• BIST 106.991
  • Altın 151,930
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 18 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“SEN DE HAKLISIN HOCAM”; “PUS’LA BOZUK, İBRE YOK”/3

Ali Kayıkçı

*“Güzel bir söz; kökü yerde sabit, dalları semâda olan güzel bir ağaç gibidir. Yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir. Habîs (kötü) bir söz de yerinden sökülmüş, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Tibyân Tefsîri-İbrahim Sûresi, âyet: 24-26’dan)
*“Habîs söz söylemek, habîs adamlara lâyıktır. Habîs adamlara, habîs kelâm yakışır.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Mevâkib Tefsîri; Nûr Sûresi, âyet: 26’dan)
*“İyi bir iş yapmaya niyet edip de yapamayana, tam bir iyilik yapmış gibi sevâb verilir. Niyet edip yaparsa, on mislinden 700 misline, hatta daha fazla sevâba kavuşur. Kötü bir işe niyet edip de yapmayana, yapılmış tam bir iyilik sevâbı verilir, niyet edip de yapana ise sâdece bir günâh yazılır.”  (Hazret-i Muhammed  “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*“Allahü teâlâ bir kimseye nûr vermezse, o münevver olamaz.” (Îmâm-ı Rabbânî “r. aleyh”)
*“Biz bu topraklarda sırat-ı müstakim üzere varsak ve sünnet-i seniyye üzere bulunuyorsak, bunu Osmanlı’ya borçluyuz!..” (H. Hilmi Işık “r.aleyh”)
*Osmanlı’ya kalkan el onmadı! Osmanlı’nın hukuken devamı olan bu devlete kalkan el de onmaz. Er geç bir belâya giriftar olur. İşte biz Arnavutlar, baş kaldırmakla neler umduk, sonuçta ihânetle birlik olduklarımızın ihânetine uğradık… İlâhî ceza yönünden, ne ihmâl edildik, ne de imhâl… Herkese ders-i ibret olmalı bu hâl… Heyhat artık eski durum muhâl!...” (Arnavut, Yusuf Kurtiş; Erciyes Dergisi, Haziran 1996)
*“Mehmet Âkif, Sultan Hamid’e söver sayar. Baykuş demiş, Kızıl Kâfir demiş, zalim demiş, korkak demiş. Kime? Müslümanların halifesine…” (Ahmet Sağırlı-Türkiye Gazetesi, 02.06.2015, s. 9)
*“İsrail, 1948’de kurulurken 5 bin yıl evvel kullanılan İbraniceyi resmi alfabe olarak kabul etti.  Kaybolup giden bir dil, yeniden hayat buldu. (…) Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de, elifbaya da düşmandır.”   (Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 11.12.2014, s. 3
*“Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir.” (CHP Edirne Milletvekili Şeref Aykut)
*“Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.”  (Kemalizm-Tekin Alp; Cumhuriyet Gazete ve Matbaası-İstanbul 1936, s. 171)
*“Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma-yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak  ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.”  (İsmet İnönü- Hatıralar, c. 2. S. 223)
*“Söz ola kese savaşı,söz ola kestüre başı/Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ide bir söz. Kişi bile söz demini, dimeye sözün kemini/Bu cihân cehennemini, sekiz uçmağ ide bir söz.” (Yûnus Emre)
*“Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir…”, “ Mutlak hakikat Allah’tır.”, “…şiirin gâyesi, ilk dayanak ve çıkış noktası olarak din temeline muhtaçtır. Şâir, mudde değil de mânâ hâlinde câmi kapılarının önünü dolduran Allah dilencilerinin en güzelidir.” (N. Fâzıl Kısakürek-Çile; s. 372, 373, 387)
*“Şâir, milletin göğsünde kalbi gibidir; şâiri olmayan bir millet, bir yığın topraktır.” (M. İkbal)
*“Münekkid: Edebiyat veya sanat eserini değerlendiren, eleştiren kişi; eleştirmen, tenkitçi” (Sözlük)
*“Eleştirilmek, bilim insanı için olmazsa olmazdır… Çünkü bilim insanını yetiştiren ve geliştiren; görüşleriyle ilgili yapılan yapıcı eleştirilerdir. Çalışmalarımla ilgili yapıcı ve yol gösterici eleştirileri dört gözle okuyuculardan beklediğimi bir kez daha ifade etmek istiyorum.”   (Prof. Dr. Mahmut Aydın-OMÜ Rektör Yardımcısı-Denge Gzt. 19.08.2014, s. 3.)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Önceki iki köşe yazımızda belirttiğimiz gibi; bundan iki yıl kadar önce; “Denge” gazetemizin 17-19 Ağustos 2014 günlü nüshalarında, “Aşk Medeniyetine Yolculuk Üstüne Bir Edebî İnceleme” başlığı altında 3 günlük bir “Edebiyat Sohbeti” yapmıştık.  Ve de bu sohbetimize “Bugün sizlere, Terme yöresindeki eğitim çevresinin olduğu kadar ilimiz ve ülkemiz kültür-sanat çevrelerinin de yakından tanıdığı bir isim olan “Şâir ve Yazar Ahmet Sezgin” kardeşimizin son eseri nden,  “Deneme” türünde yazılmış bulunan “Aşk Medeniyetine Yolculuk”tan bahsetmek istiyoruz” demiş ve sonrasında da “hayat hikâyesi”ni verdikten sonra eserin “metin incelemesi”ne geçmiş ve son bölümde de şöyle devam etmiştik:
İnceltme/uzatma (^) işareti konulmamasındaki hatâlar:
Eserin 8-160. sayfaları arasında kullanılan kelimelerden, uzatma/inceltme  (^) işareti dediğimiz; “Hecelerin, uzatılarak söylenmesi için kullanılan; a, i ve u sesli harfleri üzerine konulan, (Arapça ve Farsça) dillerinden alınmış kelimelerden geldikleri için de uzatılarak okunmaları gerektiğinden, inceltme işaretiyle yazılmaları icap ettiği” (Bkz: Tahir Nejat Gencan-Dilbilgisi; Kanaat Yy. İst. 1991, s. 22-23) hâlde “şapka”sız yazılan, dolayısıyla da “konuşulduğu gibi” yazılmayan onlarca kelime var.  Bunların bir kısmı; Âkif gibi, Mevlânâ gibi, âti, millî  ve mânevî gibi… çok defa doğru yazılmalarına rağmen, aşağıdaki sayfalarda görüldüğü üzere, diğer kelimelerle birlikte, maalesef noksan çıkmışlardır, diyerek bunları şu şekilde sıralamıştık:
Evliya (sy: 8, 13); Leyla (sY: 9, 11, 13, 15, 43); Mecnun (sy: 9, 13, 15, 89, 134); İmam-ı (9, 15, 71, 127); Azam (9); dava (10, 19, 21, 47, 52, 121, 123, 124); Karani (11), Mevla (11, 23, 42, 43, 68, 90, 116); selam (11, 18, 22, 23, 27, 32, 34, 76, 79, 123, 130, 149); İslam-iyet (13, 25, 26, 27, 31, 37, 45, 47, 62, 64, 68, 69, 71, 77, 80, 83, 87, 105, 106, 107, 108, 116, 151, 152, 153); istiklal (13, 23, 37, 64, 67, 84, 101, 159); Akif (13, 20, 25, 65, 67, 80, 84, 126, 146, 157); Fazıl (14, 20, 25, 31, 125, 130); Fatih (15, 47, 48, 49, 50, 53, 134); manevi (16, 24, 27, 35, 50, 51, 53, 61, 68, 70, 119, 122, 128, 132, 133, 145, 147);  mana (17, 69, 104, 105); ibadet (17, 157); helal (18, 24, 67, 102); irfan (18, 41, 51, 76, 79, 111, 115, 117, 126, 128, 132, 139, 146, 149); günah (18, 31, 80, 129); Mevlana (19, 90, 152, 153); sadece (19, 67, 69, 75); şair (20, 32, 37, 64, 66, 71, 73, 78, 84, 85, 88, 91, 93, 98, 101, 102, 118, 135, 137, 153, 159); dua (20, 23, 77, 84, 88, 90); yetim, hapis, hasta, kıraat, kütüp-hane (20, 111, 143, 151); iman (20, 26, 60, 75, 107); namus (21, 64, 99, 101, 122, 155); imtihan (22, 23, 136); ruh (24, 25, 26, 51, 53, 55, 59, 61, 67, 68, 76, 88, 91, 94, 99, 102, 119, 120); Rum (24); mücadele (24, 43, 76, 81, 83); milli (24, 141); hal-a-iyle (24, 53, 62, 69, 70, 74, 81, 85, 97, 102, 108, 109, 111, 112, 133, 135, 137, 140, 142, 144, 147, 150, 152, 158); sada (25); ilham (25, 126); fedakar-lık (26, 41); şehadet (26, 107); gaza (26, 50); evvela (30); Arif (31, 46, 88, 146); yar (32); Bakiler (34, 143); ati (35); istikbal (39, 41, 43, 62); ahlak-ı (42, 43, 51, 52, 53, 77, 81, 107, 120, 121, 122, 123, 145, 146, 151, 154, 156); hakikat (45, 113, 115, 127, 128, 129, 130, 138, 157); cihad (45, 52, 107); gaye (49); Teala (49); şehadet (50, 61, 67, 107); gazi (51, 52); ila-yı (52); zalim (52); nizam (52); vasiyet (52); hilafet (53); musikî (54, 85); mübarek (54, 64); meçhul (58); musalla (58); ayet (58); telakki (58, 59); vefat (60); hilal (63, 64, 67, 82, 87); celal (63); resul (63, 130); batıl (64); ebu (66); ezan (67, 72, 134, 150); izmihlal (67); imare (72); cenab-ı (72, 83, 129); cihan (73); Bektaş-i (77); nur-ı (78, 88); davet (79, 153); kemal (79); kelam (80); ilah-i (82, 128); cemal (85); evlat (86); lale-zar (87, 88, 137); sevda (87, 90, 91); itibaren (93); tabi (94); feryad (95, 100); adeta (97, 141, 147); ifade (104, 106, 107, 109, 110, 116, 124, 125, 139, 158); felsefi (105, 107); mesela (105, Kur’an (107, 114, 151, 154); adet (109); maddi (111); işgal (111, 117); felaket (112); sure (114); hafıza (131, 132, 133, 148); efsane (132) ve rahmet (159, 160).
Ve sonrasında da “Görüldüğü üzere; oldukça fazla sayıdaki kelimeye  (^) yani inceltme/uzatma işareti konmamış.” Dedik ve daha sonrasında da “Bunları Sayın Sezgin, bilmediğinden değil, “çayı demlemeye bırakmayıp alelacele servis etmesi”nden, bâzıları için de sözlüğe bakmaktan üşenmesinden kaynaklanmıştır” diyerek de düşüncemizi dile getirdik. En nihayetinde ise…
= = = * = = = 
Evet, en nihayetinde ise aradan iki yıl kadar bir zaman geçtikten sonra “Samsunlu Şâirler ve Yazarlar Ansiklopedisi”nin 8’inci baskısı vesilesiyle Samsun’daki matbaada, önceki gün bize yaptıkları bir ziyaret sırasında Sn. “Ahmet Sezgin” Bey kardeşimiz, bu makâlemizdeki bir konu hakkında haklı olarak şu şekilde üzüntülerini dile getirdiler:
 “Ben bir Eğitimci Şair ve Yazar olarak; gerek sınıfta ve gerekse dershanede öğrencilerime, mevcut ders kitaplarındaki bilgiler doğrultusunda Türk Dil Kurumu’nun ‘Sözlüğü’ndeki kelimeleri yazıldığı gibi öğretmek ve bunu da kendi yazdıklarımda göstermek durumunda kalıyorum.  Bunlar benim öncelikli kaynaklarımdır. Sizin kaynaklarınız başka olduğu içindir ki bu konuda ayrı düşmekte ve zaman zaman da farklı düşünmekte (düşünebilmekte)yiz...”  
Sn. “Ahmet Sezgin” Beyin bu haklı tepkisi ve serzenişi karşısında bizim dil bilgisi kaynaklarımızın, başta “Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü” ile “Tercüman Gazetesi Temel Türkçe Sözlük (Sadeleştirilmiş ve Genişletilmiş Kâmûs-ı Türkî)” gibi “Türk Dil Kurumu Sözlüğü”nden farklı olması, bizi eserin incelemesi sırasında farklı noktalara taşımış ve haklı/haksız, mesnetli/mesnetsiz tenkîdlere sevk etmiştir, diyoruz ve bundan sonra yapacağımız eser incelemelerinde bu konuya da dikkat kesileceğimizi şimdiden duyuruyor ve “tenkîdci/münekkîd”lik işinin gerçekten oldukça zor ve veballi bir mesele olduğunu bir kere daha idrak eylemiş bulunuyoruz…  
Diğer şâir ve yazar hemşehrilerimiz ile Sn. Sezgin Bey kardeşimizin de hoşgörülerine sığınarak, kendilerini kırmış ise özürler diliyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
= = = * = = =
 “Sen de haklısın Hocam”;  “pus’la bozuk, ibre yok!”;
Mesele bugün değil, onlarca sene evvel;
Bozdular düzenimiz, her kafadan sesler çok;
“Sınırlar çizilirken”, kâfir elinde cetvel;
“Kalem-kâğıt” boş uğraş, götür onu kabre sok!..

“Sen de haklısın Hocam”;   “Agop-Ataç” fermanı;
“Alp Tekin” buyruğudur, “Kamalizm”miş dermanı;
 “Mithad Paşa” “Haç” ister, sorma “dînî-îmânı!..”
“Sınırlar çizilirken”, kâfir elinde cetvel;
“Koy-Körfez” derken, götürdüler limanı!..

“Sen de haklısın Hocam”;  “Millî” “Milli” olmuşken; 
Biz “neyi” söylüyoruz, adam “atı” almışken;
“Üsküdarlar” geçilmiş, “madde-mânâ” çalmışken!..
“Sınırlar çizilirken”, kâfir elinde cetvel;
Sen-Ben” farklı Sözlüğe, bakıp-bakıp kalmışken!..

“Sen de haklısın Hocam”;  KAYIKÇ’Ali neylesin?
Ne “Bakan”dır “Başbakan”, kime neyi söylesin?..
“Dostça” bir yazı yazdı, biraz “sohbet” eylesin!..
“Sınırlar çizilirken”, kâfir elinde cetvel;
Dil-târih düşmanlığı, “coğrafya”ya böyle gel!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim