SALTANATIN KALINTILARI İSYANLARDA

Kemal Vehbi Gül’ün 1988 yılında Belediye Başkanlığını bırakmasının ardından Büyükşehir Belediyesi tam 30 yıl sosyal demokrat kafasıyla yönetildi. Merhum Muzaffer Önder iki dönem Belediye Başkanlığı yaptı. Kurduğu ekip sosyal demokrat yapıya sahip bir ekipti ama içlerinde akçeli işlerle uğraşan yoktu, var idiyse de biz bilemiyoruz. Vezir hazretlerinin aile boyu sosyal demokrat yapıya sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Hamisi olan ve onu ilk olarak Karayolları Bölge müdürü yapan merhum Orhan Atılgan iyi bir sosyal demokrattı. SODEP’ten Milletvekili adayı olmuştu, ancak seçilememişti. Vezir seçilince ekibini de merhum Orhan Atılgan kurmuştu. Mesela benim cezaevi arkadaşım merhum kayıkçıbaşını Diyarbakır Karayollarından Samsun’a getiren de Orhan Atılgandı. Vezirin göreve getirdiği bürokratlar da sosyal demokrat kafaya sahipler ama merhum Muzaffer Önder’in ekibinden farklı olarak pek çoğunda akçeli iş vardı maalesef. Vezir hazretleri 19 yıllık başkanlık döneminde öyle bir ekip kurdu ki Mustafa Demir’in dışında Allah kulu onları dağıtamazdı. Adamlar belediyeyi babalarının malı, diğer insanları da uşakları gibi görecek kadar azmışlardı. Adam ırkçılık noktasında öyle ileri gitmişti ki kendi ırkından olmayanlara hayat hakkı tanımıyordu. Belediye adeta belediye olmaktan çıkmış vezirin akraba ve ırkdaşları Cumhuriyeti haline gelmişti. Şimdi Mustafa Demir bunları temizledikçe adamlar adeta isyanlardalar.


Basın biriminden alınıp işine son verilen Volkan Kanbolat’la ilgili yazdığım köşe yazısından sonra beni arayıp geçmişinde gazetecilik olduğunu söyleyince ben de nezaketen gereğini yapıp bu detayı verdim ama adamlar o kadar enteresan adamlar ki aklınız şaşar. Hakan Kanbolat diye biri açmış ağzını yummuş gözünü verip veriştirmiş bana, neymiş efendim merhum Erdoğan Kanbolat şöyle büyük adammış böyle büyük adammış, Volkan Kanbolat bilmem hangi Üniversiteyi bitirmiş de ben neden yazmamışım, yazdığım yazı başlığına dil uzatacak kadar haddini aşan ifadeler yazmış. Rahmetlilerin arkasından konuşmaktansa susmayı tercih ederim. O nedenle Erdoğan Kanbolat’la ilgili yazmamıştım ama bu hadsiz adam yazınca bu konuda birkaç kelam etmek zorunluluğu hâsıl oldu. Erdoğan Kanbolat Hukukçu olup hayatında hiç avukatlık yapmamış, yapsa da başarılı olamamış bir insandı. Ama vezir hazretlerinin ırkdaşı ve o ırkın ileri gelenlerinden olduğundan onu belediyenin şirketinin başına koymuştu. Ancak merhum orada da hiçbir şey yapmadan ölümüne dek oturmuş, tüm işleri Orhan Yalçınkaya isminde bir arkadaş üstlenmiş, hatta o arkadaşın yaptığı yanlış işlerden dahi haberdar olamayacak kadar işten güçten haberi olmayan bir ağabeyimizdi. A takımından biz tutuklanınca onu avukat dahi tutamadık çünkü işi bilmiyordu ama iyi niyetli, hoş bir insandı. 


Volkan Kanbolat’ı işe alan vezir hazretleri değil, benim cezaevi arkadaşım merhum kayıkçıbaşı imiş. Hatta vezir hazretleri ‘‘o bu işi yapamaz almayalım onu’’ dediğini bizzat Volkan Kanbolat söyledi bana. Demekki benim yazdıklarım çok doğru, vezir hazretleri dahi onun bu işte yetersiz olduğunu anlamış. Ama kayıkçıbaşı ırkdaşlığın gereğini yapmış ve vezir hazretlerini ikna ederek bu arkadaşı işe almış. Şayet vezir hazretleri olmaz deseydi kayıkçıbaşının alma imkânı var mıydı? Şimdi çıkıp yok beni vezir değil de kayıkçıbaşı aldı demenin ne anlamı var anlamış değilim. Belediye adeta vezir hazretlerinin babasının çiftliği olmuş, tüm akrabaları orada, sadece onun değil Sefer Arlı’nın kızı, damadı orada. Oğlu avukat Necat Yılmaz’ın oğluyla ortak belediyenin ihalelerini alıyorlar. Vezirin dayısının oğlu Hamit’in oğlu Kansu mudur nedir sürekli 22/d dediğimiz ihalesiz işler almış. Çevre düzenleme işlerinden çiçek, böcek işlerine tamamı akrabalarda ve ırkdaşlarda. Ben hayatımda hiçbir zaman ırkçılık yapmadım, yapanı da hiç sevmem. Çerkezleri de severim, Lâdik’te çok sevdiğim Çerkez dostlarım var ama onlar bunlardan çok farklı. Acaba şapsi, lepsi dedikleri ırkları var onlar bunlardan farklı ırk mı da onlar kaliteli merak ediyorum.

Geçenlerde ‘‘Düzeltebilecek mi’’ başlıkla yaptığımız habere öyle yorumlar geldi, öyle telefonlar geldi ki aklınız şaşar. Adamlar bu ekipten neler çekmişler anlatmakla bitiremiyorlar. Ben şahsen Zennube Albayrak’ı severim, 4 yıl çalıştım onunla ama söylenenler çok enteresan şeyler. Zennube hanım da sosyal demokrat düşünceye sahip bir insan onu da merhum Muzaffer Önder işe almış, referansı da Arif Katar bey. Arif Katar 11 yıl o belediyede çalıştı en ufak bir akçeli işi duyulmadı ama bunlar çok farklı. Herkes neden Mustafa Demir’e bu kadar destek veriyorsun senin bu üslubuna hiç alışmadık. 11 yıllık gazetecilik hayatında hep eleştirdin hiç savunma pozisyonunda olmadın diyenler var. Ancak ortada 20-30 yıllık bir saltanatın yıkılıp yerine mütedeyyin, milli ve manevi değerlere sahip Milli Görüş kökenli insanlar göreve getiriliyorsa bizim görevimiz bunların yanlışlarını görene kadar arkalarında durmaktır. Vezirin saltanatından kalan yıkıntıların bağrışmalarını duydukça keyfimden dört köşe olduğumu hatırlatarak bugünkü köşeme son veriyorum, Allah emanet olunuz.
   
   

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
21 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR