KELEBEK ADAMLAR

Dursen Özalemdar

Günümüz insanında bir haslet var. Bir baltaya sap olabilmek. Ama; öndeki balta olunca yapacağı iş , sapı tutan iradeye bağlıdır.

Siyasette de, İrade, sap ve balta meselesi var. Üçlü bir okestra veya sokak şarkıcıları gibi. Birbirine uyumlu olmadıkça çatlak ses çıkaran, onaracam derken dalı, budağı kesip atan bir görünüm ortaya çıkıyor.

Bunun, Samsun’daki görüntüsü, İktidarından, muhalefetine, mecliste temsilcisi bulunmayan partisine kadar hepsinde aynı zafiyetle ortaya çıktığıdır.

Partilerin mevcut teşkilat yapılanmalarına ve bu yapılanma içindeki kişiliklere baktığımızda, geçmişte, Siyaset adına mücadele vermiş, “bu memleketimin davasıdır diye ortaya çıkmış şahsiyetlerin pek görülmediğidir.”

Bu gün vitrinde olanların, bir meziyetleri varsa, onun da ticareti iyi bilen, iyi beceren tiplerden oluştuğudur. 1950 li Demokrat Partinin yılları aklıma geldiğinde,  Şehrimizin medarı iftiharı TEYFİK İLERİ’NİN bir vekil ile arasında geçen diyalogun örnek teşkil etmesidir. bugünkü tablolarla, bugünü yan yana getirdiğimde,bugünkülere acıyarak bakmaktan öteye  bir fikre takılamıyorum. “Aldığı vekil maaşının yetemezliğinden şikayet eden, R.R.ye  Bakan Teyfik ileri, “efendi  senin mal varlığın, 7 sülalene yetecek miktarda, biz bu davaya hizmet için girdik, icabında cebinden de harcayacak ve bu hizmeti yapacaksın.” İfadesi ile bugünkü tiplerin zafiyetini yan yana getirdiğimizde, Dünya menfaati ve çıkarı için, ölçü tanımayan bazı insanların, Işığa koşan akılsız kelebekler gibi, kendilerini yakacak işlere bulaşmaları  “DAVA ADAMLARI ile OLMAYANLARI ayırt etmektedir.

Padişahın özel adam tutarak,”MAĞRUR OLMA PADİŞAHIM SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR” dedirterek kendini ikaz ettirmesi ile, Dün astığımı asar, kestiğimi keserim zihniyetinin CELLATLARI gibi ortalığı kasıp kavuranların, Kendilerini vatan kurtaran ASLAN gösterenlerin, bugün düştükleri durumla düşünüldüğünde, en geçerli yolun, ADALETLİ OLMAK olduğunu göstermesidir.

13 Eylül 1980 günü, Hür Genç  ve Anadolu Ocakları teşkilatlarının Yöneticisi olarak göz altına alınıp, bir gece emniyette sonradan şu anda, General Şefik Avni  Özü doğru kışlasına sevk edilişimizde, geride bıraktığım ailem ve çocuklarım, işim  bir film şeridi gibi zihnimden geçerken, bir nefis muhasebesi yapmak ihtiyacını duydum.  O güne kadar memleketimde olan işleri zaman şeridinde hafızamdan geçirirken, Samsun da ORAK ÇEKİÇLİ duvarlar ve elektrik direkleri, yollara dökülen, Solun her fraksiyonundaki toplulukları ve bunların karşısında ülkenin 26 ilindeki ÖRFİ İDAREYE rağmen, sadece seyirci olan Devlet Güçlerini gördükçe, bu ateş kapımıza kadar dayanana kadar bakışıp durmaktansa, Fikri bir mücadele içinde olmanın mecburiyeti ile, Vatan için akacak kanımız varsa, gidecek canımız varsa, ecdadımız gibi bir şeyler yapabilmek uğruna dâhil olduğumuz çalışmaların, yüzümüzü karartacak bir tarafı olmadığı, kanaati ile rahat ettik ve kadere boyun eğdik.

Bu gün kılıfına uydurduk, bu hal böyle gider diyerek suistimal yapanlar, bilmelidir ki,  yapılan  hiçbir iş gizli kalamaz. Dün dost olup çıkar için düşman kesilenler, bugün pastayı paylaşıp dost olanların, yaptıkları görenlere malumdur. Kimse kendini akıllı, milleti de akılsız görmemelidir. Bu günkü siyasi itişmeler in altında “ BEN OLAYIM  “ benim adamım olsun mücadelesinin yattığı da görülmekte, Sapı tutan irade sapa ve baltaya bakıp gülmektedir.