1. YAZARLAR

  2. Adnan Bahadır

  3. VEFA VE Z KUŞAĞI
Adnan Bahadır

Adnan Bahadır

VEFA VE Z KUŞAĞI

A+A-

Hazreti Ali’ye ‘Sana kötülük yapacaklar.’ demişler, o ise “Hayır o kişi bana kötülük yapmaz çünkü ben ona iyilik yapmadım.” buyurmuş. Buradan da anlaşılacağı üzere insana kötülüğü iyilik yaptıkları yapmakta. Neden bu güzel sözle yazıma başladığıma gelince; benim için vefa kelimesi İstanbul’da bir semt adı değil, samimiyetin, insanlığın ve karakterin gereği olan bir duygunun ve davranış biçiminin adıdır. İnsan kendisine yapılan bir iyiliği unutursa veya yapana karşı vefa duymaz ise karakterinin ne olduğunu açık ve net bir biçimde ortaya koyar. Ben bu tür insanları hiç sevmedim, sevmemeye de devam edeceğim. Bundan iki üç yıl önce bir kurumun ilçe müdürlüğüne atanan bir arkadaşla ilgili o kurumun il müdürünün verdiği mücadeleyi bugün gibi hatırlamaktayım, hatta o günlerde bu minvalde bir yazı da kaleme almıştım. Bu arkadaşımız önce il müdürünün yerine gelebilmek adına bir hayli uğraş verdi. Başaramayınca yeni gelen il müdürü arkadaşın rahat durmayacağını anlamış olması sonucu olmalı ki nüfusu burada görev yaptığı ilçenin yarısına denk gelen ilçeye atanmasını sağlamıştır. Ancak arkadaş bu çok büyük bir mükâfatmış gibi topluma lanse edip, sanki il müdürü olarak atanmışçasına yemek programları yapıp şehre veda etmiştir.  Bu arkadaşımız zamanında başka bir kurumun başında olduğu dönemde karşısına çıkan insanlara karşı duruş sergilemek adına biz de elimizden gelen desteği vermiştik ama arkadaş vefa konusunda çok hassas olduğundan sosyal medyada üç beş hava cıva basarak şehri terek etmeyi tercih etmesi onun kişilik tercihidir. Yapacak bir şey yok. Allah yolunu açık eylesin der geçeriz.

Gelelim bir başka konuya. Son zamanların gündemden düşmeyen konularından birisi de Z Kuşağıyla ilgili yapılan yorumlar ve herkesin bu konudaki eleştirileridir. Bu konuda benim kanaati acizanem şudur; kimse yalandan başkalarında kabahat aramasın, sorun tamamen kendimizde. Biz, çocuklarımıza örnek olmaz isek o çocuklar nasıl yetişecek onu söyler misiniz? Bu konuda sevdiğim pek çok arkadaşımı da üzdüğümü biliyorum ama bir müslüman olarak doğruları yazmak zorunda olduğumdan kimse kusura bakmayacak, dost acı söyler. Evde çocuklarımıza namaz kılarak, oruç tutarak, zekât vererek ve güzel ahlaklı yaşayarak örnek olmaz isek o çocuktan Z Kuşağı da olur, deist de olur deyyus da olur. Arkadaşımın birinin bana sürekli olarak tarikatların şirk olduğu yönünde attığı paylaşımlardan çok rahatsız olmuştum. Ona günümüz tarikatlarında yaşanan sıkıntıları eleştirme konusundaki eleştirilerinde sıkıntı olmadığını ancak tasavvufu külliyen inkâr etmenin doğru olmadığını bir türlü anlatamamıştım. Adam bu konuları o kadar ileriye getirmişti ki camilerde mihrabın sağında Allah solunda Hz. Muhammed yazan tabelalardan dahi rahatsızlık duyduğunu söylemesi beni çileden çıkarmıştı. Kendisini defalarca uyarmama rağmen bana sürekli olarak bu tür videoları ve sosyal paylaşımları yollamaya devam edince ona dedim ki ‘Sen önce kendi çocuklarına bir bak bakalım ne kadar İslam’ı yaşıyorlar? Ondan sonra konuş.’ Arkadaş o gün bugündür benimle ilişkisini kesti ben de rahat ettim.
 
İman ettiğimiz kitap olan Kuran-ı Kerim’de “Lime tekulune ma la tefalün” yani ‘Yapmadığınız şeyleri neden söylüyorsunuz.’ buyrulmakta. Bizim işimiz Ahmet’i Mehmet’i eleştirmek değil, kitabımızın emrettiklerini yaşamak ve etrafımıza örnek olmaktır. Kendimiz her türlü hezeyanı yiyeceğiz ondan sonra da kalkıp vay efendim neslimiz mahvoldu, Z Kuşağı çok kötü, gelecek nesilden bir şey beklemiyoruz, ne olacak bu neslin hali söylemlerine sığınıp kendimizi aklamaya uğraşıyoruz. Kimse kimseyi kandırmasın. Belki birbirimizi kandırabiliriz ama Allah’ı asla kandıramayız. Evde namaz kılıp çocuklarımıza örnek olmayacağız, eşimizi çocuklarımızı İslam’a uygun tesettürlü yaşatmayacağız ama ‘Z Kuşağı yok mu bunlar ne olacak!’ diye etrafa palavra sıkacağız. Kimse kusura bakmasın da yok öyle yağma. Herkes önce kendine bakacak, kendisi ne yapmış, ondan sonra etrafına örnek olmaya çalışacak. Bir dönem mecidiyede Ramazan ayında oruç tutmadıkları halde yolda oruç tutmayanlara dayak atan gençlerden ne farkımız kalır. 

İslam eylem dinidir, söylem dini değildir. Kuran, hayat biçimidir kafaya konacak fötr şapka değildir. Dünya ve ahiret mutluluğu istiyorsan Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından uzak duracaksın, başka yolu yok bunun. Z Kuşağı dediğimiz bizim çocuklarımız değil mi? Deist dediğimiz çocuklar bu ülkeye ABD’den Rusya’dan veya başka ülkelerden mi geldiler? Zaman zaman internette başka ülkelerde yaşayan insanlarla ülkemizde yaşayan insanları kıyasladığımda acaba hangisi Türk demekten kendimi alamıyorum. Rabbim başta bana ardından herkese inandığı gibi yaşamayı nasip eylesin diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum