbiri zina etmedi. En iyi babalardan, temiz analardan geldim. Dedelerimden birinin iki oğlu olsaydı, ben bunların, en iyisinde bulunurdum.” (Mevahib) ve “Hazret-i Âdem’den babama kadar hep nikâhlı ana babadan geldim. Ben ecdat olarak sizin en hayırlınızım.” ve “Soy bakımından da insanların en şereflisiyim. Öğünmek için söylemiyorum” (Deylemî) şeklinde buyrulmaktadır.
“Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü” tarafından yayınlanan “Hz. Peygamber’in İzinde; Ankara-2015, 298 s.” adlı eserin 19-20. sayfalarında geçen, “Resûl-i Ekrem’in, peygamberler içinden seçtiği dost, Allah dostu İbrahim (aleyhisselâm)dır. “Her peygamberin diğer peygamberlerden bir dostu vardır. Benim dostum ise atam ve Rabbimin dost edindiği (İbrahim)dir.” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 3) 
 Beydavî Tefsiri’nde de konu hakkında şu bilgiler verilmektedir: “Azer kelimesinin baba kelimesinin atf-ı beyanı olduğu; yani bir kimsenin iki ismi olup, birlikte söylenmesi durumunda, birinin meşhur olmadığı, ikincisinin meşhur olduğu anlaşılır demekte ve meşhur olmayan birincisindeki kapalılığı açıklamak için ikincisi söylenir. Hazret-i İbrahim aleyhisselâm da iki kimseye baba demektedir ki bunlardan birincisi kendi öz babası, diğeri ise üvey babası ve amcası olan Azer’dir. İcaz, belagat ve fesahat kaidelerine göre âyet-i kerimenin mânâsı, “İbrahim, ismi Âzer olan babasına dediği zaman” demektir ki böyle olmasaydı, sadece “Azer’e dediği zaman” veya “Babasına dediği zaman” şeklinde söylemek yetişirdi. Eğer Azer kendi öz babası olsaydı ‘babası’ kelimesi fazla olurdu. Türkçede bile (Babam Ali geliyor) denmez. (Babam geliyor) denir. Ama meselâ kayınpederi de varsa, hangisi olduğunu belli etmek için, (Ali babam geliyor) denebilir. 
Kur’ân-ı Kerim’de amcaya, ‘baba’ denilmektedir. Hazret-i İsmail, Hazret-i Yakup’un ‘amcası’dır. Fakat Kur’ân-ı Kerim’de, (Amcan İsmail) denmiyor, “Baban İsmail) deniyor. Tefsirlerde; Kur’ân-ı Kerim’de, amcaya baba denildiği bildirilmektedir. Peygamber Efendimizin yaşlı köylüye, amcaları olan Ebu Talip’e ve Hazret-i Abbas’a da baba dediği, çeşitli muteber kitaplarda yazılıdır. 
Yalnız Araplar değil, çeşitli millerde de amcaya, üvey babaya, kayınpedere ve yardımsever zatlara ‘baba’ demek âdettendir.
Ülkemizde bunun yanında insanlara iyilik eden, onları himayesine alan kimselere de mecaz olarak ‘Baba adam’, “Fakir babası” dendiği hepimizce malûmdur. Hatta yaşlı kimselere de ‘Baba’ dendiği bilinmektedir. 
İmam-ı Süyutî Hazretleri, “Kitab-üd-derc-il-münife” isimli eserinde, “Âzer’in, Hazret-i İbrahim aleyhisselâmın amcası” olduğunu, vesikalarla ispat etmektedir. (Bkz: M. Ali Demirbaş-Türkiye Gazetesi, 15–16 Nisan 2007, s. 17)         
        * * * * *    &  * * * * *   &  * *  * * *
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bütün bu özet bilgileri aktardıktan sonra bir kere daha diyoruz ki: Boş unvanlara aldanmadan, ilmî yetersiz kalemşorlara kanmadan ve o büyüklere dil uzatıp da nar-ı carimde yanmadan kendimize gelelim ve işin doğrusunu bilelim; söyleyelim, yayalım…
Bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı baş başa bırakıyoruz.
Kalbî sevgi ve saygılarımızla… 
Âzer Peygamber emmisi/Sonra üvey babasıdır.
Resûl demiş en iyisi: Târûh nûr’un halkasıdır…  

Doğru tefsir, doğru kitap/Yerinde olmalı hitap;                                                                                Yoksa îman düşer bîtap/Hadîs işin esasıdır…      

Soy babası, nikâh baba/Bir de okutan, Elif-Ba;
Asıl budur, üçlü halka/Üveylik baş belâsıdır…                                                                                                               
KAYIKÇI doğru îtikât/Doğru îman-hakîkat;                                                                                            Kesilmeli pür dikkat/ İhlâs, ilmin cilâsıdır…
         = = =  2 = = =
“Âdem” (*)’den gelen nûr, bir emânetti;
Taşındı durdu hep, sonunda kaldı;
“Abdülmuttalib”den, oğla devretti…
“O Muhammedî nûr”, yerini aldı;
“Allah Elçisi”nde, o alâmetti…

 “Âdem” (*)’den gelen nûr,  “iyi”de vardı;
“Îmânlı simâ”da, öyle parlardı; 
“Âmine” vuruldu, onu arardı…
    “Allah Elçisi”nde, o alâmetti;
    “Atadan oğul”a, zinciri sardı…

    KAYIKÇ’Ali der ki, doğru olan bu;
              “Nasıl öz baba”dır, dersin gâvuru;
    Okumak istersen, doğruyu oku!..
    “Allah Elçisi”nde, o alâmetti; 
    “Nesli pâk” idi hep, “Zemzem”den duru…
------------------------------------------------------------ 
(*): Âdem aleyhisselâm
======================================================================================

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim