• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Samsun 25 °C
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 26 °C
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR

Teröre “Lânet” Değil, “Millî Tepki/Eylem” Gerek

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Cenâb-ı Allah, yüce kitâbımız Kur"ân-ı Kerîm"inde, “Kim bir mü"mini kasden katlederse, Onun cezâsı, ebedî kalınacak Cehennem"dir. Allah ona gazâb etmiş, lânet etmiş ve büyük bir azâb hazırlamıştır” (Nisâ, 93) ve “Ey îmân edenler! Kasden öldürülenler için size, kısas yapmak farz kılındı. (…) Ey akıl sahipleri!.. Bu kısasda sizin için bir hayât vardır. Ümit edilir ki, siz (haksız yere adam öldürmekten) sakınırsınız.” (Bakara, 179) ve “… (Kısas… gibi şeylerden dolayı meşrû) bir hak olmadıkça, Allah"ın haram ettiği cânı katletmeyin!..” (Enâm, 151) buyurmakta, İslâm âlimleri de “kısas”ın “İşlenen suçun veya fenalığın karşılığı olarak suçluyu cezalandırmak, yaralayanı yaralamak, öldüreni öldürmek cezâsı” olduğunu ve “Suçun âmden (kasden, bilerek ve isteyerek) işlenmesinin karşılık bulması”nın neticesinde meydana geldiğini bildirmektedirler.
İster İstanbul"da, isterse dünyânın bir başka yerinde; herhangi bir Müslüman'ı haksız ve suçsuz yere öldürenin cezâsının, Allahü Teâlânın emrince “kısas” olduğu ve bunda bizler için “bir hayât” bulunduğu, ancak bu yolla “terör”ün ve “terörist belâsı”nın önüne geçilebileceği, yoksa kuru kuruya “beddu┠ve “lânet okumalar” ile, bayrak sallamak ve yürüyüşler yapmak gibi tutum ve davranışlar ile bir yere varılamayacağı, bunun için de “millî bir tepki/eylem” olmak üzere, en kısa zamanda “idâm kararı”na dönüşüm sağlanabilmesi için derhal ve öncelikli olarak “yasal düzenlemeler”in yapılması gerektiği, gün gibi aşikârdır…
AB"ye girmek hayâli ile “Üç Ahbap Çavuşlar” döneminde çıkarılan ve malûm şahsın idam kararını kaldıran uygulamadan, “sözde dostlar”ın ne diyeceğine bakmadan, gerekirse ABD örneğini vererek, bu yanlış yoldan derhal dönülmeli ve henüz dünyâya gelmemiş bebekleri anne karnında öldüren, öldürten ve destek veren bilcümle katiller, câniler ve teröristlerce bundan böyle en kötü ihtimâlle oldukça lüks ve konforlu cezaevlerinde bir hayat sürebilecekleri imkân ve ihtimâlini derhal ortadan kaldırmalıdır…
Böylelikle de benim fedakâr ve cefakâr vatandaşlarımın verdiği vergiler ile onlar zıkkımlanma imkânı bulmasın; devletim de onları âdeta beslemeye almış olmasın ve onların dışarıda kalmış uzantıları da bir takım hayâllere kapılacak ümitler taşımasın!..
Cennetmekân Sultan Abdülâziz Hân"ın katledilmesi üzerine Sadrâzam Yusuf Kâmil Paşa"nın bir hadîs-i şerîfi naklederek dediği gibi, “Beşşirü"l katili, bil katl (katili katl ile müjdeleyin!..”)
Yüzümüze bakarken sahte gülücüklerle sırıtan, tâziyeler sıralayan; sırtımızı döndüğümüzde oh olsun diyen, onlarca seneden beri bölücüye, teröriste arka çıkmaktan sakınmayan; mafya babaları misâli hem öldürüp/öldürtüp hem de cenâzeye çiçek gönderen “sahte dostlar”a da böylelikle güzelce bir cevap verin!...
* - * - * - * - * - * - * - * -
Desek bilmem ki “zülf-ü yâre” mi dokunmuş, yoksa ki sayısı “on milyonlara varan vatandaşlar”ın söz ve isteklerine bir tercüman mı olmuş oluruz?..
Kalbî sevgi ve saygılarımla…  

 

 

MÂN ÂLEMİNDE “BİR SAMANYOLU”

 Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Madde âlemindeki kâinat, diğer bir ifâde ile evren, bilindiği üzere bir “Yıldızlar topluluğu”dur. Ve bu yıldızlar topluluğunda bir de “Samanyolu” vardır.
 Bu Samanyolu,  milyonlarca büyük ve milyarlarca da küçük yıldızdan oluşmakta ve gökyüzü dediğimiz büyük boşlukta yerini almaktadır. İçlerinde “Güneş”in de bulunduğu bu büyük kütlenin bâzı kısımları daha parlak ve belirgindir.
 “Mânâ âlemi” dediğimiz bir başka âlemde de  bir “Büyük Güneş” bir “Hidâyet Güneşi/Peygamberimiz Efendimiz” (sallallahü aleyhi ve selem) vardır. Ve, O"nun etrafında da  irili ufaklı “Yıldızlar”…
 Bugünkü sohbet yazı/destan"ımızda bunu konu edindik. Bu “Yıldızlara bir ayna” tutmaya çalıştık. 
 Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

“YILDIZLAR”A BİR AYNA
“Eshâbım, gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidâyete erersiniz.”
                    Hz. Muhammed (S.A.V.)

 Hidâyet Güneşi"nden, ışık alır  “Yıldızlar”;
 Gece-gündüz çevreyi, aydınlatır “Yıldızlar”,
 Ehl-i sünnet yolunu, satır-satır “Yıldızlar”;
  Anlatır ömür boyu, yaşar durur “Yıldızlar”;
  Adam olmayan nefse, hançer vurur “Yıldızlar”...

 Hidâyet Güneşi"nden, emir alır  “Yıldızlar”;
 Yürü deyince yürür, kal"da kalır “Yıldızlar”;
 Ümmet yaşasın diye, yok"da ölür “Yıldızlar”;
  Ölümle tasarrufu, artar olur “Yıldızlar”;
  Kerameti keremle, tartar olur “Yıldızlar”...

 Hidâyet Güneşi"nden, kuvvet alır  “Yıldızlar”;
 Namazın secdesinde, rü"yet bulur “Yıldızlar”;
 İtikafa girince, âh"ret olur “Yıldızlar”;
  Aydan ayı alır da, kamer olur “Yıldızlar”;
  Dünyâ köprü üstünde, kemer olur “Yıldızlar”...

 Öylesi “Yıldızlar” ki, ülke tapusu onlar;
 Hepsi Cennet yoludur, Cennet kapısı onlar;
 Firdevs köşklerinin hem, temel yapısı onlar;
  Bal akan ırmaklara, pınar olur “Yıldızlar”;
  Cennet ebed müddette, çınar  olur “Yıldızlar”...
    -- 2 ---
   “Ümmetimin âlimleri, yeryüzünün yıldızları gibidir.”
                                   Hz. Muhammed (S.A.V.)
 Bir “Seyyid Abdülhakim”, bir de “Hüseyin Hilmi”;
 Bu “Yıldızlar” içinde, güzel bir “Samanyolu”;
 Kutub"lar harman yeri, Türkiye"miz değil mi?;
  Evliyâlar diyarı, nûrullah Anadolu;
  Seyyidlerin durağı, rûhullah Anadolu...

 Bir “Işık” Plevne"den, bir ışık tâ Arvas"dan;
 Üstâd Eyüp Sultan"dır, şerbetler aynı tastan;
 Onlar Hakk"ın âşığı, kumaş aynı atlastan;
  Binlerce talebe var, onlarca da eseri;
  Hele “Tam İlmihâl” ki, eserler şaheseri...

 Ebedî seâdet"in, bilgileri ondadır;
 Hak-hukuk-adalet"in, bilgileri ondadır;
 Nübüvvet"in hakîkî, bilgileri ondadır;
  Onca hayır-hasenât, salih amelin yolu;
  Ondadır ilim-ihlâs, doğru emelin yolu...

“Mektûbat”ın özeti, îmân-îtikât onda;
Gerçek târih ondadır, soya liyâkat onda;
Onbeş asır öncesi, nûr-u hakîkat onda;
 Yüzlerce âlimin var, onda alnının teri;
 Sözlerin en güzeli, güzellikler cevheri...

“Seyyid Abdülhakîm”den, “Hüseyin Hilmi”ye hâl;
Menzil-mesafe-durak, bir teveccüh-bir hemhâl;
 Akmış bir nazar ile, koskoca bir İlmihâl;
  Mekke"den Medine"ye nasıl ki geçmişse nûr;
  Horasan"ın yolunda, Anadolu görünür...

 Öyle bir evliyâ ki, yüzler ayna Resûl"e;
 Nazarlar aynı nazar, gözler ayna Resûl"e;
 Kelâmda hep aynı tad, sözler ayna Resûl"e;
  KAYIKÇI der âcizim, anlatmaktan âcizim;
  Kelimeler çâresiz, Türkçe"miz yetmez bizim...

 


   “SAMSUN"UN MÂNEVÎ MÎMARLARI” ÜSTÜNE
 
Saygıdeğer Okuyucularımız!...
Bir kısmı Gazetemiz “Denge”de de yayımlanan “Samsun"un Mânevî Mîmarları (Dünkü ve Bugünkü Örnek Şahsiyetler)-Yüz 55 isim/biyografi” isimli eserimiz; elhamdülillah, 360 büyük sayfa hâlinde ve resimli bir şekilde kitap hâline gelip okuyucu ile buluştu.
Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Uluslararası Samsun Şiir Günleri”nde de gerek misafirlere ve gerekse protokol mensupları ile katılımcı şâirlere hediye edildi. Samsun Gazi İl Halk Kütüphânesi eliyle de ilçe kütüphânelerimize dağıtıldı…
Çeşitli yerlerde defalarca yazdığımız ve ifâde etmeye çalıştığımız gibi, dünyâ çapındaki büyük “Ansiklopedi” gibi eserlerin meydana çıkmasında; başta üniversiteler, ilgili fikir adamları ve yazarlar, ressamlar ile fotoğrafçılar olmak üzere pek çok arşiv sâhibi kişi ve kuruluşun bir araya gelmesi, belge ve bilgi alışverişinde bulunması nasıl ki şartsa, “Samsun"un Mânevî Mîmarları” gibi oldukça iddialı ve geniş kapsamlı bir esere, dünden ve bugünden girmesi gereken isimlerin tespiti de oldukça zor ve benim gibi ilmî bakımdan âciz bir kişiyi ferden aşması bakımından da elbette ki büyük bir yük olmuştur.
Elinde diploması olan ve odaya kaydını yaptıran kişiyi “mîmar” olarak nitelendirmek elbette ki mümkün, ancak; işin mânevî boyutunda bulunan ve çoğunlukla “velî” diye “evliy┠diye adlandırılması gereken önder şahsiyetleri, maddî kıstaslar ile ölçmek ve nitelendirmek, elbette ki kolay ve şaşmaz bir şey değildir ve olamaz da…
Çünkü; bu işin ehlince bildirildiği üzere, nice velî/evliyâ şahsiyetler vardır ki halk onların Allah dostu kimseler olduğunu bilmez. Ve yine nice velî/evliyâ kimseler de vardır ki onlar da kendilerinin velî/evliyâ bir zât olduğundan habersizdir.
Bu durumda böylesi bir esere, şu veya bu ismi almak ve biyografisini yayımlamak, öyle iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmek ve yazabilmek kadar kolay bir şey değildir…
Bâzı kimseler bize, “Falanca şahsı bu esere niye almadın?” diye haklı olarak sorarken, sanki elimizde belge ve bilgisi varmış gibi sanmakta ve bizi âdeta “taraf tutmak”la itham eylemektedir.
Diğer bir grup insan ise, “Filânca kişi, bu esere girecek adam mıdır?” serzenişinde bulunmaktadır.
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
İnsanın gizli hâlini ve kalben ahvâlini ancak ve ancak Cenâb-ı Allah bilir… Biz, bâzı şeylerde “zahire” bakarak ve “hüsnü zan” lı olarak hükmederiz.
Günâhsız olan insanlar, yalnız ve yalnız ancak Peygamberlerdir. Çünkü Allahü Teâlâ onları böyle bir sıfat ile sıfatlandırmış ve yine onları günâhtan korumuştur…
Diğer insanlardan bâzılarını bizler; ancak onlar için “velî” vey⠓evliy┠dendiği için böylesi bir sıfatla adlandırabilir veya yaptıkları hayır-hasenât, vatana ve millete hizmetler sebebiyle, (böylesi kıymetli insanlardan ve örnek şahsiyetlerden olabilir düşüncesiyle) “mânevî mîmar” olarak nitelendirebiliriz. Nitekim de böyle yaptık…
Eserin derlenmesi ve yazılması sırasında bâzı kimseler de bizzat bize ve matbaadaki arkadaşlarımıza müracaatla, bir takım siyâsî, idârî, ailevî ve tahmin edemeyeceğimiz bâzı düşünceler ile isimlerinin bu kitapta yer almasını maalesef istememişlerdir. Bir kısmı da “Samsun için mânevî mîmar olmak kim, ben kim?” diyerek tepki gösterirken maalesef bâzıları da “niye benim adım yok?” tarzı davranışlar sergilemişdir…
Bütün bu gelişmelere rağmen bu eserin tertip, tanzim ve neşrinde emeği geçen kişiler olarak biz de diyoruz ki, “Biz, müspet olduğuna inandığımız bir konuda,  bir başlangıç yaptık. "Samsun"un Mânevî Sultanları" da diyebilirdik. Ancak, o zaman daha da iddialı olurdu. Ve, biyografisini kitaba alabileceğimiz şahsiyetlerin sayısı daha da mahdut kalırdı. Bizler; iyiden, güzelden yana bir teşvik olsun, Allah rızâsı için çalışan kimseler, hayırla ve duâlar ile anılsın… Gelecek genç nesillere örnek olsun… Eserin yeni yeni baskılarında bu yüz 55"ler, ikiyüz 55, üçyüz 55…"ler olsun… Ve dahi, noksanımız var ise –ki, elbette vardır- bu iyi ve halisâne niyetlerimiz sebebiyle, af olsun!..”
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…       
 
       


 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim