• BIST 89.900
  • Altın 144,693
  • Dolar 3,6140
  • Euro 3,9061
  • Samsun 13 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 10 °C
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI

ŞU “SOL GÖZÜNÜ KAPA”, ÇEVRENDE “ADAM ARA!..”

Ali Kayıkçı

ŞU “SOL GÖZÜNÜ KAPA”, ÇEVRENDE “ADAM ARA!..”
*    “Namâz için ezân okuduğunuz zaman, onu bir eğlence ve oyun yerine koyuyorlar. Bu, onların akılları ermez bir gürûh olmalarındandır.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 58)
•    “…güzel bir söz, kökü yerde sabit, dalları semada olan güzel bir ağaç gibidir. Yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir. Kötü bir söz de, yerinden sökülmüş kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.”  (Kur’ân-ı Kerîm-İbrahim Sûresi; âyet 24-26’dan)
*   “Şüphesiz küfredenler, bütün yeryüzü ve bir o kadarı onların olsa da Kıyâmet Gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, kendilerinden kabul edilmez. Onlara gayet acı bir azap vardır. Cehennem ateşinden çıkmak isteyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir; onlar için, sürekli bir azap vardır.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 36-37)
*   ”Habîs söz söylemek habîs adamlara lâyıktır. Habîs adamlara, habîs kelâm yakışır.” (Kur’ân-ı Kerîm-Nûr Sûresi/Mevâkib Tefsiri; âyet 26)   “Habîs: Kötü, alçak, pis, âdi, bayağı” (Sözlük)
*    ”Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren/Bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren!..”   (M. Âkif Ersoy)               

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Zaman zaman “densizce lâfları”nı gazetelerde okuduğumuz “sözde sanatçılardan bir güruh”un bu sözleri, “Türkiye Gazetesi”nin 13 Kasım 2015 günlü nüshası 1 ve 10. sayfalarlında “Talip Karakaş”ın derlemesi olarak yayınlanınca; bir kere daha sarsıldık. Nasıl sarsılmayalım ki?.. 
“Halkın Tercihlerine Hakaret Modası: Aşağılama Sanat Oldu. Birçok ‘sanatçı’, dinî ve millî değerlere hakaret etmeyi marifet sayıyor” başlığı altında neşredilen bu haberde; kimi ‘sanatçı’nın “kadınları başörtülü diye aşağıladığı”ndan, bazısının “Türk’üm ama benim suçum değil” diyerek kendince yüce milletimize hakaret ettiğinden, bir başkasının Kurban Bayramında kurban kesen Müslümanları hakir hatta teröristle bir gördüğünden bahsetmekte idi.  
İşte bu “sözde/habîs sanatçılar” ve kendilerinden menkul “habîs sözleri”:
Serra Yılmaz:  “Evet Türk’üm ama bu benim suçum değil.” “Bazen başörtülülerden korkuyorum. Öcü gibiler.” 
Tiyatrocu Genco Erkal: “Hiç sevmem bu bayramı (Kurban Bayramı) Kanlı bayram, ilkel bayram, insanlığın karanlık dönemini kutsayan örümcek kafanın bayramı. Benden uzak dursun.”
Leman Sam: “Benim için IŞİD ile bıçağını masum bir hayvanın boğazına dayayan aynı duygudadır, IŞİD ben şaşırtmıyor.”, “Bazılarınızla aynı cinsten olmaktan utanç duyuyorum, sahtekâr, cahil ve çürüksünüz, kızamıyorum bile, yemin ederim.”
Şevval Sam: (Başörtüsü için) “O benim için tekstil ürünü, gün gelecek insanlar yaşayışlarıyla buna ihtiyaç duymayacak, ideolojik kesimler tarafından ortaya konan bir şekil”, “Türkiye’de ifade özgürlüğü bulunmamaktadır.”
Tiyatrocu Müjdat Gezen: (İçkisine karışanlara) “Size ne lan dallamalar, p…zevenkler!”  (Sözlükte ‘dallama’; aptal, enayi; ‘p..zevenk’ ise muhabbet tellâlı, kavat şeklinde açıklanmış).
Levent Üzümcü: “Aranda 1600 (doğrusu 1.400) yıl fark olan adamla (Peygamberimiz Efendimizle) aynı zaman diliminde yaşamanın zorluğuna ilâç olur mu demokrasi?”  
Gonca Vuslateri: “Hiçbir Türk’ten çocuk yapmayı düşünmüyorum.”
        = = = * = = =
Bu durum bize, önceki sene bir romanını okuduğumuz ve bunu köşe yazısı yaptığımız böylesi bir sanatçıyı  (Kemal Tahir’i) hatırlattı. Bu romancı için bakınız rahmetli Ahmet Kabaklı Hoca ne diyordu:
“Kemal Tahir’e göre Anadolu’da insanların gönülden bağlı olduğu din ve mânevî değerler, onların sosyalizmi kabul etmelerine mânî olmakta, sosyalist fikirler bu sebepten yayılamamaktadır. Hürriyet ve demokrasi de halkın sosyalist düzeni aramasına fırsat vermemektedir. Görüşlerini açıktan ifâde etmeden, meseleyi ağa-ırgat, hoca-öğretmen, muhtar-köylü, jandarma-eşkıyâ çatışmalarına bağlar. Verdiği misaller ve üslûbu dertlere çözüm arayıcı değil, düzeni tahkir edici fitneci ve insanları kışkırtıcı bir hava taşır. Her derdin altında bir ekonomik sebep, bir sömürücü, dalavereci arar. Din adamlarının çoğunu kara câhil, gerici, çıkarcı ve ahlâksızmış gibi tasvir ederek okuyucusunda din adamlarına karşı nefret uyandırmaya çalışmasıyla tanınır.” (Türkiye Gazetesi Yeni Rehber Ansiklopedisi, c. 11, s. 335-336).
İşte bu “Büyük Romancı”(!)nın kaleminden “Esir Şehrin İnsanları”nda geçen) bâzı ifâdeler:
“Eski adamlar, bütün davranışlarını dine uydurmaya uğraşmışlardı. Yürüyen ve değişen hayatı donmuş kalıplara uydurmaya çalışmaktan daha zavallı bir iş olur mu?” (s.111)
“Her vakıf, din perdesi altında garanti edilmiş bir servetten, güvene alınmış bir mirastan başka bir şey değil…” (s. 112)
“Edebiyatımız neden böyle yavan? Diye düşünürdüm. Meğer sebebi harem-selâmlık belâsı imiş…” (s. 190)
“- Siz Allaha inanır mısınız Hanım Yenge?
— Bu Allaha inanıyorum. Ayşe’nin ‘Sevgili Allahım’dediği şeye… Tabiî, kurtuluşa yardım etmesi şartıyle…” (s. 194)
“’Evvelce hüdayı tanımış olmasa gönlüm-Billâhi güzel sen benim Allahım olurdun’ gazelidir.” (s. 230)
 “Baba olmak biraz da Allah olmaya benziyor” (s. 380)
“Allahın insan icadı olduğunu anlamak için dâhi romancıların insanlarına, dâhi ressamların tablolarına, dâhi kompozitörlerin eserlerine, hattâ dâhi aktörlerin temsillerine bakmak elverir…”
“Ayşe de benim eserim. Beni Allaha bağlayan… Yani, bana Allahtan bir parça getiren vasıta… İşte bu sebepten (baba olmak biraz da Allah olmaya benzer) demişler… Doğru söylemişler…” (s. 380)
“Baba olmak biraz da Allah olmaya benziyor” (s. 380)
“Allahın insan icadı olduğunu anlamak için dâhi romancıların insanlarına, dâhi ressamların tablolarına, dâhi kompozitörlerin eserlerine, hattâ dâhi aktörlerin temsillerine bakmak elverir…”
“Ayşe de benim eserim. Beni Allaha bağlayan… Yani, bana Allahtan bir parça getiren vasıta… İşte bu sebepten (baba olmak biraz da Allah olmaya benzer) demişler… Doğru söylemişler…” (s. 380)
    = = = * = = =
“Onlar” böyle dedi ise, bakalım “Âşığımız” ne dedi? Bu “haşarat taifeyi”, nasıl tel’in eyledi?
“A. Nesin” gibi sen de, çık “Ben ateistim” de!
“Hıristiyan” veyahut, “Yahûdî” mi her neysen; 
“İnancıma saygı duy, istersen komünistim” de…
“Çiçek” gibi vatanda, “adam olmak” istersen; 
Yoksa al bir “pasaport”, “paralel çek gittim” de…

“Ülkem tiyatro” değil, dindaşlarım “şakşakçı”;
“Üç lâf”ın biri küfür, desinler ne “taşakçı”;
“Ağzı ishal” olana, alkış tutar “yavşakçı”…
“Çiçek” gibi vatanda, “adam olmak” istersen; 
“Sanatkâr” ol efendi, yahut köyde “başakçı”…

Bu insanlar “îmânlı”, “inançlı-delikanlı”;
Hanımları “hanımdır”; hem “asil”, hem “vicdanlı”;
Hesabı “helâl para”, gezmez “harâm cüzdanlı”…
“Çiçek” gibi vatanda, “adam olmak” istersen; 
Ya karış “insanlara”, yahut yaşa “cüzamlı”…

“Yunan” mısın “Ermeni”, “Mişon” gibi “Dönme” mi?
Yoksa “Sırp” kökenlisin, neysen söyle “dönemi”;
“Annen-baban” kimlerden, soy-sopça var önemi?..
“Çiçek” gibi vatanda, “adam olmak” istersen; 
“Başkent”imiz Ankara, sıkı kavra “dümeni!..”

“Tekin Alp” deme bize, “gizleme” sen ismini; 
“Selfi-selfi” yutturma, “silsile boy” resmini; 
“Özçekim”ini söyle, kenara çek cismini!..
“Çiçek” gibi vatanda, “adam olmak” istersen; 
“Eser”in ne “eser”in, “söz”üne vurma kini!..
(“Eser”in ne “eser”in, gösterme hep bikini!..)

“Türk’ten çocuk istemem”, demiş bir “malûm kafa”;
“Türk” iyi bir “çiftçi”dir, tohum saçmaz “çorağa”;
At koşturur “yol boyu”, kırat kaldırır “şaha”…
“Çiçek” gibi vatanda, “hanım olmak” istersen; 
Evvelâ “Müslime” ol, hele geç “bu tarafa!..”

KAYIKÇ’Ali “ders” lâzım, şu “akılsız başlara”;
“Yüzleri” yüze benzer, kalpleri “kömür kara”;
“Banka hesabı” sökmez, “insanlıktan fukara…”
“Çiçek” gibi vatanda, “yurttaş olmak” istersen; 
Şu “sol gözünü” kapa, çevrende “adam ara!..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim