“11 YABANCI” İLE, “KONYA’YA KARŞI!..”/1

Ali Kayıkçı

* “Eski Van Milletvekili merhum İbrahim Arvas Bey (Tarihi Hakikatler; İstanbul 2010) anlatmıştı. Lozan’ın gizli protokollerinde şu maddeler varmış:  1- Hilâfet kaldırılacak; 2- Şeriat yasaklanacak; 3-Türkiye İslâm’dan ve İslâm dünyâsından uzaklaştırılacak.”   (Mehmed Şevket Eygi-Millî Gazete; 26.02.2017, s. 3)
* “(Her şeyi) yaratan Rabbinin adıyla oku!.. O keremine nihayet olmayan Rabbindir. Ki, kalemle yazı yazmayı öğreten O’dur… İnsana bilmediği şeyleri O öğretti.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Alâk Sûresi; âyet 1, 3, 4-5)
*   “Asra yemin olsun ki, insan mutlak bir hüsranda; ancak, îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve      sabrı tavsiye edenler müstesna!”    (Kur’ân-ı Kerîm-Asr Sûresi;  âyet: 1-3)
*  “…Allah’ın insanları birbiriyle önlemesi olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulup gitmişti.” (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet 251’den)  
*  “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 103 ve 105’den)                                                                                                                                            
  * “Doğru yol gösterildikten sonra Peygamber aleyhisselâma uymayan ve îmânda ve amelde mü’minlerden ayrılan kimseyi küfr ve irtidâdda bırakır ve Cehennem’e atarız. O Cehennem, çok kötü bir yerdir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 104)
*   “Ey îmân edenler; Yahûdî ve Hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğruya iletmez.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet: 51)
* “Mü’minler, mü’minleri bırakıp kâfirleri velî (dost) edinmesinler. Kim böyle yaparsa,  Allah ile ilişiğini kesmiş olur.”,  “Ey îmân edenler! Eğer kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi îmânınızdan çevirirler, kâfir ederler!.”  , “Ey îmân edenler!  Sizden olmayanları dost edinmeyin! Sizi şaşırtmakta kusur etmezler, işlerinizin sarpa sarmasını arzu ederler. Görmüyor musunuz buğzları ağızlarından taşmakta. Sinelerinin gizlediği ise daha büyüktür. İşte size âyetleri açıkça bildirdik, eğer akl ederseniz.”   (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet 28, 100, 118)
*   “Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahûdîler ve ne de Hıristiyanlar, asla senden râzı olmazlar.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet: 120’den)
*   “Zulmedenlere meyletmeyin (yakınlık göstermeyin) ki, size ateş dokunur ve Allah’tan başka dostlarınız da yoktur, sonra kurtulamazsınız”  ( Kur’ân-ı Kerîm; Hûd Sûresi, âyet 113)
*   “Onlara, ‘Kâfirlere inanmayınız!’ dediğim hâlde, onlar kâfirlerin sözleri ile hareket ediyorlar. Şeytân onları aldatıyor.” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 59)
*  “Onlar sağır, dilsiz ve kördür, bu hâllerinden dönüp îmân etmezler!” (Kur’ân-ı Kerîm;  Bakara Sûresi, âyet 18)               
* “Kalbleri var, ama anlamazlar; gözleri var, ama görmezler; kulakları var, ama işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidir, hattâ daha da aşağıdır.”, “Onları doğru yola çağırsan işitmezler. Sana bakarlar, ama görmezler.” (Kur’ân-ı Kerîm;  Araf Sûresi, âyet 179, 198)                                                                                                                                                                                        
*  “İşte biz böylece, kazandıkları günâhlardan dolayı zâlimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparız.”, “…Şu muhakkak ki, zâlimler felâh bulmazlar (kurtuluşa/muratlarına ermezler).” (Kur’ân-ı Kerîm; En’âm Sûresi, âyet 129, 137’den)  
*  “Ve mâ edrake…” (Bilir misin…) (Kur’ân-ı Kerîm; Kadir Sûresi, âyet 2’den)
*  “Ve mâ edrake… (Bilir misin…) (Kur’ân-ı Kerîm; Hümeze Sûresi, âyet 5’ten)
*  “Ve mâ yüdrike…” (Ne bilirsin…) (Kur’ân-ı Kerîm; Abese Sûresi, âyet 3’ten)
*   “Doğrusu Allah indinde (katında) makbûl olan din, İslâm’dır. (…) Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, şüphesiz ki Allah hesabı pek çabuk görendir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet 19)
*  “O insanlar, ‘Biz mü’miniz’ demeleriyle bırakılacaklar da imtihân edilmeyecekler mi sandılar?”, “Sana vahyedilen Kitâbı oku ve namâzı kıl; sahih namâz, hayâsızlıktan ve kötülükten nehyeder (alıkor); her hâlde Allah’ın zikri en büyük iştir ve Allah her ne işlerseniz bilir.”, “Bu dünyâ hayatı, bir eğlence ve oyalanmadan ibarettir. Âhiret hayâtına gelince, işte asıl hayât odur. Keşke bilselerdi.” (Kur’ân-ı Kerîm; Ankebût Sûresi, âyet 2, 45, 64) 
* “De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sâhipleri ibret alırlar.”  (Kur’ân-ı Kerîm -Tibyân Tefsiri, Zümer Sûresi; âyet 9)
* “Şânım hakkı için, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şân ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?..” (Kur’ân-ı Kerîm; Enbiyâ Sûresi, âyet 10) 
*  “Ey insanlar! (Bu Kur’ân) size Rabbinizden bir öğüt ve gönüller derdine bir şifâ ve mü’minlere bir hidayet ve rahmet (olarak) geldi.” (Kur’ân-ı Kerîm; Yûnus Sûresi, âyet 57) 
*  “De ki, insanlar ve cinler birbirlerine yardımcı olarak, (belâgat, güzel nazm ve kâmil mânâda) bu Kur’ân-ı Kerîmin bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, yemîn olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Îsrâ Sûresi, âyet 88)
*  “Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler. Çünkü Allah, onların mükâfatlarını tam öder ve lütfûndan onlara fazlasını da verir. Şüphesiz O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol verendir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Fâtır Sûresi, âyet 29-30)
*  “Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.” (Kur’ân-ı Kerîm; Enfâl Sûresi, âyet 2) *  “…ve Kur'ân'ı tertil ile, ağır ağır, güzel güzel oku!”, “…(Namazda) Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun”  (Kur’ân-ı Kerîm; Müzzemmil Sûresi, âyet 4, 20)
* “Biz Seni, bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Kur’ân-ı Kerîm-Sebe Sûresi, âyet 28)
*  “Yâ eyyetühennefsül… (Sonra Allah, ölüm ânındaki müminlerin rûhuna şöyle buyurur: “Ey (îmânda sebat gösteren, Allah’ı anmakla) mutmain olan nefs. O’ndan (sana verdiklerinden dolayı) râzı olarak ve rızâsını kazanmış bulunarak Rabbine dön! Gir sâlih kullarımın arasına! Gir onlarla birlikte Cennetime!..”     (Kur’ân-ı Kerîm; Fecr Sûresi, âyet 27-30)      
 *  “El vahdetü rahmetün ve’l-fırkatü azabün (Birlikte râhmet, ayrılıkta azâb vardır)”, “Allahü teâlâya Cebrâil aleyhisselâm gibi ibâdet etseniz, mü’minleri, Allah için sevmedikçe ve kâfirlere ve mürtetlere, Allah için düşmanlık etmedikçe, hiç birisi kabul olmaz.”,  “Münâfığın alâmeti üçtür: 1-Konuştuğu zaman yalan söyler…”, “Hayât, âhiret hayâtıdır.”, “Kişi, (Kıyâmet günü) sevdiği ile birlikte olur.”, “Dînin temeli nasîhattır.”, “Ey Ashâbım, (…) bilir misiniz?” “Kötülüklerin en kötüsü, Allahü teâlâya inanmamak, ateist olmaktır.”, “Beni, insanların en iyisi bilmeyen kâfir olur.”, “Kıyâmet günü, kulun amelinden ilk suâli namâzdandır. Namâz suâlinden kurtulursa, kurtulmuştur. Kurtulamazsa; zarar, ziyân ve büyük tehlikededir.”, “Her kim beş vakit farz namâzda Kur’ân-ı Kerîm okursa, Hakk teâlâ her harfine yüz sevâb verir. Her kim namâzdan başka vakitlerde Kur’ân-ı Kerîm okursa, her harfine on sevâb verir.  Her kim, (tegannîsiz ve hürmetle okunan) Kur’ân-ı Kerîmi ayakta veya oturarak hürmet ile dinlerse, her harfine bir sevâb verir. Her kim Kur’ân-ı Kerîmi hatm eylese (baştan sona okusa), o kulun duâsı Allah indinde kabul edilir”, “Kur’ân-ı Kerim okuyanın ana-babası kâfir olsalar bile, azâbları hafifler.”, “Sözün en hayırlısı, Allah’ın kitabıdır.“, “Kur’ân’ı öğrenin, okuyun ve okutun”, “Kim Kur’ân okur ve ondaki (hükümlerle) amel ederse Kıyâmet gününde onun anne ve babasına taç giydirilir. O tâcın ışığı dünya evlerindeki güneşin ışığından daha güzeldir. Buna göre  Kur’ân’la amel edenin durumunu siz düşünün...”, “Ey Ebû Zer! Allah’ın kitabından bir âyet öğrenmek için sabahleyin evinden erken çıkman, yüz rekat (nafile) namaz kılmandan daha hayırlıdır.”,  “Kim Kur’ân’ı okur ve onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını harâm kabul ederse, Allah bu sayede o kimseyi cennetine sokar. O kişi de kendi ailesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat eder”, “Kalbinde Kur’ân’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.”, “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevâbı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”, “Kur’ân okuyunuz. Çünkü Kur’ân, Kıyâmet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”, “Sadece şu iki kimseye gıpta edilir:  Biri Allah’ın kendisine Kur’ân verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.”, “Allah şu Kur’ân’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.”, “Kur’ân’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’ân’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.”, “Sizin en hayırlılarınız, Kur’ân’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”, “Hikmetsiz kalb, harap ev gibidir. Şu hâlde öğrenin, öğretin! Fıkıh öğrenin, câhil olarak ölmeyin! Çünkü Hakk teâlâ, cahillik için mazeret kabul etmez.”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”, “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”, “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”, “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini  daha çirkindir...”  (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”) “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”  (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*   “Hiçbir kimse yoktur ki, dostu ve düşmanı olmasın. Mademki böyledir, o hâlde Allahü teâlâya ibâdet edenlerle beraber bulun, onları sev!” (İmâm-ı Şâfiî “rahmetullahî aleyh”) 
* “Kabirde suâl meleklerine şöyle cevap verilir:  Rabbim Allahü teâla, Peygamberim Hazret-i Muhammed, dînim dîn-i İslâm, kitâbım Kur’ân-ı Kerîm, kıblem Kâbe-i şerîf, îtikâda mezhebim Ehl-i Sünnet velcemâat, amelde mezhebim İmâm-ı Azâm Ebû Hanîfe mezhebidir.”  (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî “r. aleyh”)              
*  “Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi/Bilmez ki sorsun, bilse sorardı” (Şeyh Sadi Şirâzî “r.aleyh”)    
*     “Dinini, dilini ve millî-mânevî değerlerini kaybeden milletler, tarihten silinmeye mahkûmdurlar.” (Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk-Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı; 24.03.1993) 
*  “Milletler, aynı dili konuşan değil, aynı kültürü paylaşan topluluklardır.” (Gürbüz Azak-Türkiye Gazetesi, 12.12.1997, s. 2)
* “Âmentü: Îmân etmek için inanılması lâzım olan esaslar. Îmân esaslarını kendinde toplayan kelime veya söz. Îmânlı olmanın 6 Şartı. Âmentü’de bildirilen 6 şeyin mânâlarını bilip, beğenip, kabul eden kimseye Müslüman denir. Âmentü ve Mânâsı: Âmentü billâhi ve melâiketihi ve kütübihi ve rusulihi vel yevmilâhiri ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minellahi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühu ve resûluhü (Allahü teâlâya, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaderin, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna îmân ettim. Öldükten sonra dirilmek haktır. Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed aleyhisselâmın Allah’ın kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim). Müslüman ana-babanın çocuğunu âkıl bâliğ olduğu zaman yalnız ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah’ demekle Müslüman olmaz. Îmânı bilmesi, anlatması lâzımdır. Îmânı anlatmak demek, inanılacak 6 şeyi anlamak, sorunca söylemek demektir. Yani, Âmentü’yü okumak, anlamak lâzımdır.” (İbn-i Âbidîn-Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü, C. 1, s. 23-24)
*  “Ateist: Allahü teâlâya inanmadığı gibi, hiçbir dîni kabul etmeyen, dinsiz, dehrî” (Sözlük)
*  “Çocuklarımız 15 sene okudukları hâlde edeb, iffet, hayâ kelimelerini duymuyorlar. Helâl nedir, harâm nedir bilmiyorlar. Evlâtlarımızı vatana, millete yararlı çocuklar yapmak istiyorsak, eğitim sistemini baştan sona yeniden kurmalıyız. Ülkemizi birtakım taşkınlık hareketlerinden korumak için de okullarımızda evlâtlarımız önce Allah diyerek derslerine başlamalıdır.. Aksi takdirde helâl, harâm, âhiret, hesap günü nedir? Bunları evlâtlarınıza öğretmezseniz, istenmeyen sonuçları engelleyemezsiniz.” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan-Davam; s. 180)
*   “Anadolu’da on bir bin yıl içinde 30 medeniyet ve yüzlerce devlet, târihin sayfaları arasına gömülmüştür. Temelsiz milletler yıkılmaya mahkûmdur… Dînimize, dilimize, mazimize, örf ve âdetlerimize sahip olmaya mecbûruz. Aksi takdirde ne mi olur? Anadolu’nun 31. medeniyeti de yok olur… Şu güzel milleti, târih çöplüğüne gömerler.” , “ABD misyoner teşkilâtının protokolünde, ‘Anadolu Türklere bırakılmayacak kadar bizim için önemlidir’ yazılıdır. Diğer önemli bir gerçek ise; 1699 Karlofça Antlaşması’ndan 2008 IMF ile ilişkilerimizin kesilmesine kadar Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti, Hıristiyan Batı’nın vesayeti altında idi. Devamlı olarak Batı’ya ‘Evet’ diyen Türkiye, ilk defa ‘Erdoğan’ tarafından ‘Hayır’ dedi ve böylece ülkemize ‘postmodern bir savaş’ açıldı.”, “İnkârı mümkün olmayan gerçek, Türkiye ‘İkinci İstiklâl Savaşı’nı yaşamaktadır. İçinde bulunduğumuz durum, birincisinden çok daha kritik; toprak ve millî birliğimizi tehdit etmektedir. Birinci ‘İstiklâl Savaşı’nda düşman belli idi; vatanın belirli kısmı işgal altında idi. Şu anda ise ülkenin bütününe;  devletin ve kuruluşların kılcal damarlarına kadar hainler sızmıştır.”, “Geçmişte Türk devletlerinin ve Osmanlı’nın ‘Kızılelma’sı vardı. İngilizlerin temsilcisi mason sivil paşaların Tanzimat ihanetinden sonra bu mefhum unutuldu. Erdoğan ile 2023, 2053 ve 2071 hedefleri ‘Kızılelma’ oldu.”, “Kılıçdaroğlu’nun CHP’si ise ABD ve AB’nin ‘Truva Atı’dır.”   (M. Necati Özfatura-Türkiye Gazetesi; 24.05.2002, s. 10; 23.09.2016, s. 9; 15.09.2017, s. 8) 
*   “Sevr Antlaşmasının özlemi içindeyiz.” (Helmut Schmidt-Almanya eski Başbakanı)
*   “Kılavuzu karga olanın, burnu b..ktan kurtulmaz.” (Türk Atasözü)
*  “Hak uğruna vermez bir mangır, hiç uğruna gider tangır tungur (Hayırlı işlere para vermeyenin, yatırım yapmayanın parası öyle bir gün gelir ki işe yaramayan yollarda çarçur olur, boşu boşuna harcanır gider).”  (Gemerek’ten Atasözleri-Erciyes Dergisi; Şubat 2015, s. 31’den)
* “Batı dargın, Doğu dargın, gök dargın/Ön, ard, üst, alt taşla örülü kaldı. Hâsılı, yaktılar baba evini/Ne sözü, ne izi, ne külü kaldı. Çözdük her müşkülü derlerse, de ki:/Sonunda var olma müşkülü kaldı.”, “Bizce şiir, mutlak hakîkatı arama işidir… Mutlak hakîkat Allah’tır… Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…”  (Necip Fâzıl Kısakürek-Çile)            
* “Kimi zaman, ciltler dolusu kitabın yapamadığını bir şiir yapar.” (Namık Kemâl Zeybek-Kültür E. Bakanı) 
*   “Müslüman’a asla dost olmaz şu Batı/Unutmayın; Mayıs’ı, Eylül’ü Şubat’ı!..”  (Ekrem Şama-Millî Gzt. 19.08.2013, s. 14)
*   “Dünyâmızı sorma: hem yeter, hem yetmez/Alçakları var, tartmaya dirhem yetmez!..” (Â. Nihat Asya-Rubâiyyât/2)
*  “Baş koymuşum Türkiye’min yoluna/Düzlüğüne yokuşuna ölürüm…” (Dilaver Cebeci)
*   “Savaş dediğin söz değil/Bayrak dediğin bez değil/Vatan için bir kez değil/Bin ölmüşlüğümüz vardır.” (Niyazi Y. Gençosmanoğlu) 
*  “Şiiri olmayan bir dâvânın, başarı şansı yoktur.” (Suphi Saatçi-Kerkük Güldestesi)
*  “Allah, şiiri hak yolunda kullananlardan râzı olsun!” (Prof. Dr. Cevat Akşit-Millî Gazete; 27.04.2017, s. 9)   
                                    (Devam edecek)