• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Samsun 12 °C
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“ŞÂİR ve YAZARLARIMIZ”IN DİKKATİNE

Ali Kayıkçı

(2)                           
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Diğer çok önemli bir konu da “Peygamberlerle ilgisi olmayan bâzı olaylar için “Mûcize” kelimesini kullanmak”tır.

Bilindiği üzere 'mûcize'; “Allahü teâlânın peygamberlerin elinde (isteği ile) yarattığı hârikulâdeler, olağanüstü hâller demektir.
Bir şeyin mûcize olabilmesi için şu şartlar gereklidir:
•Allahü teâlâ o şeyi mûtâd (alışılmış) sebepler dışında yaratmış olmalıdır.
•Hârikulâde (olağanüstü) olmalıdır.
•Peygamber olduğunu söyleyen kimsenin istediği zaman hâsıl olmalıdır.
•Peygamberlerin istediğine uygun olmalıdır. İsteyip de hâsıl olan mûcize kendisini yalanlamamalıdır.
•Mûcize, peygamber olduğunu söylemeden önce hâsıl olmamalıdır. (İmâm-ı Rabbânî) Allahü teâlâ her peygambere zamanlarında önemli kabûl edilen hususlarla ilgili  mûcize ihsân etmiştir. Mûsâ aleyhisselâm zamanında sihirbâzlık yaygın idi. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma âsâ mûcizesini ihsân etti. Mûsâ aleyhisselâmın asâsı büyük yılan olup sihirbâzların sihir âletlerini yuttu. Böylece sihirbâzlar, bunun insan gücünün üstünde olduğunu anlayarak Mûsa aleyhisselâma îmân ettiler.
 
İsâ aleyhisselâm zamanında tıp ileri gitmişti. Tabipler başarılarıyla öğünürlerdi. Allahü teâlâ İsâ aleyhisselâma ölüleri diriltme ve anadan kör doğanların gözlerinin açılması mûcizesini ihsân etti. Tabipler âciz kaldılar. Muhammed aleyhisselâm zamanında ise, Arabistan yarımadasında şâirlik ve belâgat sanatı en yüksek dereceye ulaşmıştı. Yazdıkları ve okudukları şiirlerle birbirlerine öğünürlerdi. Allahü teâlâ Peygamber Efendimize en büyük mûcize olarak Kur'ân-ı Kerîm'i gönderdi. Kur'ân-ı Kerîmin icâzı, eşsizliği karşısında şâirler âciz kaldılar.
Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve selem mûcizeleri binden fazla olup bâzıları şunlardır: Mîrâç mûcizesi, Şakk-ı kamer (ayın ikiye bölünmesi) mucizesi, mübârek parmaklarından su fışkırma mûcizesi, Kâbe-i muazzama içindeki putların mübârek parmağının işareti ile yüz üstü düşmesi mûcizesi, ölülerin diriltilmesi mûcizesi, yaralılara ve hastalara şifâ verme mûcizesi… (Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü, C. 2, s. 30)
İşin doğrusu bunlar olduğuna göre öyle aklımıza estiği yerde, “mûcize gol”, “mûcize ilâç”, “mûcize buluş”, “mûcize kurtuluş”… gibi ifâdeleri kullanmamak; eğer bu zamana kadar böyle bir şey ile karşılaşılmamış ise, böyle bir olay yaşanmamış ise eskilerin dediği gibi “mûcizevî (yani mûcize gibi)” demek, kelimeleri yerli yerinde ve îtikâden uygun şekilde kullanmak gerekir…
 * - * - * - * - * -             
Diğer çok önemli bir konu da çok yanlış bir şekilde “(İslâm Peygamberi) şeklinde söylemek”tir. Bu büyük yanlış, değil ki Samsunlu Şâir ve Yazarlarımız tarafından, pek çok yaygın basın mensubu kalem ve kelâm sâhibi kişi tarafından da kullanılmakta, hatânın asıl kaynağı da Fransız Masonlarından ve bozuk İsmailîye Mezhebi mensuplarından olan ve rahmetli Necip Fâzıl'ın “Baidullah” dediği M. Hamidullah tarafından kaleme alınan ve bu adı taşıyan bir eser sebebiyle olmaktadır. Çoğu Müslüman tarafından da doğru zannedilerek maalesef kullanılan bir “sıfat”tır. Niçin “doğru zannederek” diyoruz. Çünkü işin doğrusu, Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”in gerçek sıfatı, Kur'ân-ı Kerîm ile doğru bir şekilde haber verilmiş ve Cenâb-ı Allah tarafından şöylece buyurulmuştur: “De ki: (Ey insanlar! Muhakkak ki ben, göklerin ve yerin sâhibi olan Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim!..” (A'râf Sûresi, âyet 158); “Seni, bütün insanlara Peygamber olarak gönderdim. Fakat, insanların çoğu (bunu) bilmezler.” (Sebe Sûresi, âyet 28).. Demek ki ne imiş “hepimiz için”, yani bütün “insanlık için”. Yani sâdece Müslümanlar için değil, bütünüyle insanoğlu için O yegâne Peygamberdir. . Ve dahası:“Ben bütün insanlara ve cinlere gönderildim.” (Hadîs-i Şerîf; Buhârî; I, 86, Ahmet b. Hanbel, V. 145 ve Beyhâkî, Şuab II, 177). Bundan dolayıdır ki Hz. Muhammed (s.a.v.)'e “Resûlüssakaleyn” yani “İnsan ve cinlerin Peygamberi” denilmiştir.  Öyle insanların yok “Prof”muş, “Siyer yazarı” imiş gibi unvanlarına kapılarak ve aldanarak değil, “ehl-i sünnet âlimi” olup olmadığına bakarak eserini almalı ve okumalıdır.
O yüce Peygamberin bir kısım sıfatlarını saklayan ve söylemek istemeyen kalemlerin süslü ifâdelerine aldanmamalı, onların gerçek niyetlerini ve istikametlerini iyi bilmelidir… Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Bir başka önemli konu da bâzı yeni yetme ilâhiyatçılar tarafından sık sık kullanılan “(İslâmî Düşünce) ifâdesi”dir.
 Sanki yüce dinimiz İslâmiyet, bir takım fikir mahsûlü “izm”ler gibi şu veya bu kişinin ortaya attığı bir düşünce ürünü sistemmiş gibi ifâde edilmekte ve İslâm düşüncesi, İslâm fikriyatı” gibi hatâlı deyimlerle anlatılmaya çalışılmaktadır.
 “Allahü teâlâ Peygamberini hidâyet ve hak din İslâmiyet ile gönderdi. İslâm dinini diğer dinler üzerine üstün kıldı. (Muhammed aleyhisselâmın hak) peygamber olduğuna şâhit olarak Allah yeter.” (Fetih Sûresi, âyet 28) ile bildirilen hakîkat çerçevesinde İslâmiyet, “Allahü teâlânın Cebrâil ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların dünyâda ve âhirette rahat ve mesut olmalarını sağlayan usûl ve kâideler, emir ve yasaklar (Bkz: Türkiye Gzt. Dînî Terimler Sözlüğü, c. 1, s. 245) olduğuna göre bunun “düşünce” ile, bunun “fikir” ile ne ilgisi var?..
 Bu bakımdan İslâmiyet'i bir insanın fikir mahsûlü düşünce sistemi gibi düşünmek ve yorumlamak, îtikâdî bakımdan oldukça tehlikeli ve küfre düşürücü bir yoldur. Bundan şiddetle kaçınmak gerekir, diyoruz ve hepinizi kalbî sevgi ve saygılarımızla bir kere daha selâmlıyoruz…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim