• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 22 °C
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 24 °C
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !

“TEKNİK ESİR”, GÜNDEN GÜNE “ARTIYOR!..”

Ali Kayıkçı

*   “Birbirinizi gıybet etmeyiniz! Sizden herhangi biriniz (gıybet etmek suretiyle) ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’tan korkun!..“  (Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât Sûresi, âyet 12’den)
*   “Gıybetin ne olduğunu bilir misiniz?.. Gıybet; kardeşini, arkasından hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.”, “(Eğer söylenen şey onda varsa) bu gıybet olur. Eğer (onda) yoksa bühtân yâni iftirâ olur.”, “Gıybetten uzak durunuz. Çünkü gıybet zinâdan fenâdır. Zinânın tövbesi kabul edilir. Fakat gıybet edilen helâl etmedikçe, tövbesi kabul edilmez.”, “Kıyâmet günü bir kimsenin sevâb defteri açılır. Yâ Rabbî! Dünyâda şu ibâdetleri yapmıştım. Sahîfede bunlar yazılı değildir, der. Onlar defterlerinden silindi, gıybet ettiklerinin defterine yazıldı, denir.”   (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*   “Gıybet, kanser gibidir; girdiği vücûd iflâh olmaz.”, “Gıybet edene, sus diyene, yüz şehîd sevâbı vardır.”  (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî  “r. aleyh”)
*   “Gıybet): Bir kimsenin, yüzüne karşı söylendiği zaman hoşlanmayacağı veya kalbinin kırılacağı bir sözünü, hâlini veya hareketini, gıyâbında, yâni bulunmadığı yerde söylemek, hareketiyle göstermek veya îmâ etmek. Dedi-kodu” (Türkiye Gzt.  Dînî Terimler Sözlüğü, c. 1, s. 142)
*   “Teknolojiyle ilgilenmemenin, sosyal ağlarda olmamanın çağ dışılık, banallik olduğu, ille de buralarda boy göstermenin, her gittiğimiz yerin fotoğrafını çekip, yerini bildirmenin, prestij kazandıracağını dikte etmeye çalıştılar bize. Çok komik ama ben de düştüm bu tuzağa. Twitter ve Facebook, fotoğraf paylaşımlarının yapıldığı Foursquare gibi başka mecralara üye oldum. Gittiğim yerlerin güzellikleri, restoranları, yöresel kıyafetleri, güzel sözleri paylaşıyordum. Ama bir gün baktım ki, inanılmaz bir zaman kaybı bu. Beni kitap okumaktan, faza fazla ibadet etmekten alıkoyan bir tür bağımlılık hâline gelmişti. 4-5 dakikada bir elim telefona gidiyor, biri bir şey yazdı mı, paylaştı mı diye bakıyor olmuştum. Üstelik yalan yanlış lâflar, karalamalar, provokasyonlar, eski görüntüleri yeniymiş gibi kullanıp halkı yanıltmalar, oturduğu yerden klavyeşörlük yapıp, iftira atmalar…”  (İkbal Gürpınar-Elbet Bir Gün; İst. 2013, s. 85-86)  

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
O günlerde gazetelerimizde yer alan küçük bir haber, bizi oldukça düşündürmüş ve akabinde de 2 Ekim 2014 tarihli “Denge”de yer alan “Dedim-Dedi, Bıdı-Bıdı, Vıdı-Vıdı” başlığı altındaki köşe yazımızda bu haberi konu edinmiştik. Bu haberde aynen şöyle deniliyordu:
“Türkiye’de 70 milyon 791 bin 75 cep telefonu abonesi bulunuyor. Abone başına aylık görüşme süresi 364 dakika olarak hesaplanıyor. Bu rakamla Türk cep telefonu kullanıcıları, Avrupa birincisi. Türkiye’yi 289 dakikayla Fransa, 267 dakikayla da Norveç izliyor.” 
 Bizi oldukça düşündüren, düşündükçe de kaygılandıran haber bu idi. Çalışarak, Osmanlı döneminde olduğu gibi, “üç asır boyunca dünyâ lideri” olmak varken, çene çalarak, dedim-dedi ile bıdı-bıdı, vıdı-vıdı ile “vakit öldürmek”, bunu yaparken de “Avrupa birincisi” olmak iş midir? Bize yakışan mıdır?.. “Gıybet” illetinden, “bühtân” illetinin zararlarından haberdar olmamak mıdır?.. 
Diye sormuş ve akabinde de bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Okuyucularımıza seslenmiştik. Bu şiirimizde şunları dile getirmiştik:

      * - * - * - * - * - *

Dedim-dedi, bıdı-bıdı, çal çene; 
Orda-burda, konuş-konuş, hiç bitmez!..
Söz yerine, bir kez de sus, bak-dene:
Şarjın uzar, kontör artar, boş’ gitmez;
Verim artar, kıymet katar, ülkene…

Dedim-dedi, bıdı-bıdı, boş lâflar; 
Konuştukça, değer düşer, çok gaflar; 
Kim akıllı, kim teneke, kim saflar…
Şarjın biter, kontör biter, hoş’ gitmez; 
Sırlar biter, boşalır gizli raflar…

Dedim-dedi, bıdı-bıdı, konuş-dur; 
Akıl nerde, mantık nerde, mi…’ye vur;
Zembereği, bir defalık boşa kur!..
Şarjın bitmez, kontör bitmez, dert etmez; 
Lâfın azı, işin çoğu, hoş olur…

Dedim-dedi, bıdı-bıdı,  çenebaz; 
Sözler bitmiş, ha-hı ile iş olmaz;
Boş mideye, kuru lâfla, aş dolmaz…
Şarjın biter, kontör biter, ak… yetmez; 
Cahil derler, hem görgüsüz, bir yobaz…

Dedim-dedi, bıdı-bıdı,  iş değil; 
Bağır-çağır, kaba lâflar, hoş değil; 
KAYIKÇ’Ali, sükût asla, boş değil…
Ne şarj ister, ne de kontör, fark etmez; 
Cevahirdir, bir yaramaz, taş değil… 
 
    * - * - * - * - * - *     

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bu “dedi-kodu”lu, bu “bıdı-bıdı”lı konuşmalara, bu “gıybet” dolu, bu “bühtân” dolu konuşma/görüşmelere, SMS’li yazışmalara şimdilerde bir de “WhatsApp” eklendi ki deme gitsin. Dünün  “Twitter” ve “Facebook”u, fotoğraf paylaşımlarının yapıldığı “Foursquare”ı ile “Instamgram”ı, “Safari”si vb. bunun yanında yaya kalmakta.  
“Türkiye Gazetesi”nin 12 Şubat 2016 günlü nüshası arka sayfasında yer alan bir habere göre “Teknoloji Ömür Törpüsü Olmaya Başladı. Gençlik, Telefonun Esiri Oldu” denilmekte ve devamında ise Boğaziçi, Kadir Has, Bilkent, Hacettepe, Orta Doğu Teknik, İstanbul Teknik ve Yıldız Üniversitelerinde öğrenciler arasında yapılan bir araştırmaya göre, “Gençlerin her gün zamanlarının 229 dakikasını cep telefonu kullanarak geçirdiği” ve bu gençlerin 24 saatlerinin 136 dakikasını başta “WhatsApp” olmak üzere Facebook, Instagram, Snapchat, Safari, Twetter, Game, Youtube, Spotify gibi akıllı telefon uygulamalarında harcadığı”, böylelikle de “Türk gençliğinin konuşmak veya sosyal medya kullanmak yoluyla günün 4 saatini telefonda geçirdiği” anlaşılmaktadır,  diye dikkat çekilmektedir.   Açıklamada, “Yılda WhatsApp üzerinden yılda 250-300 milyar mesaj atılıyor. 365 gün boyunca en çok indirilen uygulamalarda hep ilk beşin içinde yer alıyor” denilmektedir.

     * - * - * - * - * - *

“Teknik esir”, günden güne” artıyor”;
“Eyvâh!” derim, “madde sardı” dört yandan; 
“El”de/“cep”te, “teknik” aklı tartıyor…
“Gözler” kaymış, “beyin” kalmış akşamdan;
“Uyku” bile, geceleri dürtüyor…

“Teknik esir”, günden güne “bağlıyor”;
“Baba” şaşkın, “anne” gizli ağlıyor;
“Sosyal medya”, dört bir yanda çağlıyor…
“Gözler” kaymış, “beyin” kalmış akşamdan;
“ Twitter”ler,  “Facebook”lar  eğliyor…

 “Foursquare”da, resmin yoksa “yok” musun?
“Instagram”da,  sahnedeki  “fok” musun?
“Gâvur” yiyor, sen aç mısın “tok” musun?..
“Gözler” kaymış, “beyin” kalmış akşamdan;
“Ham madde”lik, son kalan “stok” musun?..

KAYIKÇ’Ali,  “gençlik yularsız esir”;
Bir “gösteriş”, bir “desinler”, bin tesir;
“Gençlik” dersin, “adam”lıktan bir kesir…
“Gözler” kaymış, “beyin” kalmış akşamdan;
Oku ona, bir “Yâsîn” ile “Müddesir!..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim