• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Samsun 9 °C
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 13 °C
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’

SÜBYANCI KARDEŞLERİN SERÜVENLERİ

Adnan Bahadır

Her pazar yazdığımız hikâyelere bugün ve bir kaç hafta daha Sübyancı Kardeşlerin Serüvenleri ile devam edeceğiz.

 

Hikâyemiz tarihi Amisos kentinde yaşanmıştır. Hikaye kahramanlarımız iki kişi. Önce bu kahramanları sizlere tanıtıp, ardından da yedikleri hezeyanları sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Kahramanlarımızın mesleği o günlerde matbuatı umumiye adıyla bilinen mesleği icra etmekmiş.

 

Kahramanlarımızdan birisi kâtip namıyla meşhur, sürekli yazan anlamına gelen unvanla anılırmış. Katiplik mesleği dışında başka bir işle uğraşmazmış. Ancak gençlik yıllarında İmparatorluğu yıkabilmek için büyük uğraşlar vermiş. Hatta bu konuda adam bile öldürmüş. Ancak o günlerde olaylar zapt-u rapt altına alınırken çok dikkat edilmediğinden, doğum tarihi yanlış yazıldığından bu suçtan yırtmayı başarmış.

 

Sübyancı kâtibin sübyancı unvanını alma nedeni ise; sürekli olarak kendisinden en az yirmi yaş küçük bayanlarla düşüp kalktığından dönemin otoriteleri ona bu ismi layık görmüşler.

 

Gençlik yıllarında sürekli olarak İmparatorluğu yıkma faaliyetlerinde bulunduğundan hayatının üçte birini hapiste geçirmek zorunda kalmış. Sübyancı Katibin gelmesini istediği rejimde mülkiyet hakkı olmadığı gibi, namus, iffet mefhumu da ayaklar altına alınmasını savunan bir rejim şekli olduğundan okuduğu kitapların da etkisiyle bu düşünceleri kişiliğine yansıtmaya başlamış.

 

Önce bir hatun ile evlenmiş, bu hatuna dünyanın en sıkıntılı ve çileli günlerini yaşatmasının yanında ekonomik bakımdan da kadıncağızı sömürüp, daha sonra kapıya koymuş.

 

Bilahare ikinci hatunu kafaya alıp ilk hanıma yaptıklarının aynılarını ona da yapmak sureti ile onu da kapıya koyunca yeniden bekârlık hayatına döner. Bekarlık hayatını devam ettirmekte iken yaptığı işle de ilgisi olan bir bayanla flört etmeye başlar. Bu bayan Sübyancı Katip'i tanıyıncaya kadar atı alan Üsküdar'ı geçmiştir.

 

Zavallı kadıncağızın karnı burnunda iken kapıya gelen icra memurları evi boşaltmak isteyince buna engel olabilmek için Sübyancı'nın tüm borçlarına kefil olmak zorunda kalır.

 

 

Zavallı kadıncağız tüm kazandıklarını bu Sübyanci Katibin yolunda harcasa da Sübyancı'nın borçları ile baş edemeyeceğini görür ve ondan ayrılma kararı alır.

 

Ayrılmasına ayrılır da borçlardan bir türlü kurtulamayacağını görünce Amisos kentini terk etmek zorunda kalır. Sübyanci ayrılırken ödemeyi taahhüt ettiği evlat parasını da ödemez. Sübyanci  Katibin kaybedecek hiç bir şeyi olmadığından her işi yapmaya kalkıp, oradan ne kaparsam kardır hesabını yapar. Ancak bu işlerin tamamından çok büyük zararları olur.

 

 

Sübyanci  Katip  yemeye ekmek bulamayınca bu kez yeniden bir plan yapıp, kendisinden yirmi yaş küçük bir bayanı kafaya alır. Her ne hikmetse Sübyanci'nin evlendiği tüm hatunlar çalışan hatunlar olduğundan bunları çok güzel söğüşlemeyi de becerir. İşin ilginç tarafı son bulduğu hatunla evlenmeksizin birlikte yaşamak zorunda kalmış olmasıdır. Zira evlenmeleri halinde Sübyanci Katibin tüm borçlarını ödemek zorunda kalacağından birlikte yaşama yolunu tercih etmişler.

 

Ancak tarihi Amisos kentinin insanları bu tür birlikteliklere pek alışık olmadıklarından bu insanları sürekli olarak lanetleyip, yanlarına yaklaşmıyorlarmış.

 

Hikaye kahramanımız çok yalnız kalıp, çaresiz kalınca kendisi gibi hayatında düzgün işi olmayan ve o da sürekli olarak kızı yaşındaki hatunlarla birlikte olmaktan zevk alan Yenen Katip lakaplı adamla birlikte olmaya başlamış.

 

Yenen adamın bu ismi alma nedenine gelince; nefsinin her istediğini nefsine verip, nefsini yendiği için Yenen Sübyancı lakabını almış. Bizim inancımızda nefisle mücadele edebilmek için istediğini vermeyip, onu terbiye etmek var. Ancak Yenen Sübyancı hanif dinine inanmadığından inanmış olduğu çok tanrılı dinin gereği olan nefsine her istediğini verme yolunu uyguluyormuş.

 

Nefsin içki mi istiyor ver, kumar mı istiyor ver, hatun mu istiyor ver. Bu din çok tanrılı bir din olduğundan gayet doğal karşılamak gerekir.

 

Bizim sübyancı kardeşlerin serüvenlerine önümüzdeki günlerde seri halinde devam edeceğiz. Bu günlük de bize ayrılan kısmın sonuna geldik. Kalın sağlıcakla, mutlu pazarlar..

  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim