• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Samsun 7 °C
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 8 °C
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI

“UTANMA” ARAMA, “ ARLANMA” GİTMİŞ...

Ali Kayıkçı

         *"Şüphesiz ki Allah îmân edip salih amel işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. İnkâr edenler ise dünyâda zevk edip geçinirler. Hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer ateştir.” “Çünkü onlar Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimseler: Melekler, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak? Bu onların Allah’ı gazaplandıran şeylere uymaları ve O’nun rızâsına sebep olacak şeyleri beğenmemelerinden dolayıdır. Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır.”     (Kur’ân-ı Kerim-Muhammed Sûresi, âyet 12, 26-28’den)  
*“Ey îmân edenler!.. Şeytanın adımlarını takip etmeyin!.. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şüphesiz o şeytan çirkin ve kötü şeyler emreder…”  (Kur’ân-ı Kerîm-Nûr Sûresi, âyet 21’den)
*“Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yalnız ve yardımsız bırakır.” (Kur’ân-ı Kerîm- Furkân Sûresi, âyet 29’dan)
*“ Mü’min kadınlara söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, zînetlerini açmasınlar!..” (Kur’ân-ı Kerîm-Nûr Sûresi, âyet 31’den)
*“Yemin olsun ki asra, insan mutlak bir hüsranda; ancak, îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve  sabrı tavsiye edenler müstesna!  (Kur’ân-ı Kerîm; Asr Sûresi, âyet: 1-3)

*“Her nefs (canlı) ölümü tadacaktır.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet: 185)
*“Hayâ îmândandır. Îmânı olan Cennet’tedir.”, “Hayâ ile îmân, beraberdirler. Biri gidince, diğeri onu tâkib eder.”, ,“Örtülü olan çıplaklara ve erkek gibi giyinen kadınlara… lânet edildi.”, “Komşu kadına ve arkadaşların kadınlarına şehvet ile bakmak, yabancı kadınlara bakmaktan 10 kat daha günâhtır. Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan 1000 kat daha çok günâhtır. Zinâ günâhları da böyledir.”, “İnsanlar  uykudadır, ölünce uyanırlar.”, “İnsanlara vâiz olarak (öğüt ve ibret verici nasîhat edici olarak) ölüm yetişir.”, “Ölümü çok hâtırlayınız. Onu hâtırlamak, insanı günâh işlemekten korur ve âhirete zararlı olan şeylerden sakınmağa sebep olur.”, “Günâhından tevbe eden kimse, hiç günâh işlememiş gibidir.” 
 (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)   

*“Hayâsız insan, halk içinde çıplak oturan kimse gibidir.”  (Hz. Ebû Bekir “r. anh”)                
*  “Kul hayâ sâhibi olduğu zaman, hayırlı ve iyi işlere yapışır. Hayâ kalbe  yerleştiği zaman, nefsin arzû ve istekleri ondan uzaklaşır.” (Ebû Süleymân-ı Dârânî) 
*“Kızların, kadınların; başları, kolları, bacakları açık gezmeleri harâmdır. İnce, dar, süslü, renkli şeylerle örtünerek gezmeleri de harâmdır. Böyle gezenler, Allahü teâlâya âsî oldukları, günâha girdikleri gibi, bunların başında bulunan baba, zevc (koca), birâder ve amcadan hangisi, böyle gezmeye rızâ verir ise, bu da, isyân ve günâhta ortak olur.”  (Îmâm-ı Gazâlî; Kimyâ-i Seâdet)
*   “Hür olan kadınlardın ellerinden ve yüzlerinden başka her yerleri, bilekleri, sarkan saçları ve ayaklarının altı, namâz için Hanefî’de avrettir.” (İbn-i Âbidîn)    
*“Âdem “aleyhisselâm” cenâb-ı Hakka, (Yâ Rabbî! Ehl-i nârın ameli nedir?)  diye suâl     eyledi. Cenâb-ı Hak dahi (Bana şirk etmek ve gönderdiğim Resûl-i kirâmı tekzîb etmek ve kütüb-i ilâhiyyemde olan emr-ü nehyimi tutmayıp âsî olmaktır) buyurdu.”, “… Diğer bir fırka ise, avret yerleri gâyet büyümüş, cerâhat ve irin akar. Onların fenâ kokusundan etrâfta bulunanlar gâyet rahatsız olur. Bunlar, zinâ yapanlar ve başları, saçları, kolları, bacakları açık sokağa çıkan kadınlardır.” (Kıyâmet ve Âhiret-Îmâm-ı Gazâlî; İhlâs A. Şti Yy, İst. 1985, s. 7, 43)    
*“Kurallar insanlar içindir; ancak günümüz insanı, “özgür yaşam” (o ne demekse!) için kural mural tanımıyor! Havalar iyice ısındı, artık yaz geldi ya; etrafımıza baktığımızda, bilhassa kadınların giyim kuşamında, kılık kıyafetinde bir curcuna yaşandığına şahit oluyoruz…
Tesettürlüsü de tesettürsüzü de ne yapacağını şaşırmış vaziyette! Kimisi omzunu açmış, kimisi gerdanını, kimisi de sırtını!.. Ya “kapalı”ların, “inançlı”ların yaptığına ne demeli?!..
Parlak bir eşarp, janjanlı ve bütün vücut hatlarını belli eden bir pardösü!.. Parfümleri ha keza! Yanınızdan geçerken kokunun ağırlığından burnunuzun direği kırılıyor… Hele bazılarının caddede-sokakta fütursuzca sigara tüttürmeleri, çiklet çiğnemeleri ve dondurma yemeleri yok mu? Pek çirkin ve “hafifmeşrep” bir görüntü arz ediyor… Bir de yolda-belde, parkta, markette bir tanıdıklarıyla karşılaşmaya görsünler? Aman yâ Rabbi! Sanki evde kendi aralarında konuşuyorlarmış gibi rahat hareketler, kahkahalar, şakalaşmalar…”(Ahmet Demirbaş-Türkiye Gazetesi, 27.06.2012, s. 15)
*“Araştırmaya göre; dîni hassasiyeti en zayıf yaş aralığı 18-25 olurken, 5 vakit namâz kılanların oranı yüzde 24, Cumâyı kılanların oranı yüzde 31, hiç namâz kılmayanların yüzdesi ise 18, âhirete inananların oranı yüzde 81, inanıyorum ama şüphelerim var diyenlerin oranı ise yüzde 9 ve hiç inanmayanların ise yüzde 4. Halkın yüzde 65’i, son yıllarda toplumda bir ahlâkî çöküntü yaşandığını düşünüyor.” (Türkiye Gzt. 13.07.2015, s. 12) 
*”Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren/Bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren!..”, “Oyuncak sanmayın! Ahlâk-ı millî, rûh-i millîdir/Onun iflâsı en korkunç ölümdür: Mevt-i küllîdir.” (M. Âkif Ersoy)  

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Aralık 2015’te “Hem Okudum Hem de Yazdım/3 (Dil ve Millî Kültür konulu köşe yazısı-şiirler)” adını verdiğimiz seri kitâbımızın 360-361’nci sayfalarında da aynen bu başlık altında yayımlanan yazımızda, şunları demiştik:
Bilindiği üzere  “Ar: Utanma, mahcûbiyet, nâmus duygusu”;  “Hayâ” kelimesi de yine buna bağlı olarak “utanma duygusu, Allahü teâlânın râzı olmadığı çirkin şeyleri yapmaktan kaçınmak, başkalarının kötülemelerinden korkmak ve kötü iş yapınca utanmak” demektir. 
Bugün şehirlerimizde, giderek köy ve kasabalarımızda sokak ve meydanlara çıkan kadın ve kızlarımızın giyim ve kuşamları ile söz ve davranışlarına şöylece bir baktığımızda; maalesef o eskilerin uygulamalarını, hâl ve hareketlerini göremediğimiz gibi ağızlardan çıkan cümlelerin de geçmişlerde kullanılan ve hemen hepsi de birer nezaket ifadesi olan kelimelerden çok… çok uzak kaldığına şâhit oluyoruz…  Bu ve benzeri tenkîdleri;  sâdece din adamları değil, pek çok eğitimci yanında, anne ve babalar ile birlikte bir kısım şâir ve yazarlar da dile getirmekte ve gidişattan hiç de memnun kalmadıklarını onlarca yıldan beridir dile getirmektedirler… 

Diyoruz ve bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
- * - * - * - * -              
Utanma arama, arlanma gitmiş;
“El hayâ-ü îmân”, neden terk etmiş?
Kız-erkek eşitmiş(!), kimler fark etmiş?..
Bir zamana geldik, zaman mı suçlu?
Bu sırrı bilenler, kime zerk etmiş…

Utanma arama, arlanma nerde?
Nice suçlara o, kalkandı-perde; 
Bunca hapishâne, çâre mi derde?..
Bir zamana geldik, zaman mı suçlu?

Gezi’de çapulcu, evde sergerde…
Utanma arama, arlanma n’eymiş?
“El hayâ-ü îmân”, cevâhir şeymiş;
Bu yükü taşıyan, başını eğmiş…
Nerde o zaman, takvim mi suçlu?
Hanımlar sultanmış, erkekler beymiş…

KAYIKÇ’Ali der ki, bizde mi hatâ?
Kalemi vermeli, Âşık Ferhat’a;
Kirâmen yazsın, bunu berata!..
Zaman âhir zaman, asırlar suçlu;
Şurda ne kaldı ki, gayri Sırât’a…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim