• BIST 83.048
  • Altın 147,273
  • Dolar 3,7683
  • Euro 4,0468
  • Samsun -1 °C
  • Ankara -10 °C
  • İstanbul 5 °C
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0

SÖZDE “CEMÂAT” BUNLAR, OLSA KEŞKE “VATANDAŞ!..”

Ali Kayıkçı

*     “Hubb’ül vatan minel îmân”/Vatan sevgisi îmândandır” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*     “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın!.. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!..” (Şeyh Edebali’nin Orhan Gâzi’ye Vâsiyetinden)
*     “Müslüman Doğu’nun bilge düşünürü Muhammed İkbal, Pakistan-Avrupa yolculuklarında, uçağı Türkiye sınırlarına girdiğinde, ayağa kalkar ve uçağı sınırlarımızdan çıkıncaya kadar ayakta yolculuk edermiş. Onun bu hâlini gören uçak görevlisi sormuş: ‘Efendim, niçin Türkiye sınırlarına geldiğimizde ayağa kalkıyorsunuz ve çıkıncaya kadar ayakta duruyorsunuz?’ Allame İkbal şöyle cevap vermiş: ‘Nasıl ayağa kalkmayayım ki,  bu topraklar, Anadolu toprağı, nazargâh-ı ilâhidir, şehitler ve gaziler yurdudur, onun için saygı makamında ayağa kalkıyorum.’” (Prof. Dr. Mustafa Keskin-Erciyes Dergisi; Aralık 2015, S. 456, s. 5) 
*     “Elele verin, birbirinize sımsıkı sarılın. Allah yolunda dünyâda bir tek esir Türk kalsa, O’nu kurtarmak sizin gâyeniz olsun. İnsanlar fanidir. Ben ebedî âleme göçmek üzereyim. Cenâb-ı Hakk, Türkiye’mizi ve Türk-İslâm âlemini dünya durdukça muhafaza etsin. Doğu Türkistan hürriyete kavuşmadığı için gözlerim açık gidiyorum. İnşâ’Allah, sizin gözleriniz açık gitmez. Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve unutmayın; birlikten kuvvet doğar.” (İsa Yusuf Alptekin-Eski Doğu Türkistan Cumhuriyeti Genel Sekreteri)  
*     “Dinini, dilini ve millî-mânevî değerlerini kaybeden milletler, tarihten silinmeye mahkûmdurlar.” (Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk-Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı; 24.03.1993) 
*“Milletler, aynı dili konuşan değil, aynı kültürü paylaşan topluluklardır.” (Gürbüz Azak-Türkiye Gazetesi, 12.12.1997, s. 2)
*     “Anadolu’da on bir bin yıl içinde 30 medeniyet ve yüzlerce devlet, târihin sayfaları arasına gömülmüştür. Temelsiz milletler yıkılmaya mahkûmdur… Dînimize, dilimize, mazimize, örf ve âdetlerimize sahip olmaya mecbûruz. Aksi takdirde ne mi olur? Anadolu’nun 31. Medeniyeti de yok olur… Şu güzel milleti, târih çöplüğüne gömerler.” (M. Necati Özfatura-Türkiye Gzt. 24.05.2002, s. 10)  

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 27 Aralık 2015 ve 15 Ocak 2016 günlü köşe yazılarımızda belirttiğimiz gibi; ülkemiz topraklarının yüzde 3’ü “Rûmeli/Trakya”da ve yüzde 97’si de “Anadolu”dadır. Ve bir bütün olarak da bu memleketin tarihi 11 bin yıl öncesine dayanmakta, birçok yerleşime beşik, çok sayıda tarîhî hadiseye ve medeniyete de sahne olmuş bulunmakta. Diğer taraftan da “Dünyâda tarıma dayalı üretim yapılan en eski yerleşim yeri” olarak da anılmakta. Bu coğrafyada Hattiler’den bu yana Hititler, Asurlular, Urartular, Frikyalılar, Lidyalılar, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar gibi onlarca devletin kurulduğunu ve beşerî yönden âdeta bir “insanlar ve kavimler bahçesi/tarlası” olduğunu görürüz. Ve bu bahçede/tarlada, bu devirlerden kalma “eserler” yanında “nesiller”in de bulunması akla ve mantığa uygun bir neticedir, demiştik.  
 Bunu söylerken de “Şu ‘Temiz Toprakların Çakır Dikeni’ Bunlar” kabilinden bâzı kişi ve gruplara işaret etmiştik. Ancak, “15 Temmuz Darbe Girişimi”nden sonra ortaya net bir şekilde çıkan bir başka kişi ve grup da “FETÖ’cüler”in olduğu hakikatıdır ki, bunların başında bulunan şahsın “Hazarlardan bir Türk boyu olan Karaimler”e mensubiyetidir.
 “Karaimler; 6. Yy.da Kırım’ın dağlık bölgelerini kendilerine yurt edindiler. 8. Yy.da ise Musevîliğin Talmûd’u kabul etmeyen Karay mezhebini benimsediler. Hazar Devleti yıkılınca (1016) Rus baskısı karşısında Polonya ovalarına ve Litvanya’ya yerleştiler. Nazi Almanyası’nın Polonya’yı istilâsı ve İkinci Dünya Savaşı sonrası tarih sahnesinden silindiler.” (Bkz: Milliyet Gazetesi D. Larousse Ansiklopedisi, İst. 1994, c. 4, s. 1291) 
“Boy” olarak “Devletler Siyasî Tarihinden ve Coğrafyası”ndan silinip gitmelerine rağmen dün Osmanlı’da olduğu gibi bugün de içimizde yaşamakta ve bir “İktidar ve Devlet Olma Hırsı” ile malûm “İsyân/Kalkışma Hareketi”ne teşebbüs etmiş bulunmaktadırlar…
“Türkiye Gazetesi”nde okuduğumuz bir araştırma-habere göre; “Kimi milletvekili, kimi gazeteci, kimi bilim adamı. Meslekleri farklı ama görevleri aynı: “Türkiye’yi karalamak” olan “İçimizdeki İrlandalılar! Yerli ama millî” olmayan-olamayanlar, “Her fırsatta Türkiye’yi AB, ABD, BM ve NATO’ya şikâyet eden muhalifler, karalama kampanyasında birbirleriyle yarışanlar...” “PKK”, ile “KCK” ile “PYD” ile, “IŞİD” ile “DAEŞ” ile… (say say bitmez bilcümle haşaratlarla kol kola girerek) “seçimle gelmiş bir iktidarı devirmek” için işbirliği yapabilmektedirler…                                                                               
Diyoruz ve bütün bu gelişmeler karşısında his ve düşüncelerimizi mısralaştırdığımız eski iki destan-şiirimizi  (uyarladığımız son şekilleriyle) Siz Saygıdeğer Okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz:           
    = = =   (  1  )   = = = 
Şu “temiz topraklar”ın, “çakır dikeni” bunlar;
Atsanız atılmıyor, satsanız satılmıyor;
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”…
Yeseniz yenilmiyor, “çöpe” de atılmıyor;
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”…

Şu “temiz topraklar”ın, “ayrık otları” gibi; 
“Orda-burda” bitiyor, sökülmüyor hiç dibi;
Mevsim “yaz ortası”yken, sanki “Domuz Gribi”…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
Bu bir “salgın hastalık”, sarmış koca “Mağribi”…

Şu “temiz topraklar”ın, “eşek dikeni” sanki;
Ne “ot” ne de “çiçek”tir, ne lâzımsa o ân ki;
Bu ülkeye “yabancı”, sanırsın malûm “Yanki”…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
“Lenin-Stalin” göçtü, sanırsın o zamanki…

Şu “temiz topraklar”ın, “haşarat nesli” nerden?
“Soy”dan mı “sokak”tan mı, “zehir” alırlar ferden;
Kimi “mikrop” kapıyor, malûm “öğretmenler”den…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
“Nasîhat”lar sonuçsuz, kafa “NATO mermer”den…

Şu “temiz topraklar”ın, “kırk katlı yabancı”sı; 
“Harâm lokma” yiyorlar, ondandır bu “sancı”sı;
İşte “basın” yazıyor, “sansür” de “yalancı”sı…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
Bunlara “dikta” lâzım, “despot el”in kamçısı…

Şu “temiz topraklar”ın, “kötü örnek-eksi”si;
“İttihat” artıkları, “Komünizm’in etki”si;
“Para” var “şan-şöhret” var, “hazımsızlık tepki”si…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
“Sahibinin Sesi”dir, “podyumların seksi”si…

KAYIKÇ’Ali şaşırma, “Tanzimat diken ekti”;
“İttihat ve Terakki”, ikiletti-berkitti;
“CeHaPe devri” geçti, “mâneviyat terk etti”…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
“Çarkçı Kemal” dün dedi, bugün tuttu “çark etti
    = = =  (  2 )   = = = 
“PKK-KCK”ya; “Esad”a, “Papa”ya sus;
“TC” benim “devlet” ya, ona saldır bahusus; 
“Yediğin” zıkkım olsun, “içtiğini” bir-bir kus!..
Sözde “Cemâat” bunlar, olsa keşke “vatandaş”;
“Münevver”lik öldü ya, çehre “mumya”dan menhus…

“Kandil” ve “İsrail”e, “sus-pus” oturan bunlar;
“TC” adı geçince, birden kuduran bunlar;
“Karacuha”  misâli, “karadul” duran bunlar…
 Sözde “Cemâat” bunlar, olsa keşke “vatandaş”;
“Ebûcehil” gününden, zehir-zakkum kavunlar…

“Karasinek”ten kara, “yüz karası” isimler;
“Kara cahil”den kara, “karamuk”ça cisimler;
“Karaçalı” misâli, “akademik” kesimler…
Sözde “Cemâat” bunlar, olsa keşke “vatandaş”;
 “Kara haber” sırıtır, sayfadaki resimler…

“Karahumma” misâli, çöreklenmiş “kürsü”ye;
“Karakoncolos” sanki cevap vermez “tütsü”ye; 
“Kıçtankara”yla eşlik, “Kürdara”lı “türkü”ye…
Sözde “Cemâat” bunlar, olsa keşke “vatandaş”;
 “Sevr sofrası” isterler, ziyâfet var: “Türk’ü ye!..”

“Karakarga” misâli, “karavana” özlerler;
“Saray”mış çöksün-gitsin, “Demirtaş”ı gözlerler;
“Karabina” atışla, “Obama”yı izlerler…
Sözde “Cemâat” bunlar, olsa keşke “vatandaş”;
 “Karabulut” misâli, taşıdığın gizlerler…

“Gayri millî” ne varsa, “karavaş”ça tutulmuş;
Kimi “Moskof” uşağı, “Vatikan”a satılmış;
“İsrail”in aşına, kalemiyle katılmış…
Sözde “Cemâat” bunlar, olsa keşke “vatandaş”;
 “Münevver” “envâr” idi, bunlar çöpe atılmış…

KAYIKÇ’Ali yaz bunu, “Yüz karası” olayı;
“Karakaçan” hayrı yok, “tenkîd etmek” kolayı;
“Bir” değil “50 bin”miş, “yüz gramlık” alayı…
Sözde “Cemâat” bunlar, olsa keşke “vatandaş”;
 “Sabır milletim sabır, Rabbim defet belâyı!..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim