• BIST 89.955
  • Altın 145,546
  • Dolar 3,5984
  • Euro 3,9105
  • Samsun 8 °C
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 8 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

SİYASET AKADEMİSİ NE İŞE YARAR?

Adnan Bahadır

SİYASET AKADEMİSİ NE İŞE YARAR?

Siyasetin okulu yok derler bu ifade çok doğru bir ifadedir. Siyasal Bilgiler Fakültelerinde Siyasetten Hukuk'a, Ekonomiden, Matematiğe varıncaya dek her şey okutulur ancak siyasette başarılı olanların hiç birisi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu değil, Merhum Atatürk asker kökenli, İnönü hakeza öyle, Adnan Menderes Milletvekili seçildikten sonra Hukuk Fakültesini bitirmiştir, Merhum Özal Mühendisti, Süleyman Demirel hakeza Teknik Üniversite Mezunu, Tayyip Erdoğan İşletme Fakültesi okudu. Diğer liderlerin de bir çoğu farklı mesleklerden gelmişler, Siyasal Bilgiler Fakültelerinde okumamışlardır. Zaten mesleğini okuyanların pratik hayatta çok başarılı oldukları söylenemez. Tansu Çiller Ekonomi Prof'u olmasına rağmen Başbakanlığı döneminde ülkenin içerisinde bulunduğu noktayı hepimiz çok iyi biliyoruz, Kemal Derviş Dünya Bankasında Ekonomi uzmanı olarak çalışıyor ama Ecevit Hükümetinde Ekonominin başına getirilmesine rağmen sonuç alınamadığı ortada.

Siyasetin gerçekten okulu yoktur, siyaset lidere dayalı yapılan bir iştir, lider karizmatik olur, toplumun teveccühünü kazanırsa seçilir, ekibini güzel kurup icraat yapabilirse görevde kalır, yok sadece görüntü verip icraat yapamaz ise o zaman da sönüp gider. Merhum Menderes döneminden itibaren başarılı olan liderlere bakıldığında Özal ve Erdoğan bu dediğim kriterlere uydukları için başarılı olmuşlardır. Tayyip Erdoğan'ın Menderes'ten ve Özal'dan farkı teşkilatçılığı çok iyi bilmesidir. Hayatının en önemli dönemlerini teşkilatçılık yaparak geçirdiği için teşkilatçılığın ne olduğunu çok iyi biliyor. Bir de merhum Erbakan Hoca'nın Rahle-İ Tedrisinden geçtiği için olayların arka planını da kavramış durumda. Hiçbir siyasetçi kaybetmeden kazanmamıştır, kaybetmeden kazanan siyasetçilerden lider olamaz. Atatürk dahi Osmanlı döneminde padişahtan istediğini alamamış, o hırs onu lider yapmıştır. Bu nedenle siyaset çok farklı bir iştir okuyarak değil yaşayarak öğrenilir.

Merhum Erbakan Hocanın Odalar Ve Borsalar Birliği ile başlayan siyasi hayatı daha sonraki dönemlerde Milli Nizam, Milli Selamet, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi ile devam etmiş, hayatını bu uğurda feda etmiş bir dava adamıdır, Merhum Alparslan Türkeş de aynı şekilde birlikte yola çıktığı Milli Birlik Komitesi ile daha sonra yolları ayrılmış, sürgünler yemiş, Seksen ihtilalinde hapis yatmış, yıllarca Parlamento dışında kalmış bir liderdi. Bülent Ecevit de iyi bir dava adamı ve iyi bir liderdi, zira İsmet İnönü gibi bir devi yıkmış, yerine Genel Başkan seçilmeyi başarmıştı. Seksenli yıların Karaoğlanı unvanını alarak Türkiye'de ilk kez solun oylarını yüzde kırklara kadar yükseltmiş bir liderdi. Bülent Ecevit de Siyasal Bilgiler Fakültesi okumamış, aksine Üniversite tahsili dahi yapmamış Robert Koleji mezunu bir siyasetçi idi. Süleyman Demirel ise kendi deyimi ile altı sefer gitmiş yedi sefer gelmiş başarılı bir siyasetçi.

Bu detayları verme nedenim bundan yaklaşık altı yıl önce Ak Parti Siyaset Akademisi adı altında bir çalışma başlattı, ilk zamanlarda bu kursa katılıp başarılı olanların siyasette önleri açılacağı söylendi, ben o günlerde de hiç ciddiye almamıştım, şimdi de ciddiye almıyorum. Neden almıyorsun derseniz insan bir işi neden öğrenir uygulama noktasında önü açılması için değil mi? Peki 2007 yılından itibaren Siyaset Akademisi derslerine katılıp daha sonra herhangi bir yere seçileni gördünüz mü? Belki yüzde on olabilir o da siyaset akademisi nedeniyle değil, seçilenlerin kabiliyetleri veya o günkü siyasi teşkilata olan yakınlıkları nedeniyledir, aksini iddia eden varsa beri gelsin. Bu kurslar ilk açıldığında başına geçen arkadaşımız Üniversite mezunu kabiliyetli Veteriner Hekim olan bir arkadaştı, arkadaş o gün bir ilçe Belediyesinde meclis üyesi idi, Siyaset Akademisi'nin başında görev yaptıktan sonra da yine aynı göreve seçildi, adamcağıza Büyükşehir Belediye Meclis üyeliğini dahi çok gördüler. Hatta adamcağızın çalıştığı kurum kapanınca işsiz kaldı ve Büyükşehir Belediyesine personel olarak işe başlayıp meclis üyeliğinden istifa etmek zorunda kaldı. Sorarım size Siyaset Okulu şayet bir işe yarasaydı bu arkadaşımız şimdi siyasette daha yüksek yerlerde olması gerekmez miydi? Siyasette yükselmek için ne yapmak gerekir derseniz teşkilattaki üst düzey yönetim kadrosundan birisine veya bir kaçına yakın olursanız partinize küfretseniz dahi seçilirsiniz yok dürüst davranıp doğrulardan yana tavır koyarsanız o zaman vay halinize, ya telefonlarınız dakikası dakikasına dinlenip hakkınızda davalar açılır veya sizi etkisiz hale getirebilmek için ellerinden geleni yaparlar. Son günlerde birileri çıkıp Siyaset Akademisi ile ilgili beyanatlar veriyor, seçilmişleri konuşturuyor, falan filan. Bana göre bunlar siyasetin sadece vitrini, asıl siyaset arka planda dönen güçler dengesi mücadelesidir, ne zaman ki o dengeleri anlatacak birileri Siyaset Akademilerinde konuşmacı olur işte o zaman ciddiyet kazanır aksi halde benim için hiçbir önemi yok. Bu dediklerimi bu şehirde yaşayan hatta ülkemizdeki insanların bir çoğu bilir ama konuşamaz, biz neden konuşuyoruz derseniz beklentimiz yok da ondan. Şimdi Siyaset Akademileri^'nin ne işe yaradıklarına siz karar verin. Kalın sağlıcakla…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim