Hainlerin Cüreti

Prof Dr.Osman Köse

Hainlerin Cüreti

            İhanet ocağının “ateşkes bitti” ve ihanet şebekelerinin “silahlanın, hendekler kazın” çağrılarıyla, “arkalarında” terör örgütleri olduğunu ilan-ı âlem etmelerinden sonra artan terör, her geçen gün yürekleri iyice dağlamaktadır.

            Her gün bir veya iki tane hatta bazen altıları bile bulan şehit haberleri hepimizi üzüntüye gark etmektedir. Vatandaş olarak yaptığımız “devlete güven” ve “şehitlerimize duadan” başka bir şey değildir. Bizler belki birkaç gün “ah u figan edebiliriz ama şehitlerin ulaştığı aile ocaklarının efradı hayat boyu bu acıyı “yüreklerinde” yaşayacaklardır. Henüz daha 20’li yaşlardaki gencecik fidanları bir daha görmemek üzere kara toprağa “belemek”, ana-baba, kardeş ve evlatlar için acıların en büyüğüdür.

            Her zamankinden daha güçlü ve kendi üretimi silahlarıyla mücehhez ordumuz ve emniyet teşkilatımızvatanı acıya boğan hainlere gereken cevabı elbette vermektedir. Bu zamana kadar açıklandığına göre, yüzlerce hain öldürülerek telefedilmiştir.

            Fakat ihanet ve alçaklık sadece dağlardan gelerek askerimize, polisimize ve sivil vatandaşlara pusu kurmayla bitmemektedir. Hainlerin içimizdeki “siyasi uzantıları” onların yapamadıklarını yaparak, onlara imkânlar sağlayarak ve gözlerimizin de içine bakarak devlete kafa tutmaktadırlar.

            Dün basına servis edilen bir haber, ihanetin ve hainlerin “cesaretinin” nerelere ulaştığını göstermesi bakımından önemlidir.

            Hakkâri’de DBP adlı partinin il binası önünde basın bildirisi okuyan bir kalabalık görülmektedir. DBP, 2014 yılında BDP’nin adının değiştirilmiş şeklidir. Burada HakkâriBelediye es başkanları, HDP Hakkâri es il başkanları, DBP’nin il es başkanları ve diğer zevat okudukları bildiriyle kamuoyuna seslenmektedirler.

            Zevat kamuoyuna şunları ilan ediyor:

  • Devlet kurumları meşruiyetini kaybetmiştir. Onlarla yürümeyeceğiz
  • Devlet görevlilerini tanımayacağız
  • Öz yönetim kuracağız.
  • Kendimizi ve kentimizi biz yöneteceğiz
  • Savunmamızı biz yapacağız

Devletin hazinesinden maaşını alan bir belediye başkanının devlete kafa tutması sanırım dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Kamuoyuna deklare edilen bu ilanın anlamı “devleti tanımıyoruz”dan başka bir şey değildir.

Eline silah alarak askere, polise ve masum insanlara kurşun sıkan terörün, içimizdeki bu uzantılarının yaptıkları tahribat, dağdakilerden çok daha etkilidir.

Son bir aydır konuşulanlar ve yapılanlardan anlaşıldığı kadarıyla “hainlerin hedefi”, belirli yörelerde“kanton bölgeler” ilan ederek dünya kamuoyunun dikkatlerini buraya çekmektir.

İhanet şebekesinin yardımcıları ve ortakları çoktur. Onlara yardımcı olan ve imkân sağlayan ve “suret-i haktan görünen” şer odakları ile iç içe ve yan yana yaşıyoruz.

Bu gün Hakkâri’de ve Ağrı’da yarın başka yerlerde “bu tarz söylemler” ve “baş kaldırılar” çoğalmadan ve “olağanlaşmadan” bir an önce idari tedbirler de alınmalıdır.

Güneydoğu’dan yükselen terör ateşi ve Hakkâri’de nükseden isyankârlık tarzı “hergelikleri” bizler aynı coğrafyada “bir asır öncesi”Ermenilerden”de görmüştük.

Onlar da 30 sene kadar, “kurdurulan dış destekli” ve “iç takviyeli” örgütlerle devleti uğraştırdılar. Birinci Dünya Savaşı başlamadan yani 1914 yılı başlarında, bu gün PKK terörünün cirit attığı yerlerde “vilayet-i sittede” bir nevi “muhtariyet” hakkı bile kazandılar. Fakat çıkan savaş bunu engelledi.

Bir asır önce Ermeni teröründen devlet ve millet elbette çok bunaldı. Fakat “asalet ve feraset”sahibi milletimiz, devlete güvenden dolayı görünür tepki vermedi sadece acı çekti ve sessiz kaldı.

Birinci Dünya Savaşı başlayınca aynı olaylar artan şekilde devam edince, alınan önlemlerle 3 – 4 ayda, 30 yıllık terörün önü alındı. Neticede bu gün bu topraklarda Ermeni terör gruplarından neşet eden bir başkaldırı ve problem yoktur.

Yani şunu söylemek istiyorum. Türk devletinin ve milletinin sabrı çok geniştir. Milletin sabrı düşmanlarına “tedirginlik” ve dostlarına “huzur” vermektedir. Allah bu millete “Hz.Eyyüp sabrı” vermiştir.

Milletin “tevazuunu””, “zafiyetine” hamledenler yanılırlar.

Hakkâri’de nükseden hırıltıların geleceği olmaz. Tarihin çöplüğü bu tarz hırıltı çıkaran haşeratların kalıntılarıyla doludur. Herkes aynaya bakmalı ve geçmişe de bir göz atmalıdır.

Terör tırmanıyor; iç uzantıları da boş durmuyor fakat bu haşeratı “yer ile yeksan” edeceğine dair devletimize güvenimiz hep tam olmuştur ve olacaktır da.

 

Prof. Dr. Osman KÖSE

Polis Akademisi / Ankara