SUYA SABUNA DEĞMEDEN...

SUYA SABUNA DEĞMEDEN GAZETECİLİK NASIL YAPILIR?

 

Bir önceki yazımızda vatanı kurtarmak sana mı düştü diyenlere cevap vermiştik bugünkü yazımızda ise suya sabuna değmeksizin gazeteciliğin nasıl yapıldığını anlatmaya çalışacağım. Gazetecilik mesleği çok zor ve meşakkati olduğu kadar aynı zamanda bir kamu görevi olduğunu da unutmamak gerekir. Üzülerek ifade etmek gerekirse bu mesleği yapanlar işi düzgün yapmış olsalardı bizim bu mesleğe girmemize gerek yoktu. Gazetecilikte 5N 1K dedikleri ilkeler söylemde olup eylemde pek önemsenmeyen ilkeler haline gelmiş durumda.

Şehrimizde gazetecilik mesleğinin ayaklar altına düşmesinin en önemli nedenlerinden birisi bu işi bilenlerin sermayesiz olmaları nedeniyle işi bilmeyen iş adamlarının kurdukları gazetelerde çalışmak zorunda kalmaları sonucu bağımsızlıklarını kaybetmeleridir. Diyeceksiniz ki işini adam gibi yapanlar ilkeli durabilirdi ama madalyonun görünmeyen tarafı hiç de öyle değil.  Gazete çalışanı haberi adam gibi yapsa da haber merkezi patronun duruşuna göre değiştirmek zorundadır aksi halde bavulunu toplayıp gitmek zorundadır. Birde çok küçük rakamlara kendilerini satan gazeteciler var, örneğin bir yemeğe, bir rakıya, hatta bir şişe şaraba habere takla attıran gazetecileri gördüm.

Geçtiğimiz hafta eski muhabirlerden bir arkadaş yeni bir internet gazetesinin kokteylini vermiş, aslında bu arkadaşımız mesleğinde başarılı birisi idi, yaptığı haberlere de kendisine de saygı duyardım ancak ne zaman ki ben belediyede iken bana gelip kredi kartını ödeyemediği için para istedi onun da diğer gazetecilerden farkı olmadığını anladım. Benden para istemesi ve almış olması hiç önemli değil, verdiğim parayı alamayacağımı çok iyi biliyordum ve almamak üzere vermiştim ancak daha sonraki süreçte bu arkadaşımızın benim düşmanlarımın yanında yer almış olmasının nedenini anlayınca onun da kendisini çok küçük rakamlara sattığını öğrendim.

Hangi işi yaparsanız yapın onurunuzu kaybetmeksizin yapmalısınız aksi halde insanların maskarası haline gelirsiniz. Şehrimizde uzun yıllardır bu işi yapan birçok gazeteciye baktığınızda ne demek istediğimi rahatlıkla anlayabilirsiniz. Gazeteciliği Süleyman Demirel'in dün dündür, bugün bugündür mantığı ile yaparsanız inandırıcılığınız kalmaz. Bizim yaptığımız gazetecilik alışılagelmiş gazetecilik mantığından farklı olabilir ancak bu şekilde duruş sergileyen bir gazete daha olmuş olsa eminim şehrimizde emniyet teşkilatının işi çok rahatlar.

Sabahları gazeteleri elime aldığımda haberleri ve köşe yazılarını incelediğimde kendi kendime gülüyorum, köşe yazısı yazan arkadaşlarımızın bir kısmı sadece yazmış olmak adına yazıyorlar, ne dedikleri, kimi kast ettikleri, hangi işi eleştirdiklerini anlamak için tercümana ihtiyaç var. O kadar enteresan köşe yazılarına rastlıyorum ki şaşıp kalıyorum, adam yazdığı yazıda birisine kızdığı ona hitaben yazdığı belli ancak bekliyor insanlar kendisini arayıp konunun muhatabının kim olduğunu sorsunlar ve kendisi dilediğine söylesin, dilediğine söylemesin. Bu tür yazı yazanlar kendilerine göre bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyorlar hem mahkemeden kurtarıyorlar, hem de fısıltı gazetesinde istedikleri kişiyi konuşturmuş oluyorlar. İyi güzel de adama sormazlar mı ki be kardeşim sen gazetecisin adam gibi yazacağını yaz da biz de bilelim. Ben yazdığım yazıları açık ve net yazmama rağmen bazı okurlarımız hala daha izahat istiyorlar.

Şayet herkesle iyi geçinip kimseyi üzmeden protokollerde gezip dolaşarak gazetecilik yapmak istiyorsanız yapmanız gereken şey hiç bir önemli konuya değinmeksizin havadan sudan konulara girerek köşe yazarak olayı kapatmaktır. Örneğin bol miktarda güneydoğu meselesine girersiniz, genel politikada olup bitenleri yazarsınız, biraz da işin içerisine magazin kültürü kattınız mı değmeyin keyfine. Ama burada atlamamamız gereken konu siz işinizi birilerinin istediği gibi yapmanız halinde o birileri gazetenin bazı ihtiyaçlarını gidererek ekonomik sıkıntıya girmeden işinize devam edersiniz. Böylece dostlar alışverişte görür. Hani çocukları uyuturken masallar anlatırken sonunu “Onlarda erdi muradına”  şeklinde bağlarız ya işte size suya sabuna değmeden gazetecilik yapmanın nasıl olduğunun tarifi. Mübarek ramazan gününde yemek tarifi olmadığına göre sizlere suya sabuna değmeden gazetecilik yapmanın tarifini verdim, dileyene denesin!.. Kalın sağlıcakla

           

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR