• BIST 107.895
  • Altın 151,838
  • Dolar 3,7068
  • Euro 4,3500
  • Samsun 20 °C
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 24 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“SEYYİD” OLAN BİR “CEMEVİ” YAPTI MI?..

Ali Kayıkçı

“SEYYİD” OLAN BİR “CEMEVİ” YAPTI MI?..
“Ashâbıma dil uzatmaktan sakınınız!..”
(Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
• “Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem”, bana dedi  ki: (Benden sonra halife Ebû Bekir olacaktır. Ondan sonra Ömer, ondan sonra Osmân, ondan sonra da sen “radıyallahü anhüm” olacaksın!)”
Hazret-i Âli (r.a.)-Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye
* ”Cemevleri mâbed sayılsın, din dersleri kaldırılsın, Alevi köylerine cami yapılmasın”
Başbakan A. Davutoğlu'na Malatya'da verilen talep dilekçesi'nden)
*”Cemevleri ibadethâne değildir. Bir yerde mâbed varsa onun bir de dini olur. Cemevi,    ibadethâne ise o ibadethâne hangi dini temsil etmektedir?”
(Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 05.12.2014, s. 3)

Saygıdeğer Okuyucularımız!.. 
Yukarıya “serlevha” olarak aldığımız sözlerden de anlaşılacağı üzere;  “Kürt Açılımı”ndan sonra, Ocak 2015'te  gündeme taşınacağı anlaşılan “Alevî Açılımı”  sebebiyle de yeni bir hareketlenmenin “arefesi”ne daha getirilmiş bulunmaktayız…
Bu durum bize, yakın bir geçmişte yaşanan bazı olayları hâtırlattı. Bu sebeple de bizim kaleme aldığımız ve “Hem Okudum Hem de Yazdım/1” adlı eserimizin 147-150. sayfalarında yer verdiğimiz bir “köşe yazı”mızı  buraya taşımanın faydalı olacağı fikrini aşıladı:
“10 Temmuz 2012” günlü gazetelerimize düşen (AA) mahreçli bir haberde, “Meclis'e Cemevi İsteyen Vekile, Çiçek'ten Cevap” başlığı altında şöyle denilmektedir:
“Müslüman'ın İbâdet Yeri Câmilerdir. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, CHP Tunceli Milletvekili
Hüseyin Aygün'ün, Meclis'te cemevi açılmasına ilişkin talebine olumsuz cevap verdi. Çiçek, gönderdiği yazıda şunlarıkaydetti:
Diyanet İşleri Başkanlığı'na göre, Alevîlik, ayrı bir din olmayıp 'İslâm içi bir oluşum, İslâm'ın tarihî süreçte ortaya çıkmış bir zenginliği'dir ve İslâm dinînin ibâdet yerleri, câmilerdir.”
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Yıllar önce idi. Konu bir başka şekilde yine gündeme gelmiş ve o zaman Sayın Rahim Er de “Türkiye Gazetesi”nin 26 Kasım 2007 günlü nüshası 3. sayfasında “Bir Bölücülük Yetmedi mi?”
başlığı altında özetle şunları söylemişti:
“Azerbaycan Alevilerinin ayrı bir mâbedi yok. İran Alevilerinin de yok Suriye Alevilerinin de diğer memleketlerdeki Alevilerin de. Üstelik Azerbaycan ve İran Alevileri Türk. Bütün Alevilerin
mâbedleri camidir. Bu gerçek bizde de böyle. Çünkü cami bütün Müslümanların ortak ibadethanesi. Kendini Müslüman olarak ifade eden her mü'min camiden faydalanmakta.
Cemevi sözü ilk defa 1990'dan sonra ortaya çıktı. Bildiğimiz kadarıyla ilk cemevi de Karacaahmet'te yapıldı. O sırada İBB Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan bu cemevini yapma işinde
Alevi yurttaşlarımıza yardımcı olmuştu.
Cemevleri  birer dernektir. Bir görüşün dernekleşmesi ona mensup olanların kanuni hakkıdır. Bir kısım Aleviler, bu çatılar altında bir araya gelmekte, söyleşmekte, danışmakta, semah
gösterileri  yapmakta, menkıbe ve kıssalar okumakta, saz çalmaktalar.
Ne var ki son senelerde Aleviliği kısa yoldan kazanç kapısı olarak gören bazı etiketli kimseler, bu insanların üzerinden sömürülerini sürdürmek için akla gelmedik marjinalliklere baş vurdular. Çocukları din derslerine göndermemekten tutun da camileri reddedip onların yerine cemevlerini  ikame etme ayrılığına kadar. Bu çok tehlikeli bir oyundur. Aklıselim sahibi Alevilerin bu oyuna gelmeyeceğini, böyle bir iddiayı kabul etmeyeceğini tahmin ederiz. Cemevlerinin mâbed olabilmesi için onların temsil ettiği bir dinin bulunması gerekir. Dini olmayan mâbed, tapınak, ibadethane mümkün değildir. Alevilik ne kitabı olan İslâmiyet ve Hıristiyanlık gibi semavi bir dindir ve
ne de Budizm gibi beşeri bir din. Alevilik bir gelenek, kendi içinde bir örf, fakat asla bir din değil. İslâmiyet, Şamanizm, Şia gibi unsurların etkisinde kalmış, folklorik bir tarz. Temsilcileri daha düne kadar “Alevi Bektaşilik” veya “Alevi İslâmiyet” diyorlardı.
Alevilik akımında ana unsur, Hazreti Ali sevgisi ve ehli beyt muhabbetidir. Bu ikisi ehl-i sünnetin de olmazsa olmazıdır. Bütün camilerde onların ismi yazılı levhalar asılıdır. Sünni Müslümanlar, Hazreti Ali'yle ehli beyte aşk derecesinde bağlıdırlar. Bu noktada Alevilikle Sünnilik arasında birlik vardır. Tıpkı; Hacı Bektaş-ı Veli, Karaca Ahmet, Ahmed-i Yesevi, Mevlânâ, Yunus Emre gibi uluların müşterek büyükler olması gibi. Namazını kılıp orucunu tutan sayısız Alevi'nin yanı sıra ifrata kaçıp Hazreti Ali'ye ulûhiyet izafe edenler de mevcuttur. Aleviler çeşit çeşit. Her fikrin, hatta
dinin içinde aşırılar, marjinaller çıkabilir.
Cemevlerini ayrı bir ibadethane olarak resmen tanımak, dedelere ve yeni işittiğimiz zâkirlere kadro açmak, maaş vermek vs. Bir adım sonra bir reis ve bir merkez talebi de gelir. Bu iddiada olanlar, kendilerinin de Ermeni, Rûm Patriği ve Yahudi Hahamı gibi muamele görmelerini isteyeceklerinden şüphe yoktur. Gidişat ona doğru. Böyle bir telakki bu ülkenin özbe öz çocuklarına hakarettir. Alevî, bu vatanda azınlık değil. Alevî Türk ve Müslüman'dır…
Şu günlerde PKK problemi her cephesiyle zirvedeyken… Bu bölücü örgüt, bu toprakların sahiplerinden Kürtleri azınlık gibi göstermeye uğraşırken bazıları da bu toprakların dinî
İslâmiyet'in mensuplarından Aleviler üzerine kaygı verici kurcalamalar yapmaktalar. Meselenin zamanlaması son derece hatalıdır. Alevilik de bir zaman sonra bir başka bölücü unsur olarak devletin başına dert olur. AB istiyor diye Kürt yanımızı, Alevî tarafımızı onlar ve onların güdümündekilerin taleplerine göre şekillendirmek bu ülkeyi parçalamaktır. Irken bölmek yetmiyorsa inanç cephesinde çöküntüler açılmak isteniyor.
Ateşle oynadığınızın farkında mısınız?
Bir bölücülük yetmedi mi?”
 * - * - * - * - * --
Biz de aynısını diyor ve bu duygu ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı baş başa bırakıyoruz…

Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
Ey “Ali”(*)'yi sevdiğini söyleyen;
“Ali”(*) senin yaptığını yaptı mı?..
“Âşık” olup bunu “beyân” eyleyen;
Câmi varken, mescîd varken saptı mı?..
Ey “Ali”(*)'yi övdüğünü söyleyen!..

Hak teâlâ O'nu övdü bilesin;
Resûl(**) sevdi, kızı sevdi(***) bilesin;
Torunları(****), ehl-i beyti bilesin…
Câmi varken, mescîd varken saptı mı?..
Hilâfeti, öne geçip kaptı mı?..

Hak teâlâ, Zülfikâr'la donattı;
“Sıffîn” malûm, yürekleri oynattı;
“Kerbel┠ki, beynimizi kaynattı!..
Câmi varken, mescîd varken saptı mı?..
Farz namâzı, beş iken üç yaptı mı?..

“Seyyid” oldu, “Şerîf” oldu evlâdı;
“Şehîd” olmak, idi daim murâdı;
Câmilerde, mihrâb yanında adı…
Câmi varken, mescîd varken saptı mı?..
“Saf”tan çıkıp, “Cemevi”ne koptu mu?..

KAYIKÇ'Ali, “Cemevi” bir “dernek”tir;
“Alevî”si, “Sünnî”si hep “denek”tir;
“Câmi” varken, “cemevi” ne demektir?..
“Apo” saptı, kalanlar da saptı mı?
“Seyyid” olan, bir “cemevi” yaptı mı?..

(*): Ali: Hz. Ali (radiyallahü anh)
(**): Resûl: Resûlallah (sallallahü aleyhi ve sellem)
(***): Kızı: Peygamberimiz Efendimizin kızı Hz. Fatıma (r. anha)
(****): Torunları: Peygamberimiz Efendimizin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r. anhüm ecmâ'in) isimli, ehl-i beytinden iki ciğerpâresi

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim