• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Samsun 2 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 3 °C
  • YENİ TRANSFERLER SAMİMİ AÇIKLAMALAR
  • PFDK'DAN ADANADEMİRSPOR’A BÜYÜK ŞOK !
  • BAKAN ÇAĞATAY KILIÇ’TAN SAMSUNSPOR’A TAZİYE MESAJI
  • YENİ TRANSFERLER SAMİMİ AÇIKLAMALAR
  • PFDK'DAN ADANADEMİRSPOR’A BÜYÜK ŞOK !
  • BAKAN ÇAĞATAY KILIÇ’TAN SAMSUNSPOR’A TAZİYE MESAJI

SÖZLÜ YAZI

Ahmet Ufuk Erkan

 

 

 

 

SÖZLÜ YAZI

 

 

                        Hiç konu sıkıntısı çekmedim sayılır. Fakat buna rağmen, sayfalarca da yazmadım. Bu kadar okunacak şey varken, sanki sadra şifaymış gibi oturup yazmak… Tabii yazmamı geciktiren bir diğer önemli konu da müzmin tembelliğim. Kafamın içinde birbirini kovalayan kelimeleri, üşengeçlik de engelledi biraz, kâğıda dökmemi…

 

                        Ve söyleyeceğimi, öyle pat diye cümleleştirmek de büyük bir handikap… Yani, bir konuyu anlattığımda, eveleye geveleye, aynı konu çerçevesinde yıllarca yazamam. Bir sebep de kendimi asla, yazacak kadar birikimli görmedim, göremedim. Hülasa işte, tüm bu saydıklarım yüzünden, yazma işine pek asılmadım. Hâlâ bile, bir itici kuvvet olarak, şu gazete köşesi olmasa, yıllardır yazdıklarım, hayatta olmayacaktı.

 

                        Bir kültablasını anlatabilirim. Lafın bir yerinde, bir bakmışsınız, yabancısı olduğunuz bir şehrin sokaklarını da sokmuşum yazıya. Yazı'nın böyle bir gücü var. Üstten virgülle bilerek ayırdım; ayırdım ki edebiyat anlamında da kullanılan “yazın” kelimesiyle karışmasın. Ya da diyelim o kültablası , hani anlattığımız kültablası, camdan yapılmış olsun. Yazı bizi, onun, o camın ilk hâline bile götürebilir; kum tanesi olduğu hâle… Ya da diyelim, bir ağaç oyulmuş da öyle yapılmış bizim küllüğümüz. O zaman da o ağacın fide olduğu döneme, büyümesine, kesilmesine, karşımıza şekilden şekle girerek gelmesine gideriz yazıda. Yazı bizi, bir yerden bir yere götürür. Mekânlar aşar, zamanlar aşarsınız. Adeta, bir keramete, mucizeye ortak/şahit olursunuz…

 

                        Hatta o kültablasını, sizinle eski sevgilinizin çay içtiği masaya koyarım. Sigaranızın dumanının ardından, duman gözlü yâriniz bakar gibi olur size… Bir kültablasına ağlatabilirim sizi; ağlatabilirim derken, yazı yani, o size sunduğum yazı, o işte, ağlatabilir sizi. Belki de öğrencilik günlerinize döndürür sizi yazı. Ders çalışıyor ve tepeleme dolu bir küllükle süslüdür masanız. Sizi, yıllar öncesine götürebiliriz biz; biz, yani yazı ve onu yazan… Öğrencilik yıllarınızın acı-tatlı anıları, bugününüze boca olur adeta; üzerinize geçmiş bulaşır…

 

                        Sözdeki gücün, kâğıtla birleşerek kalıcı hale gelmesi biraz da yazı… Söz uçar, yazıysa, ancak silerseniz kaybolur. İnsanları etkileyen yazılara/kitaplara bakın bir. Hâlâ tüm muhteşemlikleriyle etkiliyorlar insanları, peşlerinden koşturuyorlar…

 

                        Bugün, kâğıdın başına çöküp, bunları çiziktirmeseydim, bu yazı yoktu. Yani hep kafamda olacaktı ve fakat siz bilemeyecektiniz. Buna da yazı'nın gizemli/sırlı gücü diyelim. Size hissettirmeden, kafamda evirip çevirecektim onu, bu yazıyı yani… Bilinmezliğiyle kafamda, tüm bilinirliğiyle karşınızda. Sihir gibi işte… Bir yokmuş gibi görünmeyenin, bir varmış olup görünmesi…

 

                          Söz… Size bir gün bir kültablasını anlatacağım…

 

Bir tebrik notu: Düğün törenine katıldığım kıymetli kardeşim Kürşat Oka ve eşi Tuğba'ya ömür boyu mutluluklar dilerim. Ve yeni evli kardeşlerimin şahsında, Ok ve Karagöz ailelerini de kutlarım. Rabbim yeni evli dostlarıma, kendileri gibi hayırlı evlatlar nasip etsin.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim