• BIST 115.147
  • Altın 163,118
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Samsun 11 °C
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Kongre yine ertelendi
  • Vali Kaymak Futbol Şehitlerini rahmetle andı
  • Başkan Tok’tan ‘20 Ocak Mesajı’
  • Kongre yine ertelendi
  • Vali Kaymak Futbol Şehitlerini rahmetle andı
  • Başkan Tok’tan ‘20 Ocak Mesajı’

SEN “ŞÖYLE” DİYORSUN, O “BÖYLE” DİYOR!../1

Ali Kayıkçı

 * “(Her şeyi) yaratan Rabbinin adıyla oku!.. O keremine nihayet olmayan Rabbindir. Ki, kalemle yazı yazmayı öğreten O’dur… İnsana bilmediği şeyleri O öğretti.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Alâk Sûresi, âyet 1, 3, 4-5)
* “De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sâhipleri ibret alırlar.”   (Kur’ân-ı Kerîm “Tibyân Tefsiri”; Zümer Sûresi,  âyet 9)
*  “Onlar, Allah’ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise nûrunu tamamlayacaktır, isterse kâfirler hoşlanmasınlar.” (Kur’ân-ı Kerîm; Saff Sûresi, âyet 8)
*  “Allah dinden Nûh’a tavsiye buyurduğu şeyi sizin için de bir kanun yaptı ve (Ey Muhammed!) sana vahiy ettiğimizi; İbrâhim’e, Mûsa’ya ve İsâ’ya tavsiye buyurduğumuzu da şeriat kıldı. Şöyle ki; dîni doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat senin kendilerini dâvet ettiğin şey, müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Şûrâ Sûresi,  âyet 13)
*  “Sana da önünde olanı tasdik edici ve üzerine gözcü hâkim olmak üzere, bu hak kitâbı indirdik. Onun için sen de aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Sana gelen haktan ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme! Her biriniz için bir kanun (şeriat) yaptık, bir de yol! Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı; fakat sizi her birinizi verdiği şeylerle imtihân edecek. O hâlde durmayın, hayırlarda yarış edin; sonunda dönüşünüz Allah’adır. O vakit O, sizlere hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi,  âyet 48)
*  “Sonra (Ey Resûlüm!) seni dîn hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma!” .”   (Kur’ân-ı Kerîm; Câsiye Sûresi,  âyet 9)
* “Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Zâriyât Sûresi,  âyet 55)
*  “Vestefziz… bisavtike…(Onlardan gücünün yettiğini sesinle tahrik (ve fesada davet) et. Onlara karşı süvari ve piyade kuvvetlerini (vesvese vermek ve azdırmak için) toplayarak üzerlerine yürü… Onlara (türlü türlü bâtıl) vaadlerde bulun.” Şeytân onlara bir aldatmadan başka ne vaat eder? (Şeytânın vaadi, ancak yanlışı doğru göstermektir.), “(Ey Habibim!) Sana rûhdan soruyorlar. De ki: Rûh, Rabbimin emrindedir (O’nun yarattığı varlıklardan biridir). (Bu hususta) size, az bir ilimden başkası verilmemiştir.” (Kur’ân-ı Kerîm; İsrâ Sûresi, âyet 64,  85)
*  “(Ey Resûlüm!) Dinlerini bir oyuncak, bir eğlence edinenleri…” Kur’ân-ı Kerîm; En’âm Sûresi, âyet 70)
*  “O kâfirler ki, dinlerini bir eğlence ve oyun edinmişler, dünyâ hayâtına aldanmışlar…” Kur’ân-ı Kerîm; A’râf Sûresi, âyet 51) 
* “Şehîdlerin rûhları, arş-ı ilâhidedir. İstedikleri zaman Cennet’in diledikleri yerlerine gidip, tekrar kendi makamlarına dönerler.”, “Bir zaman gelecek, ümmetimden bazıları, mizmarı (çalgıyı) helâl sayacaktır.”,  “Şarkı kadın ve çalgı aletleriyle eğlenenleri, Allahü teâlâ, yerin dibine batırır.”, “Ben, mizmarları (çalgıları) ve putları yasaklamak için de gönderildim.”, “İblise, senin müezzinin mizmarlar (çalgıcılar) denildi.”, “Nimete kavuşunca çalgıyla eğlenmek, lânetlenmiştir.”, “Gınâ (müzik) nifâk hâsıl eder.”  (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”) 
*  “Mâzin bin el-Gadviyye:  …Resûlullahtan bu kötülüklerden soğuyup uzaklaşmam için duâ istedim. Benim için şöyle duâ etti: ‘Allah’ım! Onu şarkıcılıktan kurtarıp, Kur’ân-ı Kerîm okuyucu eyle. Haramla meşguliyetini helâl ile meşguliyete çevir. Ona şarap yerine helâl içecekler nasip eyle. Fuhuştan kurtar, iffet nasip eyle. Nefsine uymaktan kurtar, hayâ ihsan et!” (Muhammed bin İshak-Sîret-i Resûl; Türkiye Gazetesi, 17.10.2014, s. 15)
*  “Şerîatden ve tarîkatden haberi olmayan, ham sofular, pîrimiz böyle yaptı diye, bahâne ederek, hayhuy etmeği, tegannî ve dans etmeği, din ve ibâdet hâline sokmuşlar. Bunlarla sevâb kazanıyoruz sanmışlar. Allahü teâlâ, En’âm ve A’râf Sûrelerinde: ‘Ey sevgili Peygamberim! (sallallahü aleyhi ve sellem) Dinlerini, ibâdetlerini, şarkı ile, mûsıkî ile, oyun ve eğlence hâline sokanlardan uzak ol! Onlar, Cehenneme gideceklerdir’ buyuruyor.” (İmâm-ı Rabbânî-Mektûbât)  
*  “Musikiden rûh değil, Allahın düşmanı olan nefis lezzet alır. Zavallı rûh, nefsin elinde esîr olduğu için kendi lezzeti sanır. 
Mûsıkî, zehirli bala, yaldızlanmış pisliğe benzer. Hasta olmayan kalbin, helâl şeylere olan sevgisini arttıran ve nefsi zaifleten sesleri dinlemek de, bâzı şartlarla mubâh olur. Hacca gidecek olanın Kâbe, hac, Mekke, Medîne; askerlerin ise harp, kahramanlık marşları dinlemesi mubâh, hatta sevâb olur. Kasîdeleri, ilâhîleri dinleyerek üzülmek, tövbeye sebep olmak sevâbdır. Düğün, ziyâfet, bayram, sefer dönüşü gibi sevinmesi lâzım olan yerlerde helâl olan ses ile neşelenmek mubâhtır. Bu sesler, nefse değil, kalbe kuvvet verir.”,  “Rûhun nasıl olduğunu dînimiz açıkça bildirmedi. Rûh madde değildir. Sıfat da değildir. İnsan öldükten sonra rûhu yok olmaz. İdrâk etmesi ve anlaması vardır. Şakî olanların yani kâfirlerin ve fâsıkların (açıktan büyük günâh işleyenlerin) rûhları azâbdadır. Saîdlerin, yani müminlerin, sâlihlerin rûhları, nîmetler ve lezzetler içindedir.” (İmâm-ı Gazâlî-Kimyâ-yı Seâdet)
*  “Allahü teâlâ aşkı ile dolmuş, evliyânın büyüklerinden olan Mevlâna Celâleddîn-i Rûmi, ney veya başka hiçbir çalgı çalmadı. Mûsıkî dinlemedi ve raks etmedi.” (S. Abdülhakîm Arvâsî “r. aleyh”)
*  “Mevlâna, ney ve dümbelek çalmadı. Dönmedi, raks etmedi. Bunlar, sonra gelen câhiller uydurdu.” (H. Hilmi Işık-Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye)
* “Üflemekle, vurmakla, temas veya tel ile çalınan bütün çalgıları çalmak, dinlemek ve dinlemeğe gitmek harâmdır.” (İbni Âbidîn-El-ukûd ün-dürriye)   
*  “İş raksa gelince, onun ele alınabilir ve iyiye götürülebilir tarafı yoktur. Hele dinî vecde âlet edilmesinden büyük felâket tasavvur edilemez. Son zamanların turist fuarı hâline getirilen ve sırmalı terliği menzilesine indirilen Mevlevî ihtifallerinde, dinî yasağın hem İslâm zevkine, hem şeriat hiddetine, hem tarikat meşrebine, hem de başta Mevlâna Celâleddîn-i Rumî Hazretleri bulunmak üzere, Mevlevîlik hakikatine iftira şeklinde en yalçın manzarasını görüyoruz.” (N. Fâzıl Kısakürek-İman ve İslâm Atlası; s. 246) 
* “Resûlallah, çalgı aletleriyle para kazanmayı yasakladı.”  (Hüseyin bin Mesûd Begavî-Mesâbih) 
*  “Mevlâna Müzesinde bulunan dört adet ney, bir kemençe, iki rebab, bir tambur, bir kudüm, bir keman, iki ud ve bir çeng’in nereden, ne zaman ve nasıl geldiği tarafımızdan tespit olunmuştur. İlk çalgı, 1945 senesinde müzeye konulmuştur. Diğer çalgıların dokuz tanesi muhtelif kişiler tarafından hediye edilmiş, üç tanesi de müzeye vasiyet edilmiş olmaları sebebiyle alınmıştır. Bizde detaylı bir listesi bulunan bu çalgılar hakkında, müzedeki Envanter Defterini inceleyenler de yeterli bilgiye sahip olabilirler. Bu çalgıların hiçbiri Hz. Mevlâna’ya ait değildir.” (Doç. Dr. Ramazan Ayvallı-Türkiye Gazetesi, 18.12.1990) 
*  “Âletsiz, çalgısız sese simâ (tegannî) denir. Âlet ile, çalgı ile birlikte olan insan sesine gınâ (müzik) denir. Gınâ harâmdır. Sûre-i İsrâ’nın 64’üncü âyeti ve (Gına nifâk hâsıl eder) hadîs-i şerîfi, gınânın harâm olduğunu göstermektedir. Simâ’nın, mubâh olması için, şu 5 şartı gözetmek gerekir. (…)” (Bir Bilene Soralım: Ali Güler; Türkiye Gazetesi, 30.07.1996, s. 13)
*  “Çocuklarımız 15 sene okudukları hâlde edeb, iffet, hayâ kelimelerini duymuyorlar. Helâl nedir, harâm nedir bilmiyorlar. Evlâtlarımızı vatana, millete yararlı çocuklar yapmak istiyorsak, eğitim sistemini baştan sona yeniden kurmalıyız. Ülkemizi birtakım taşkınlık hareketlerinden korumak için de okullarımızda evlâtlarımız önce Allah diyerek derslerine başlamalıdır.. Aksi takdirde helâl, harâm, âhiret, hesap günü nedir? Bunları evlâtlarınıza öğretmezseniz, istenmeyen sonuçları engelleyemezsiniz.” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan-Davam; s. 180))
*  “Bir gün Şakîk-i Belhî Hazretleri, kendilerine nasîhat kâr etmeyen bir grup insana hitaben: ‘Eğer çocuk iseniz mektebe, deli iseniz tımarhâneye, ölü iseniz kabristana gidin. Ama Müslüman iseniz, Müslüman olmanın şartlarını yerine getiriniz!’ buyurur.” (Türkiye Gazetesi)
*  “Bizce şiir, mutlak hakîkatı arama işidir… Mutlak hakîkat Allah’tır… Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…”  (Necip Fâzıl Kısakürek-Çile)            
* “Kimi zaman, ciltler dolusu kitabın yapamadığını bir şiir yapar.” (Namık Kemâl Zeybek-Kültür E. Bakanı) 
*  “Şiir; gönlün, aşk denilen muazzam, muazzez, müzeyyen, mükemmel, mümtaz, feyizli, fazîletli ve edebli vasıflarıyla göz kamaştıran ve akl-ı selîmle müşterek, esrarlı câzibenin şahlanışıdır.” (M. Hâlistin Kukul-Uyanmak Zamanı; s. 432)
*  “Allah, şiiri hak yolunda kullananlardan râzı olsun!” (Prof. Dr. Cevat Akşit-Millî Gazete; 27.04.2017, s. 9)

S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
 “Millî Gazete”mizin köşe yazarlarından “Hüseyin Akın”, 12 Aralık 2017 günlü nüshanın 14’ünca sayfasında, “Müzik Haram Değildir” başlıklı yazısında; kadrosunda pek çok emekli din görevlisi/ilâhiyatçıyı barındıran yazar olmasına ve gerektiğinde onlara danışması iktiza etmesine rağmen kendi kafasına (veya yanlış bilgilendiği kaynaklara göre) böyle bir kanaate varmış ve bu makâlemizin de yazılmasına sebebiyet vermiş bulunmaktadır...  
Bu yazıdaki “İTÜ kampüsünde dağıtılan bir bildiride müziğin haram olduğu, insanı Allah yolundan alıkoyduğu, kötüye sevk ettiği gibi gerekçeler öne sürülerek uzak durulması uyarısında bulunulmuş. Kim yazmış, kim dağıtmış bilmiyoruz. Bazı şarkı sözlerinde itikaden mahzur teşkil edebilecek sorumsuzca söylenen sözlerden de örnekler verilmiş. Konservatuar öğrencileri de durur mu hiç, bu bildiriyi ciddiye alıp karşı bildiri ile tempo tutmuşlar. İki yanlış bir doğru etmeyeceğine göre her iki bildiriyi de buruşturup çöpe atabiliriz. Müzikten korkan bir insanın evrendeki ahengi yakalayabilmesi mümkün değildir. Müziğin tabiatın asli unsuru olduğu ve fıtratla ilişkisi bulunduğunu fark edemeyen birine anlayamayacağı için davul zurna bile az gelecektir.”  İfadeleri ve ardından da “Lokman Sûresi”ndeki 19’uncu âyette geçen, “Sesini ölçülü tut, en çirkin ses eşeğin sesidir” nasihatini sözümona indi görüşlerine delil olarak kullanması, 2-4 Haziran 2017 günlerinde, bu sütunlarda yazdığımız “Müzik ‘Nefsin’ Gıdası, Olmuş ‘Rûhun Gıdası” başlıklı yazımızı hâtırımıza getirdi. Bilvesile ondan bâzı bölümleri aynen aktararak makâlemizde tekrarlamak istiyoruz:  
            = = = * = = = 
Kısa adı “KAYSADER” olan “Kayseri Yazarlar Şairler Derneği” tarafından ikişer aylık dönemler hâlinde yedi yıldan beri neşredilen bir dergi var: “Çıngı” Bu derginin 39’uncu sayısı 22-22’inci sayfalarında, “Erciyes Dergisi”nden de tanıdığımız “Sn. Ali Rıza Navruz”un “Dinle Ey Ruhum İşte Ağlayan O” başlıklı yazısında, “Müzik ruhun gıdasıdır” tarifinin ardından “Bizler mûsikiyi onun asıl sahibi adına yapar ya da dinlersek, bir yerde onu zikretmiş olmaz mıyız?” diye sormakta ve sonra da şöyle devam etmektedir:  “…şu içinde yaşadığımız kâinat bir mûsıki dairesidir. Bir bakınız rüzgârın eserken çıkardığı sese! Bulutların çarpışması anındaki gök gürlemesine! Ya deniz dalgalarının çırpınışları? Yağmurun şıpırtıları, kuşların cıvıltıları, ağaçların hışırtısı… İşte bütün bu sesler kulağımıza ulvî bir tesbih halinde gelmiyor mu?  (…) Müziği sevmeyenler de olacaktır elbette bu âlemde. Onlar için üzülüyorum ben doğrusunu isterseniz. Çünkü onlar; tasavvuf edebiyatında zevksiz ve hissiz merkeplere benzetilmiştir. (…) Zaten kâinatın mûsıkîsı hiç susmaz.” 
Nefsin gıdası olan müziği “ruhun gıdası” diye tamamen tersinden kabul eden “Yazar”, üstüne üstlük bir de nasıl bir “Tasavvuf Edebiyatı” ise onlardan birilerine istinat ederek “Müziği sevmeyenleri bir de zevksiz ve hissiz merkeplere” benzetmekte, daha sonra ise nebatatın zikrini, “kâinatın mûsıkîsı” diye nitelendirmektedir.  
S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
2 yıl kadar önce idi. Bir başka “Kayseri”nin köklü dergilerinden olan “Erciyes”in Ocak-Nisan 2015 sayıları üzerine bir inceleme yazısı kaleme almış ve derginin “Genel Yayın Yönetmeni Sn. Âlim Gerçel” Beye göndermiş, sonra da “Denge Gazetemizin” 1-3 Mayıs 2015 günlü nüshalarında tenkîdlerimizi yayınlamıştık.  
Bu “tenkîdlerimizde” de özellikle de şunlara dikkat çekmiştik: 
1959-65 yıllarındaki (ortaokul-lise tahsil dönemimizdeki “Türkçe-Edebiyat dersleri öğretmenlerimiz” hemen her fırsatta bizlere; “Günde en az bir gazete, haftada en az bir dergi ve ayda da en az bir kitap okumayan, aydın bir kimse olamaz” derlerdi ve “ders kitapları” dışında genel kültür ve bilgimizi artırmamız bakımından mutlaka okumamız için telkinde/tavsiyede bulunurlardı…         
Bizler de bu güzel dilek ve temenniler doğrultusunda; elimize ne geçerse, velev ki eve öteberiyle gelen ve iade ve okunmuş gazetelerden yapılan (şimdiki “poşetler” yerine kullanılan) kese/torba kâğıtları olsun, açıp okur; bilgi dağarcığımızı doldurup ufkumuzu genişletmeye çalışırdık…  Bu okuma alışkanlığı; gerek yüksek tahsil ve memuriyet hayatımızda ve gerekse emeklilik yıllarımızda da aralıksız devam etti-gitti. Bu arada, iyi yayınlar yanında kötü emellere hizmet eden neşriyatların bulanabileceğini de öğrendik.                                                                                   
 Bu “teşhis”imizin temelini ise “Ehl-i Sünnet Âlimleri”nin yazdığı kitapların teşkil ettiğini, bunların başında da “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye” gibi “yüzlerce kitâba bedel bir eser”in geldiğini mutlaka belirtmek isteriz. Bu kitap okuyucusunu; din, tarih, mâneviyat ve güzel ahlâk… bilgileri ile yoğurmanın yanında güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, hayırlı ve şerliyi tanıma bakımından da olağanüstü bir meziyet ile donatıyor…                    
Hangi yazı ve eser olursa olsun, hangi konferansta kim ne konuşursa konuşsun; onun hayra mı, şerre mi hizmet ettiğini, âdeta bir “mihenk taşı” gibi, bu “İlmihâl”in verdiği bilgiler sayesinde kolayca anlıyor ve o kişiye notumuzu da, bu sayede rahatlıkla verebiliyoruz…
                                (Devam edecek)
 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim