1. YAZARLAR

  2. Reşit Öztürk

  3. TOKAT VE SİİRT GERÇEĞİ
Reşit Öztürk

Reşit Öztürk

TOKAT VE SİİRT GERÇEĞİ

A+A-

              Sevgili arkadaşlar, bu hafta yaşadığım iki olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk önce yaşadığım olay Tokat'taki olduğu için ondan başlamak istiyorum.

              23 yaşında Tokat'a öğretmen olarak atandım ve il merkezinde aday öğretmenler için verilen seminere katılıyorduk. Dersten çıkmış meydandaki parkta otururken yanımdaki bir genç bana aynen şu soruyu sordu: '-Alevi misin, sunni misin?'

              Ya arkadaş, hayatımda hiç böyle bir soru ne duydum, ne de okudum. Bu sorunun cevabını bilmiyordum. Kısa bir süre şok yaşadıktan sonra genç arkadaşa da ayıp olmasın diye bir cevap vermem gerekiyordu. Hemen toparladım ve '–Bizim oralarda böyle bir ayrım yok' diyebildim. Hâlbuki sorunun doğru cevabı –Sunniyim, olacaktı. Ama ben böyle bir soruya hazırlıksız yakalanmıştım çünkü daha önce Alevi diye bir şey, Sünni diye bir şey çok fazla aklımda ve dünyamda yoktu.

              Nasıl bir okul okumuşuz da Alevilik ve Sunnilik bize öğretilmemiş veya böyle bir olgunun varlığından çok fazla haberdar olmamışız, orasını sizler takdir edin. Üstelik bir de imam hatip lisesi ve eğitim fakültesi tahsili yapmış bir insanın düştüğü bir garip ve unutulmaz hatıra olarak aklımda hep yer eder bu olay.

              Kendi yaşadığı köyünden il merkezine hiç gitmeden evlenen genç kızlar ile askere giden erkeklerin yaşadığı güzel ülkemizde Alevilikten bihaber öğretmenler de varmış demek. Eğitim hayatımız, hayatın gerçeklerinden oldukça uzak ve geride kalmış olmalı ki böyle sonuçlar ortaya çıkmış olsun.

              Son zamanlarda bazı şeylerin değiştiğini gözlemlemek bizlere büyük umutlar veriyor. Örneğin, Hayat Bilgisi ders kitaplarında çocuklara istenmeyen bir durumla karşılaştıklarında Hayır diyebilmeyi öğretiyoruz. Biz daha önce böyle bir davranışı belki hiç öğrenmemiştik. Her şeye 'tamam, olur' diyen bir yapımız vardı. Ama zamanla Hayır demenin de ne kadar gerekli olduğunu yaşayarak öğrendik.

              Gelelim Siirt'in bana öğrettiklerine. Doğuda yaşamayan bir insan Türkiye'yi tam olarak anlayıp anlamlandırması çok fazla mümkün gözükmüyor sevgili okurlar. Bir kilimin desenleri gibidir Türkiye. İlmek ilmek, nakış nakış örülmüştür adeta Anadolu. Bir binanın tuğlaları gibidir toplumumuzdaki her şey. Birini çekip aldığınız zaman orası boş ve anlamsız kalacaktır. Hepsini kendi anlamlarıyla beraber değerlendirmek ve geliştirmek durumundayız.

              Kimseden bihaber yaşayarak veya sevmediklerimizi bilmediklerimizi görmezden gelerek bir yere varmamız mümkün değildir. Eğer arzu edilen yere varmış olsaydık bugün bunları konuşuyor olmazdık. Halk olarak toplum olarak daha çoook bilinçlenmemiz gereken husus olduğu kanaati sadece bana ait değildir. Arif ve aydın olan herkes bu gerçeği bir şekilde müşahede edecektir.

              2003 yılında Siirt'e yedek subay öğretmen olarak gittiğimde, Pervari ilçesinden Belenoluk köyüne gidecek, orada asker öğretmen olarak görev yapacaktım. İlçe Milli Eğitimden bir memur beni o köyden bir vatandaşla beraber köye göndermişti. Yolu ve gideceğim yeri o vatandaş bildiği için, bana kolaylık olsun diye böyle bir şey yapmıştı. Ben de o abimizle beraber yola koyuldum.

              Köye giden minibüslere bindik ve belli bir mesafe yol gittikten sonra köyün yakınlarına vardık. Artık geri kalan yolu yaya olarak yürüyecektik bu abimizle beraber. Ama ben ilk defa doğuya gitmiş olmanın vermiş olduğu bir endişe içindeydim ve bu endişeden yanımdaki vatandaş oldukça rahatsız olmuştu. Ve şöyle demişti: -Sen bana milli eğitimdeki o memurun emanetisin. Sen rahat ol. Anlamında bir şeyler söylemişti. Orada şunu anlamıştım. Bizi boşuna tedirgin etmişler. Oysaki oradaki vatandaşlarımız bizlerin tedirgin olmasından rahatsız. Bizleri gayet bağırlarına basmışlar da bundan bizim haberimiz yok.

              Sevgili arkadaşlar, insanın her zaman yine bir insana ihtiyacı vardır. Bunu unutmayalım. Her ne kadar tedbirli olsak da içimizdeki insan sevgisini asla yitirmeyelim. Abimizin o sözü beni ziyadesiyle rahatlatmış daha ilk günde içime su serpilmişti. Allah'ıma bin şükür ki doğuda yaptığım 9 aylık öğretmenlik süresince inanın ki batıdakinden çok daha rahattım. Bunu bütün samimiyetimle sizlerle paylaşıyorum. İnsan sıcaklığından hiç ayrılmamanız dileğiyle iyi çalışmalar diliyorum.     

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.