• BIST 107.152
  • Altın 143,431
  • Dolar 3,5606
  • Euro 4,1613
  • Samsun 30 °C
  • Ankara 32 °C
  • İstanbul 32 °C
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 

“SÖZ BAYRAĞI”M GÖNDERDE

Ali Kayıkçı

“Ana okulu”nda yabancı dile, yüksek öğretimde “yabancı dille eğitime” ve bölücülerin “Kürtçe eğitim” isteklerine ses çıkarmayanlar, “Liselerde isteğe bağlı Osmanlıca” deyince niçin birden ayaya kalkıverdiler acaba?..
                 Çünkü “Osmanlıca, Türkçenin bir zenginliği, milletin de kök bağıdır” da ondan…
   “SÖZ BAYRAĞI”M GÖNDERDE
* “Türkiye'ye gideceğim. Yeryüzünde iki Türk var ise, biri mutlaka benim. Ben  Türk'üm, ama Jön Türk değilim.”
        (S. Abdülhakîm Arvâsî: Doğu Anadolu'nun Gerçeği;
                   S. Ahmet Arvâsî; Ankara–1988, s. 75)
• “Türk eriyiz, silsilemiz kahraman/Müslüman'ız, Hakk'a tapan Müslüman…”
                      (M. Âkif Ersoy; Safahat, İstanbul–1974, s. 533)
* “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim;
Ya bunlar Türkçe değil, yahut ben Türk değilim!
Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim;
Allah Türk'e acısın, yalnız bunu dilerim…”
                               (N. Fâzıl Kısakürek-Çile, s. 344)
•  “Bugünden sonra; divanda-dergâhta, bargâhta, mecliste-
        meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya!..”
                          (Karamanoğlu Mehmet Bey–12 Mayıs 1277)

S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; bir süre önce “Eğitimci Yazar Seyfi Günaçtı”  isimli hemşehrimizin “Geçmişten Günümüze” adını taşıyan eserini tanıtırken “Uydurukça-Öztürkçe/Arı  dil (A. Dilaçar ve N. Ataç) Hastalığı”  denilen  anlayış üzerinde de durmuş ve bunun esasında dînimize ve şanlı târihimize doğrudan saldırmayan/saldıramayanların sinsi oyunları ile ortaya çıkan ve gayr-imüslimler ile bâzı ateistlerin öncülük ettiği bir akım olduğuna dikkat çekmiştik (Bkz: 20.09.2013 günlü köşe yazımız).
 Seyfi Hocamız, bu seri makâlemize gönderdiği bir cevabî yazıda konu hakkında düşüncelerini dile getirirken oldukça dikkat çekici bir de açıklamada da bulunmuştu. Hâtırlarsanız şöyle demişti:
 “Ben bu konudan son derece rahatsızım. 'Peki öyleyse niçin doğa, etkinlik, sınav, kez, özveri, tanık…  gibi kelimeleri kullanıyorsunuz?' diyebilirsiniz. Bunun birkaç sebebi var. (…) Bir de mecburiyet meselesi var. İki sene önce branş öğretmeninin yokluğunda Psikoloji ve Sosyoloji derslerine girdim. Eğer siz o Psikoloji kitabını okumuş olsaydınız ki,  sinirden zor bitirirdiniz- kitabın hacminden daha fazla hata notu çıkarırdınız. Kitabın yazarı Prof. Dr. Sirel Karakaş. O kadar yabancı, o kadar uyduruk kelime var ki, cümleleri çözmeye sözlükler bir tarafa, günümüze uyarlanmış İnternet sözlükleri bile kâfi gelmedi. Edimsel, pekiştireç, ketlemek, duruk, bütünleşik, çıkarsamak, süregen… gibi …”  (Bkz: 25.09.2013 günlü köşe yazımız).
  Bir kısım malûm basın-yayın organları yanında bâzı kalemşorların güzel Türkçemize bu şekildeki saldırıları yetmezmiş gibi başta Milli Eğitim Bakanlığı ile pek çok üniversitemiz öğretim üye ve görevlilerinin bu ve benzeri  ısrarlı yanlış tutumlarına, şimdilerde  AKP Hükûmetinin “Ana dilde yer adları/tabelâ yazma/ yapma  garabetini de eklediğini görüyor ve dünün Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Hashacib, Yûnus Emre, Yahya Kemâl Beyatlı, Ömer Seyfettin,  Nihat Sami Banarlı, Necip Fazıl Kısakürek, Necmeddin Hacıeminoğlu, M. Fuat Köprülü, Mümtaz Turhan, Ercüment Kuran, Ahmet Kabaklı, Ömer Öztürkmen, Mertol Tulum, Enis Öksüz, Ayhan Songar, Arif Nihat Asya, Muharrem Ergin, Faruk K. Timurtaş, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, Osman  Yüksel Serdengeçti, Orhan Ş. Gökyay, Zeki Velidli Togan, Şemseddin Sami, Sadri Maksûdi Arsal, İbrahim Kafesoğlu, Mehmet Emin Yurdakul, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Mehmet Çınarlı, Tahsin Banguoğlu, Bahtiyar Vahabzâde gibi isimlerine Gürbüz Azak, D. Mehmet Doğan, Yavuz Bülent Bâkiler, Kadir Mısıroğlu, Şûle Yüksel Şenler, M. Şevket Eygi ve M. Hâlistin Kukul gibi dil mücâhidlerinin cansiperâne gayretlerinin boşa çıkarılmaya çalışıldığına şâhit oluyoruz… 
 Bunu bir kere daha şiddetle tel'in eyliyor ve diyoruz ki:
- * - * - * - * - *
 Söz bayrağım, garip kaldı gönderde;
 Çeken eller, bir bir düştü-düşüyor;
 “Etnik köken”, “ana diller var” der de…
  Mene seçim, kalbler ayrı üşüyor;
  Agop yaban, Ataç başka sergerde…

 Söz bayrağım, dört bir yandan borada;
 Diyarbakır, İstanbul'da, şurada;
 Agop-Ataç, erdiler bak murada…
  Mene seçim, kalbler ayrı üşüyor;
  Arı dilci, pupa yelken forada…

 Söz bayrağım, her gün  başka oklanır;
 Milli Eğ'tim, yıktıkça yaptım sanır;
 İngilizce, esans gibi koklanır…
  Mene seçim, kalbler ayrı üşüyor;
  İnsan olan, atasından utanır…

 Söz bayrağım, Kaşgarlı'dan bugüne;
 Mevlîd'de o, cenâzeden-düğüne;
 Türkü derim, ağıt yok öldüğüne…
  Mene seçim, kalbler ayrı üşüyor;
  Dünyâ şâhit, ilk beşte var, o yine…

 KAYIKÇ'ALİ, söz bayrağım asarım;
 “Ana dilde levha n'eymiş?” küserim;
 Ben bir Türk'üm, Türkçeye var hep yerim…
  Mene tercih, kalbler ayrı üşüyor;
  Türkiye-Türk, İslâm Türk; bunu derim!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim