• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Samsun 11 °C
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 18 °C
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI

“TEMEL BAŞKAN” DEMİŞTİ, “BUGÜNÜ” SÖYLEMİŞTİ!..

Ali Kayıkçı

*  “…Allah’ın insanları birbiriyle önlemesi olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulup gitmişti.” (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet 251’den)  
*  “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 103 ve 105’den)                                                                                                                                            
*  “Sakın yeryüzünde fesâd çıkarma. Doğrusu Allah, fesâd çıkaranları sevmez.” (Kur’ân-ı Kerîm; Kasas Sûresi, âyet 77’den)
*  “…yeryüzünde fesâd çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da bulundukları yerden başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyâda onlar için bir zillettir. Âhirette ise onlar için büyük bir azab vardır.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 33’den)
  * “Doğru yol gösterildikten sonra Peygamber aleyhisselâma uymayan ve îmânda ve amelde mü’minlerden ayrılan kimseyi küfr ve irtidâdda bırakır ve Cehennem’e atarız. O Cehennem, çok kötü bir yerdir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 104)
*   “Ey îmân edenler; Yahûdî ve Hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğruya iletmez.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet: 51)
*    “Ey îmân edenler! Eğer kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi îmânınızdan çevirirler, kâfir ederler!.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet 100)
*   “Ey îmân edenler!  Sizden olmayanları dost edinmeyin! Sizi şaşırtmakta kusur etmezler, işlerinizin sarpa sarmasını arzu ederler. Görmüyor musunuz buğzları ağızlarından taşmakta. Sinelerinin gizlediği ise daha büyüktür. İşte size âyetleri açıkça bildirdik, eğer akl ederseniz.”     (Kur’ân-ı Kerîm;  Âl-i İmrân Sûresi, âyet 118)
*   “Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahûdîler ve ne de Hıristiyanlar, asla senden râzı olmazlar.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet: 120’den)
*   “Zulmedenlere meyletmeyin (yakınlık göstermeyin) ki, size ateş dokunur ve Allah’tan başka dostlarınız da yoktur, sonra kurtulamazsınız”  ( Kur’ân-ı Kerîm; Hûd Sûresi, âyet 113)
*   “Onlara, ‘Kâfirlere inanmayınız!’ dediğim hâlde, onlar kâfirlerin sözleri ile hareket ediyorlar. Şeytân onları aldatıyor.” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 59)
*  “Onlar sağır, dilsiz ve kördür, bu hâllerinden dönüp îmân etmezler!” (Kur’ân-ı Kerîm;  Bakara Sûresi, âyet 18)               
* “Kalbleri var, ama anlamazlar; gözleri var, ama görmezler; kulakları var, ama işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidir, hattâ daha da aşağıdır.”, “Onları doğru yola çağırsan işitmezler. Sana bakarlar, ama görmezler.” (Kur’ân-ı Kerîm;  Araf Sûresi, âyet 179, 198)                                                                                                                                                                                        *  “Mü’minler, mü’minleri bırakıp kâfirleri velî (dost) edinmesinler. Kim böyle yaparsa,  Allah ile ilişiğini kesmiş olur.” (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet: 28)   
*  “İşte biz böylece, kazandıkları günâhlardan dolayı zâlimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparız.”, “…Şu muhakkak ki, zâlimler felâh bulmazlar (kurtuluşa/muratlarına ermezler).” (Kur’ân-ı Kerîm; En’âm Sûresi, âyet 129, 137’den)             
*   “Yemin olsun ki asra, insan mutlak bir hüsranda; ancak, îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve      sabrı tavsiye edenler müstesna!”    (Kur’ân-ı Kerîm-Asr Sûresi;  âyet: 1-3)
*   “Her nefis (canlı) ölümü tadacaktır.”     (Kur’ân-ı Kerîm-Âl-i İmrân Sûresi;  âyet: 185, Enbiyâ; â: 35, Ankebût; â: 57) 
*  “Hubb’ül vatan minel îmân”/Vatan sevgisi îmândandır.”, “Allahü teâlâya îmândan sonra en faziletli ibâdet, vatan savunmasıdır.” “El vahdetü rahmetün ve’l-fırkatü azabün (Birlikte râhmet, ayrılıkta azâb vardır)”, “Mü’minler, birbirlerinin Allah yolunda dökülen kanlarının öcünü almakla mükelleftirler.”, “Bir kimsenin, bir mü’mini sebepsiz yere öldürdüğü kat’i delilerle sabit olunca, öldüren hakkında kısâs hükmü tatbik olunacaktır.”,  “Allahü teâlâya Cebrâil aleyhisselâm gibi ibâdet etseniz, mü’minleri, Allah için sevmedikçe ve kâfirlere ve mürtetlere, Allah için düşmanlık etmedikçe, hiç birisi kabul olmaz.”,  “Hadîslerimi ve sünnetimi rivâyet edenler ve onları insanlara öğretenler, benim halifelerimdir.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*“Kötülere acımak, iyilere zulümdür. Zâlimleri affetmek, mazlumlara zulmetmektir.”  (Şeyh Sâdi Şirazî)
*   “Her günâh affedilebilir. Her günâhın cezâsı, muhakkak dünyâda verilmeyebilir, âhirete de kalabilir. Ama zalimin cezâsı hem dünyâda, hem âhirette verilmedikçe ölmez.” (Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh”-Sohbetler)                              
*  “Hakiki bir Müslüman, samimi bir mü’min; hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz.”  Said Nursî  (r. aleyh)
*  “İyilik yapmak iyidir. Fakat en tehlikelisi, kötülüğe alet olmaktır.” (Dr. Enver Ören; Sohbetler-14.11.1993)
*   “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın!.. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!..” (Şeyh Edebali’nin Orhan Gâzi’ye Vâsiyetinden)
*   “Elele verin, birbirinize sımsıkı sarılın. Allah yolunda dünyâda bir tek esir Türk kalsa, O’nu kurtarmak sizin gâyeniz olsun. İnsanlar fanidir. Ben ebedî âleme göçmek üzereyim. Cenâb-ı Hakk, Türkiye’mizi ve Türk-İslâm âlemini dünya durdukça muhafaza etsin. Doğu Türkistan hürriyete kavuşmadığı için gözlerim açık gidiyorum. İnşâ’Allah, sizin gözleriniz açık gitmez. Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve unutmayın; birlikten kuvvet doğar.” (İsa Yusuf Alptekin-Eski Doğu Türkistan Cumhuriyeti Genel Sekreteri)  
*     “Dinini, dilini ve millî-mânevî değerlerini kaybeden milletler, tarihten silinmeye mahkûmdurlar.” (Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk-Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı; 24.03.1993) 
*  “Milletler, aynı dili konuşan değil, aynı kültürü paylaşan topluluklardır.” (Gürbüz Azak-Türkiye Gazetesi, 12.12.1997, s. 2)
*   “Anadolu’da on bir bin yıl içinde 30 medeniyet ve yüzlerce devlet, târihin sayfaları arasına gömülmüştür. Temelsiz milletler yıkılmaya mahkûmdur… Dînimize, dilimize, mazimize, örf ve âdetlerimize sahip olmaya mecbûruz. Aksi takdirde ne mi olur? Anadolu’nun 31. Medeniyeti de yok olur… Şu güzel milleti, târih çöplüğüne gömerler.” (M. Necati Özfatura-Türkiye Gzt. 24.05.2002, s. 10)  
*  “PKK’yı destekleyen akademisyenler Türk müdür, Müslüman mıdır? Cevap: Onların çoğu Kripto’dur, iki kimliklidir.” (M. Şevket Eygi-Millî Gazete; 22.01.2016, s. 3)
* “Batı dargın, Doğu dargın, gök dargın/Ön, ard, üst, alt taşla örülü kaldı. Hâsılı, yaktılar baba evini/Ne sözü, ne izi, ne külü kaldı. Çözdük her müşkülü derlerse, de ki:/Sonunda var olma müşkülü kaldı.”  (Necip Fâzıl Kısakürek)
*   “Baş koymuşum Türkiye’min yoluna/Düzlüğüne yokuşuna ölürüm…” (Dilaver Cebeci)
*     “Gâyemiz, İslâm Birliği’ni kurmaktır. Çünkü karşımızdaki şer güçler, yeryüzünü fesada sokmak için hep beraber hareket ediyorlar. Bak bir Amerika, Irak’ı yok etmek için geldiği zaman 30 tane ülke birden geliyor. İnsanlık, bu durumdan nasıl kurtulacak? Bunun bir tek çâresi vardır. Yeniden hakiki Hakk anlayışına dönmek, bütün dünyâda ‘Adil Düzen’i kurmak ve bunu  yapabilmek için de ‘İslâm Birliği’ni tesis etmek…”  (Prof. Dr. Necmettin Erbakan)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Bilindiği üzere; geçtiğimiz hafta “BM Genel Kurulu” için “Sayın Cumhurbaşkanımız, Dışişleri Bakanı” ve kalabalık bir heyetle “New-York”a uçtular.  Giderlerken ve orada yaptıkları açıklamalarda ise bize yıllar önce ““Anadolu Gençlik Dergisi”; Aralık 2013 tarihli 167. sayısı 42-45. sayfalarında, oldukça dikkat çekici bir “Röportaj”ı hâtırlatıverdiler.  
Biz de bu röportajı,  bir köşe yazımıza konu edinip okuyucularımızla paylaşmış ardından da “HEM OKUDUM HEM DE YAZDIM/2 (Terör Olayları ve Suriye Konulu Köşe Yazısı-Şiirler)” adını verdiğimiz eserimizin 11-15’inci sayfalarında tekrarlamış ve aynen şöyle yazmıştık:  
“Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas eski Belediye Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu” ile gerçekleştirilen bu görüşmede; hemen her bir münevver kişi tarafından bilinmesi ve siyaseten de mutlaka göz önünde bulundurulması gereken çok önemli “hakikatler”den bahsederek özetle şunları söyledi:
“Bugün nereye giderseniz gidin, hiçbir yerde İsrail aleyhine uluslar arası topluluklarda karar alınamaz. ABD, batı ülkeleri, yeri geldiği zaman Rusya hep onun yanındadır. Sonraki önemli adım, bunu bazıları fark etmiş bazıları fark etmemiştir. İslâm ortadan kaldırıldı, bitti derken Erbakan Hoca’nın başlattığı Millî Görüş hareketidir. Bu aslında bu bozuk düzene bir isyân ve kafa tutmaktır. Bu böyle gitmez demektir. Neden bu böyle gitmez? Çünkü bugün yapılan bütün çalışmaların altında baskı, zulüm, adaletsizlik yatıyor. Ondan sonraki adımlarla geldiğiniz zaman 1989’da Rusya’nın dağılması ile soğuk savaş döneminin bitmesi ve güyâ batılı ülkelerin güvenliğini sağlayacak olan NATO’nun İslâm’ı hedefine koyarak İslâm’a karşı silâhlanmasıdır; stratejiler üretmeye başlamasıdır. 1989 Berlin Duvarı’nın çökmesi,  Rusya’nın dağılması, 1991 NATO’nun İskoçya’da yaptığı toplantıda strateji değiştirmesidir. (…) Onun arkasından 2001 Eylülü’nde özellikle ABD’nin eline Müslümanlarla ve İslâm’la olan mücâdelede çok geniş yetkiler verilmesine sebep olan bir hava doğruldu. Yani 11 Eylül’ü Müslümanlar yaptılar, bu ABD’ye bir saldırıdır, bu tehdit akıl almaz boyutlara ulaşmıştır, bunlar teröristtir gibi fikirler empoze etmeye çalıştılar. Kendi uydurdukları düşmanlarla mücâdele etmek için Batı âleminin o güne kadar geliştirdiği ne kadar prensip varsa, yani insan hakları, hukukun üstünlüğü, zulmün ortadan kalkması, insanların kendilerini idare edecek bir yetkiye kavuşması vb. bunların hepsini bundan sonra yok sayacağız, dediler. Niye? Çünkü tehlike büyük… Biz bunu yaparken işkence de yaparız, adam da öldürürüz, ülkeleri de işgâl ederiz, insan haklarını da hiçe sayarız, hukuku da yok sayarız… Yani 11 Eylül, Batıya ormandaki vahşi bir hayvanın tavrını meşru kılacak yetkiler verdi. Hâlbuki bir vahşi hayvan ile insan araksındaki fark, vahşi hayvan ihtiyacı olan gıdayı temin etmek için saldırır, ondan sonra durur ama Batı böyle bir niyette değil. Kendi menfaati için bütün dünyâyı kana bulamakta kararlı. (…) 11 Eylül, doğrudan doğruya Batı istihbarat örgütlerinin başta MOSSAD ve CIA’nin kendilerinin organize ettiği bir hadisedir. 
Bizde bir tabir vardı; ayı ile çuvala girilmez.  Siz Avrupa ile Amerika ile bu konulardan ittifak ettiğiniz zaman onlar daima baskın çıkarlar. Bugünkü hükümetin politikalarında bunların elini kolunu bağlayan, kıpırdatamaz hâle getiren ABD’yle, Avrupa’yla olan ittifaklarıdır. Sizin her faaliyetinize müdahale ediyorlar. İlk olarak AB Hıristiyan-Yahudi anlayışında olan bir medeniyet algısına göre kurulmuş bir birliktir. Biraz daha derine inersek Yunan-Roma medeniyetini görürüz. Yani âdeta putperest bir inanç üzerine oturmuştur bu medeniyet.  (…) Bu birliktelik ilk başlarda kömür-çelik birlikteliği olarak başlamıştır. Çünkü kömür-çelik sanayinin temelidir. Onun arkasından Ortak Pazar’a, onun ardından da AB dediğimiz siyasi birliğe dönüşmüştür. Biz bu medeniyetin bir parçası değiliz, biz Müslüman’ız. Onlar da bunu diyorlar; siz Hıristiyan değilsiniz, bizim Yahudi-Hıristiyan temeller üzerine kurulmuş bir medeniyetimiz var, siz buna adapte olamazsınız. (…) Ne zaman olursunuz? Siz bize benzerseniz… Mesut Yılmaz 1998’de bir Avrupa ziyâretinden sonra gazeteciler ‘Bizi Avrupa Birliği’ne alacaklar mı?’ diye bir soru sordular. Şakaya vurarak bir cevap verdi; ‘Hıristiyan olursak alacaklar’ dedi. Aslında bunun şaka olan bir tarafı yok. Tâ 1920’lerde bazı kesimler Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına Hıristiyanlığın din olarak eklenmesini istediler. Başarılı olamadılar. Kâzım Karabekir’in hatıratında bu var. Bu çok ciddi bir meseledir. Bizim AB ile birlikte yola çıkmamız demek, AB’ye önderlik etmemiz demek değildir. AB’nin arkasından giderek onların politikalarını benimsemek demektir. Böyle olduğu zaman Türkiye etkili bir ülke olamaz. Türkiye Müslüman ülkelerle bağını koparmak mecburiyetinde olur. Bugün bile AB ülkeleri ile olan alışverişlerimizde gümrük yoktur ama İslâm ülkeleri ile aramızda gümrük vardır. Müslümanlar bu ülkeye rahatlıkla gelip yerleşemezler ama Avrupalılar gelir, zaten onları başımızın tacı etmişiz. Bugün AB içindeki şirketlerin Türkiye’ye gelip yerleşmesi, büro açması, yeni tesisler kurması, toprak satın alması, burada aktif hâle gelmesi vb. hepsi serbest. Türkiye AB ile hareket ettiğinde bizim serbest bir politika izlememize izin verilmez. Bu mümkün de olamaz. Türkiye hiçbir zaman bu birlik içinde lider de olamaz.
(…) 11 Eylül’den sonra Rand Corporation, İslâm dininin nasıl tahrif edileceğini, Müslümanlar arasında çekişmelerin nasıl artırılacağı ile ilgili raporlar hazırladı. Batılılar iki sahayı kullanıyor; mezhep ayrılığı, kavmiyet çatışmaları. Bu ikisini de çok güzel kullanıyorlar. Müslümanlar birbiri ile çatışsın, biz buradan izleyelim, diyorlar… Batı; sen Kürt’sün, sen Arap’sın… diyerek bölüyorlar.”    
                                                        
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas eski Belediye Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu” bunları söyleyip “târihe not” düşerken “Âşık”ımızın gönlünü de bir güzel “ateşledi”, bakınız O’na neyi, nasıl “ilhâm” eyledi?…  
Dedik ve aşağıda okuyacağınız mısralar ile başbaşa bırakmıştık, önemine binaen aynen sunuyoruz:

“Görmeyen” nice göz var, “basmayan” nice kafa; 
“Çevirmeli” bakışı, “bakmalı” bu tarafa; 
“Ne diyor” anlamalı, “kulak” verip bu lâfa!..
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor; “3 teşhis-3 hakîkat”;
“İsrail aleyhine”, işlemez bir “beyânat”;
“Osmanlı sonrası”nda, “Millî Görüş” pür-dikkat!..
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor, “Rusya’nın dağılması”;
“NATO’nun hedefi”nde, “İslâm’ın sayılması”;
“11 Eylül” bir kurgu, “MOSSAD-CIA yayılması!..”
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor, “AB’yle birlik olmaz”;
“Aklı olan bir insan, bu kadar da yanılmaz”;
“Aynı çuval içine, ayıyla birlik konmaz!..”
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor, “Mesut Yılmaz sözünü”:
“Hıristiyan olmak şart, haç’a çevir yüzünü(!)”;
“Unut İslâmiyet’i, şanlı-şerefli dünü(!)!..
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor, “Kâzım Karabekir’den”;
“Hâtıralar” çok dehşet, öleyazdık zehirden;
“Anayasa” hükmüyle, mürted olmak var birden!..”
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor, “Kömür-Çelik Birliği”;
“Ardından Ortak Pazar, sağlamışlar dirliği”;
“AB siyasî bir güç, Hıristiyan varlığı!..”
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor;  “Gümrük kalktı, sınır yok”;
“Sömürüde dışta bir, birbirine sinir yok”;
“Avro’da birleştiler; Mark yok, Liret, Dinar yok!..”
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor, “11 Eylül sonrası”;
“İslâmî tahrifatta, mezhep hedef tahtası”;
“Kavmiyet çatışması, Kürt’le Türk’ün arası!..”
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

“Temel Başkan” söylüyor, “’Rond Corporation’ dedi; 
“Irkçılık ateşiyle, birer-birer mimledi”;
“Arap Baharı dendi, coğrafyamız inledi!..”
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

KAYIKÇ’Ali aktardın, doğru sözlere vardın; 
“A.G. Dergisi” büyük, hizmetleri kotardın; 
“AB bâtıl ittifak”, ortak olsan batardın!..
“Temel Başkan” söylüyor, “hikmetli sözler” bunlar; 
“İnce siyâsî düstûr”, “öz”den de “özler” bunlar…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim