• BIST 106.926
  • Altın 151,266
  • Dolar 3,6716
  • Euro 4,3392
  • Samsun 16 °C
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 18 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

SAPLA SAMANI....

Adnan Bahadır

SAPLA SAMANI KARIŞTIRACAK KADAR SAZAN DEĞİLİZ     

Canımı en çok sıkan olaylardan birisi de, bazı insanların kendilerini uyanık, başkalarını keriz sanmalarıdır. Yazdığımız yazılar ve yaptığımız haberler bazı uyanıkların iştahını kabartıp, kendi çıkarlarına birilerinin dokunduğunu görünce telefona sarılıp, bizi arıyorlar. İnsanlar yaptığımız haberlerin veya yazdığımız köşe yazılarının sadece ve sadece kızdığımız insanların yaptıkları icraatlara yönelik haberler olduğunu sanıp, karşısında olduğumuz insanlarla ilgili gelen her habere sazan gibi atlayacağımızı sanmaktadırlar. Çok sevdiğim rahmetli Çarşambalı bir dostum derdi ki; “Sırtımızdan vuranlar o kadar çok ki, sırtımız oldu holluk gibi…Vurulmaklık bir yerimiz kalmadı.” İnsanlar hala daha bizi düzmeye çalışıyorlarsa kendilerine yazık ediyorlar. İnsanlar bazen bizi sazan sanıp, telefona sarılıp, bizi arayıp, menfaatlerine göre haber yapmamızı istediklerinde rahmetlinin sözü aklıma gelir. Son günlerde, iş yoğunluğunu atmak için yazlığa gidip, bahçe işleri ile uğraşıyorum, dün de bahçe günlerinden bir günümdü. Bir elimde çiçek, bir elimde çapa çalışırken telefon çaldı, açtığımda bir beyefendi heyecanla muhabir istiyor, muhabir işi benim işim değil, Yazı İşleri Müdürü"müz Miraç"ın işi, ancak beyefendi hayli heyecanla arayıp, muhabir istediğine göre, konunun önemli olduğunu düşünüp, konuyu sordum. Konunun Büyükşehir Belediyesi"nin Yabancılar Pazarı civarında yaptığı bir yıkım olduğunu, bu yapılanın yasal olmadığını, başka bir yerel gazetenin de konuyu haber yapacağını söyleyince, ben konunun ne olduğunu anladığımdan dedim ki, beyefendi mademki başka bir gazete haber yapıyor, bizim yapmamıza gerek yok.  Ben o gazeteci arkadaşımla da görüşür, gerekirse ondan resimleri alır, haberi yaparız. Telefonu kapattıktan sonra bahsettiği gazeteyi de arayarak konuyla ilgili bilgi alış verişinde bulundum ve olayı siz değerli okurlarımla paylaşmanın, şehrimiz için önemli bir durum olduğu kanaatine vardım. Malumunuz Atatürk Bulvarı"nın altında kalan kara parçası, kıyı kenar çizgisi içerisinde yer aldığından, burada inşaat yapma imkânı olmadığı gibi, mevcut binaların da yıkılması gerekmektedir. Ancak Yabancılar Pazarı"nda 1013 esnaf ekmek yediğinden, oranın yıkılmasının uygun olmayacağı kanaatindeyim. Keşke zamanında oy almak uğruna, o insanlara söz verilip, onca borcun altına sokulmuş olmasalardı. Zira şehrimizde Yabancılar Pazarı"nı konuşlandıracak o kadar güzel yerler var ki anlatamam. Cumhuriyet Meydanı"ndaki tekel binalarını yıllarca satmaya uğraşacağına, o insanları oraya yerleştirse idi çok daha güzel olurdu. Bizim üzerinde duracağımız konu Yabancılar Pazarı değil, orada bulunan diğer müştemilattır. Yabancılar Pazarı"na hizmet veren bir cami vardı, yenisi yapılacak diye yıkıldı. Ardından kıyı kenar çizgisi konusu gündeme gelince, Büyükşehir Belediyesi burası kıyı kenar çizgisi içerisindedir, buraya inşaat yapmak yasaktır deyip, cami yapımından vazgeçti. Hatta işin kılıfını da bulmak için, Valiliğe bir yazı yazarak, cami yapılacak alanın,  kıyı kenar çizgisi içerisinde olup, olmadığını sorarak, yapılması düşünülmeyen cami inşaatına gerekçe bulmuş oldular. İyi güzel de, be Allah"tan korkmaz insanlar, koskoca Yabancılar Pazarı inşaatını yaparken Valiliğe sorma ihtiyacı duymadınız da, sıra camiye gelince mi izin alma ihtiyacı duydunuz? Buna düpedüz hile-i şeriyye derler. Yıkılan cami için, kaçak olduğundan yıkıldığını söyleyen idare, diğer düğün salonlarını yıkmaya sıra gelince sus pus oldu.  Neden, çünkü onları işletenlerden korktular da ondan. Caminin sahipsiz olduğunu düşünüp, yıkan zihniyet unutmasın ki o caminin sahibi, yerleri ve gökleri yaratan Yüce Allah"tır. Bu yaptıklarının hesabını er ya da geç onlara soracaktır. Yine konuyu değiştirmek zorunda kaldık.  Arayan arkadaşımız yıkımı yapılmayan sosyal tesislerden birinin sahibi idi. O beni tanımıyor ancak, ben kimin ne yaptığını, ne zaman kim için hangi ilanı verdiğini çok iyi bildiğimden, beni aradığında aklıma bundan bir veya bir buçuk yıl önce, Vezir Hazretleri"nin rahatsızlığı ile ilgili gazetelerde verdiği geçmiş olsun ilanı geldi. Zavallı adam Adnan"ı sazan sanıp, hemen o habere atlayacağını sandı. Ben bu şehirde kimin ne yaptığını, hangi olayın doğru, hangisinin yanlış olduğunu bilmeseydim, bu gün buralara gelemezdim. Bu şehirde şayet adaletli yöneticilik yapılacaksa ve yasalar herkese eşit uygulanacaksa, ilk yapılması gereken iş, Yabancılar Pazarı etrafında bulunan tüm işletmelerin yıkılıp, oraların yeşil alan olarak açılmasıdır. Oralarda duran insanlar bugüne kadar oralardan hayli ekmek yediler. İzin versinler de bundan sonra o mekânları toplum kullansın. Büyükşehir Belediyesi bu mekânları yıkma konusunda bir tasarruf kullanıyorsa, sonuna kadar yanındayım, doğrusunu yapıyor. Vezir Hazretleri"nin karşısında olmak demek, her yaptığı işin karşısında olmak değil, yaptığı yanlışların karşısında, doğruların yanında olmak demektir. Biz insanların diline, dinine, ırkına, partisine, inancına değil, yaptığı işlere bakarak karar veririz. Sizin anlayacağınız sapla samanı birbirine karıştırmaz, her şeye sazan gibi atlamayız. Çünkü bizim de arkamız oldu holluk gibi, arayan arkadaşlara tavsiyem, davalarında haklı olup, olmadıklarına bakıp, ona göre arasınlar, yoksa biz kimsenin kiralık gazetesi değiliz. Kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim