• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 1 °C
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • TRABZON’DA KARADENİZ DERBİSİ
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • HASTA YATAĞINDA ÇARŞAMBASPOR AŞKI
  • TRABZON’DA KARADENİZ DERBİSİ
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • HASTA YATAĞINDA ÇARŞAMBASPOR AŞKI

Üstad bakiler'e açık mektup

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Uluslar arası Samsun
Şiir Günleri” dolayısıyla “misafir şâir” olarak şehrimize gelen, kıymetli dil ve söz ustası sayın Yavuz Bülent Bâkiler ile 22 Haziran 2008 günü şahsen tanışmak ve imzalı “Harman” isimli kitâbına kavuşmak nasip oldu.
 Ardından Üstâdın; yıllar önce yazdığı “Türkiye Gazetesi”nde tekrar yazacak olmasının sevincini tattık, sevenleriyle birlikte mutluluğunu yaşadık…
 O"nun; târihe, Türk-İslâm Dünyâsına ve özde millî kültüre yönelik şiirlerini; büyük bir haz ile okumak, güzel Türkçemizin dil zenginliklerini sayfalar arasında görmek, ele aldığı konu ile âdeta hemhâl olmak, duygu ve düşünce beraberliği yaşamak; insanın hayatında çok az tadabileceği bediî zevklerinden biri olsa gerektir…
 Ancak, 248 sayfalık orta boy büyüklükteki bu eserin 35, 56, 82,191-192 ve 216. sayfalarını okurken aynı zevki tadamadığınız gibi ister istemez sarsılıyorsunuz da…
 Bu sayfalarda ne mi var?..
 “Resim” ve “Türkistan” başlıklı şiirlerde;
 “Nerde tasa duymadan yaşadığım o günler/Bereketin nerde Tanrım, rahmetin nerde?” ; “Kimse duymaz çilesini tütmeyen ocakların/Tanrım ne olursun yüzümüze bak” ve “Tanrım, bir gün acaba diyebilecek miyim?/Vuslatın yüzüme nakışladığı nurla/Bir kardeş bahçesine uzanır gibi huzurla” demekte ve “Cenâb-ı Allah"ın Kur"ân-ı Kerîm"in muhtelif yerlerinde “Benim ismim Allah"tır. Beni Allah diye çağırınız. Allah diye ibâdet ediniz. Allah diye yalvarınız” diye buyurmasına rağmen O"na, kendi istediği ismi söylemeyip de, O"nun düşmanı olan kâfirlerin, O"nun en sevmediği ma"bûdlarına koydukları “Tanrı” ismi ile O"nu çağırmak, ne kadar yanlıştır.” Burada, bu yanlışa düşülmektedir.  Çünkü; “Allahü teâlânın isimleri çoktur. Sayısını bilmiyoruz. İsimlerinden 99"unu, Kur"ân-ı Kerîm"de insanlara bildirmiştir. Bunlara Esmâ-i Hüsnâ denir. Şeriatın bildirdiği isimler ile çağrılır ve onlar ile zikrolunur. Bunlardan başka isimler ile çağırmağa, zikretmeye izin verilmemiştir. Allahü teâlâya (Tanrı) demeğe izin yoktur. Yani Tanrı demek günâh olur.”
Çünkü; bir başka tehlike de, büyük İslâm âlimi 13 ciltlik Tefsir-i Kebir ile çeşitli kıymetli kitâpların sâhibi İmâm-a Fahreddin Râzî Hazretlerinin buyurdukları ve dikkat çektikleri üzere; Hıristiyanların, Hazret-i Îs⠓aleyhisselâm” için, “O Peygamber değildir, ilâhtır, tanrıdır” demiş olmalarından kaynaklanmakta ve onların kullandığı bir hitâp tercih edilmiş bulunmaktadır.
Bilindiği üzere (“Tanrı”, ma"bûd  demektir ve tapılan şeylerin hepsine denilmektedir. Allahü teâlânın ismi, Allah"tır, tanrı değildir. Hak olan, doğru olan tanrı, yalnız Allahü teâlâdır. Allah yerine tanrı demek, yanlıştır ve çok çirkindir.) (Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediye)      
* * * * * * * * * *
Şâir, “Kan Dâvâsı” başlıklı şiirinde, “Ruhsuz, Allahsız zindanlar” ve Göğü Yumruklayanlar” başlıklı şiirinde de, “Her biri bir Allahsız, Peygambersiz gardiyan” ifâdelerine yer vermekte ve oradaki zulmü anlatmaya çalışmaktadır.
Ancak îtikâdımıza göre Cenâb-ı Allah"ın bulunmayacağı bir mekân olamayacağı gibi O"nun yaratmadığı herhangi bir canlı da yoktur. Bu bakımdan, “Allahsız zindan” demek, “Allahsız gardiyan” demek, her ne kadar bir benzetme sanatı kullanılıyor ise de doğru değildir. İnancı zayıf olan kimseleri tesir altında bırakarak bu ifâdeleri sürekli kullanmalarına sebebiyet verilmiş olunur ve dolayısıyla da vebâl altında kalınır.  
* * * * * * * * *  *
Şâir; “Sana Geldim Mevlâna” başlıklı şiirinde de,  “Susmasa yaylı tamburlar,
kudümler, neyler” ve “Kumru sesindeki "huu", yaylı tamburdaki sır./Hep seni hatırlatır, hep seni hatırlatır…” demekte ve pek çok yazar ve fikir adamının düştüğü önemli bir hatâya düşmekte, O mübârek zâtı, ney çalan, düdük üfleyen, dümbelek öttüren ve müzik ile haşir-neşir olan bir kimse sanmakta, Allahü Teâlâ"nın velî kullarının değil ki müzikle “haram” işlemek, harama düşmek korkusuyla bir çok “mubah”tan bile sakındıklarını göz ardı eyleyebilmekte ve dolayısıyla da O"na büyük bir “iftira”da bulunabilmektedir.
Bu konuda Üstâd Şâirin, tekrar aralarına katıldığı Türkiye Gazetesi"nin kıymetli köşe yazarları yanında yukarıda adı geçen “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediye” kitâbı,  başvurması gereken bilgi sâhibi şahsiyetler ve kıymetli eserlerdendir.
Diyoruz ve eserin 12. baskısında gerekli düzetmeleri yapmasını millî kültür açısından kendilerinden ümitle bekliyor, yeni görevinde üstün başarılarının devamını Cenâb-ı Allah"tan niyâz eyliyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…  


 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim