• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 21 °C
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 24 °C
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN

VAVİEN (2009)

Ahmet Ufuk Erkan

VAVİEN (2009)

(OTUZ İKİ KISIM TEKMİLİ BİRDEN)

 

Yönetmenler: Durul Taylan, Yağmur Taylan

Senaryo:         Engin Günaydın

Oyuncular:    Engin Günaydın, Binnur Kaya, Settar Tanrıöğen …

IMDB http://www.imdb.com/title/tt1558877/

 

                        1.kısım: Başlangıç kısmını seyrederken, film hakkında okuduklarım aklımda seyrediyorum. Burası Tokat olmalı, yani öyle yazmıştı gazetelerde. Bildiğim Tokat'a benzemiyor sokaklar. Sonra Samsun macerası var; ora da Samsun'a benzemiyor. Zira ben, bildiğim tüm şehirleri, yatakhanesiyle, batakhanesiyle bilirim…

 

                        Bir de kafayı şunlara takıyorum: Hiç mi kasap yok bu beldede? Ya da borç yazdırılan bir bakkal yok mu? Bunlar, öyle bir yerin olmazsa olmazlarıdır.

 

(Hiç mi kasap yok, derken, aklıma Reha Yurdakul geliyor. Bu beldenin kasabı olabilirdi. Rol icabı asık yüzüyle, şöyle ağaçtan yapılma et keseceğine, o kütüğe çarpardı elindeki satırı. Ya da baskülle biftek yapardı. Yine aynı tahtada eti döve döve… Ali Şen'den tam bir bakkal çıkardı. Müşteri gidince, kalemi diliyle ıslatır, biraz abartırdı borcunu… )

 

                        2.kısım: Bura Erbaa. Ki Tokat diye yazılmakta da haklı yani. Zira Erbaa Tokat'ın ilçesi.  Samsun meselesini de hoş gördüm. Diyelim ki benim bilmediğim bir yeri olsun Samsun'un. Ya da efendim, işte kurgu bir mekân olsun; ne çıkar ki? Yukarda kafama takılan her şeyi affettirecek bu film. Öyle görünüyor.

 

(Bu çocuklar, filmi yapanları kast ediyorum, ben çocukken hayatta değildiler. Siyah beyazlarla büyürken biz, yoktular. Müthiş güzel ve müthiş berbat filmlerle büyüdük. O berbat filmleri hâlâ özlüyoruz; özlüyorum… Berbat olduklarına kani olarak. Küçük Emrah bakışlı Kadir İnanır'a mahkûm büyüdü bizim nesil. Ormanda, aslanların büyüttüğü Cüneyt abinin düzgün kesim saçlarıyla büyüdü. Dersin ki ormanda kuaför var… Rol kokan rolleriyle Fikret Hakan…

 

Dedim ya, iyilerle de büyüdük. Bir Muzaffer Tema… Bir daha gelmez benzeri. Onder Somer? O en iyi kötü adam? Mühür gözlü Hülya Darcan? Hele benim, Türkan Şoray'la karıştırdığım Mine Mutlu? En yakışıklı çirkin, Yılmaz Güney… Danyal Topatan? Bu bir sorudur; Danyal Topatan?.. Elinde bir şey olmadığı zamanlara şu an bakınca, kötü dediklerin de iyi görünüyor. Yoksa niye aynı hazzı alayım bir Battal Gazi filminden? –Ama cidden kötüymüşler yav- )

 

                        3.Kısım: Kahramanımız Engin Günaydın. Rahmetli Gazanfer Özcan bir mülakatında O'nu övmüştü; haklıymış. Yerli Mr. Ripley gibi filmin başında. Kareler ilerlerken, aslına rücu ediyor. Şark kurnazı olup çıkıyor. Bizden biri. Vicdanı var. O'dan bir Mr. Ripley çıkmaz, çıkmıyor… Aslına rücu edip, adam olacak. İçindeki adamı uyandıracak…

 

                        Tekmili kısım: Türk sineması, Şener Şen'in keşfedilmesiyle ilerledi dersem, abarttın der misiniz? Arabesk, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni, Muhsin Bey, Züğürt Ağa, Amerikalı ve hele de Gönül Yarası… Lakin aklımda kalan, sanki Eşkıya değiştirdi her şeyi… Hangisi hangisinden önce bu filmlerin bilmiyorum. Bize ilk ayıltıcı tokat ne zaman atıldı bilmiyorum. Bir yerlere bakarak yazmak da istemem. İçten olsun için yazıyorum zira. Ama milat böyle başladı. Bu iddiamı sürdürürüm… Entel dantel filmlerden farklıydı. Böyle başladı tarih…

 

                        Anadolu Ripley'i, eline yüzüne bulaştırıyor yaptığını. Ve en çok unuttuğunu sandığı vicdanına bulaştırıyor. Celal, su kurnazım benim… Senden bir katil çıkmaz lan…

 

                        Mesut (Nedim Suri) aşığıyla buluşuyor, yığma duvarlardan atlayarak. Nasıl dayaklar yiyor kerata. Vazgeçilir mi? Geçmiyor… (Bu çocuğa da mim koyun. Değeri bilinirse büyür… ) O yaştaki her yeni yetme gibi alışkanlıkları. Babasının porno koleksiyonunu yokluyor ara sıra. Motoruyla taa Tokat'a kadar gidiyor bir sahnede. Bir yere sığamıyor. Evine de fazla gibi görüyor kendini. O, en zor yaşları, ruhun bedene isyan zamanlarını tam olarak görüyoruz O'nun yüzünde, tavrında…

 

                        Sevilay (Binnur Kaya), sevilmeyen damattan gizlenecek paraları saklıyor. Babası, sevmiyor damadını. Sevilay? Ölümüne seviyor, göreceğiniz gibi.

 

                        Cemal (Settar Tanrıöğen), Celal'in ağabeyi. Uygun yalanlar kuruyor. Kardeşinin “dostu”yla buluşmalarına yarayacak yalanlar… Öyle bir ağabey ki, kardeşi O'na en olmadık şeyi açıkladığında, tereyağından kıl çeker gibi çekiyor O'nu. Tabii ağzını burnunu kırmayı da ihmal etmeden…

 

                        Ahir ömrümde filmler izliyor ve siyah beyaz hayatıma ekliyorum. Ekliyorum ve rengârenk oluyor hayatım, renk ahenk oluyor…

 

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim