• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • 16 FUTBOLCUNUN SÖZLEŞMESİ SONA ERİYOR
  • SAMSUNSPOR'A CEZA KAPIDA
  • BELGESEL ÇEKİMLERİ SÜRÜYOR
  • 16 FUTBOLCUNUN SÖZLEŞMESİ SONA ERİYOR
  • SAMSUNSPOR'A CEZA KAPIDA
  • BELGESEL ÇEKİMLERİ SÜRÜYOR

”ŞÂİR ve YAZARLARIMIZ”IN DİKKATİNE

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..

“Dünden Bugüne Samsunlu Şâirler ve Yazarlar Ansiklopedisi” isimli eserimizin her bir baskısı öncesi çalışmamız sırasında, incelediğimiz yüzlerce eserde, pek çok genç kalem sâhibinin ve şartlandırılmış bâzı emekli eğitimcilerin sıkça düştükleri önemli,  mânevî yönden büyük hatâlarla karşılaştık. 
 
Katıldığımız KANAL-S Televizyonu'nun bir programında bunları ana başlıklar hâlinde ve özetle sıralamaya çalıştık. Ancak, bize ayrılan zaman sınırlı olduğu için bunların teferruatına inemedik ve dolayısıyla da yeterince faydalı olamadık kanaatiyle bu yazımızda tekrar aynı konuya dönelim istedik.
Bunlardan en önemli olanlardan biri  de “Cenâb-ı Allah'ın isim ve sıfatları yerine “Tanrı” demek”tir.
 
1950 öncesi Türkiye'sinde “Allah” adının unutturulmaya ve “millî bir din” ihdas edilmeye çalışıldığı yıllardan gelen/kalan bir zorlama ve alışkanlıkla pek çok şâir ve yazar; Allahü Teâlâya hitap ederken “bilerek veya bilmeyerek” “Tanrı” demeyi ısrarla sürdürmekte ve âdeta Hıristiyanların, Yahûdîlerin, ateistlerin, putperestlerin ve Şamanistlerin seslenişi gibi bir dil kullanmakta ve onlardan ayrılmak yerine onların yanında bulunmayı tercih eder gibi bir tavır sergilemektedir. Kaldı ki onların “Tanrı” deyiminin içinde “Teslis” denilen “İsâ-Meryem-Rûhul Kudüs” inanç üçlemesi de vardır ve bu mânâda söyleyenler için îtikâden çok büyük bir îmânî tehlike mevcuttur.
 
Bakınız yüce kitâbımız Kur'ân-ı Kerîmde, (Â'râf Sûresi âyet 180) Allahü zülcelâl hazretleri konu hakkında neler buyurmaktadır: “Ve lillâhil esmâ-ül Hüsnâ… (En güzel isimler Allah'ındır. O hâlde O'nu bu güzel isimlerle zikredin, anın… O'nun isimlerinde sapıklığa düşenleri de bırakın. Onlar, yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.)” (Prof. Talât Koçyiğit-Tercüman Gazetesi Hadîs-î Şerîf Külliyatı; İstanbul 1983, c. 1, s. 66)
 
Nedir “En güzel isimler: Esmâ-ül Hüsnâ?.. Yüce İslâm dinînin Allah kelâmı ilâhisinin Haşr Sûresi'nde yer alan “Hüvallahüllezi lâ ilâhe illahu…” âyeti ile başlayan ve Er-Rahmân, Er-Râhim, El-Melik, El-Kuddûs, Es-Selâm, El-Mü'min, El-Müheymin, El-Azîz, El-Cebbâr, El-Mütekebbir, El-Hâlık, El-Bârî, El-Musavvir, El-Gaffâr, El-Kahhâr, El-Vehhâb, Er-Rezzâk, El-Fettâh, El-Âlim, El-Kâbid, El,Bâsid, El-Hâfid, Er-Râfi, El-Muizz, El-Müzill, Es-Semî, El-Basîr, El-Hakem, El-Adl, El-Latif, El-Habir, El-Halîm, El-Azîm, El-Gafûr, Eş-Şekûr, El-Aliyy, El-Kebîr, El-Hafîz, El-Mukît, El-Hasîb, El-Celîl, El-Kerîm, Er-Rakîb, El-Mucîb, El-Vâsî, El-Hakîm, El-Vedûd, El-Mecîd, El-Bâis, Eş-Şehîd, El-Hakk, El-Vekîl, El-Kaviyy, El-Metîn, El-Veliyy, El-Hamîd, El-Muhsî, El-Mübdî, El-Muîd, El-Muhyî, El-Mümît, El-Hayy, El-Kayyûm, El-Vâcid, El-Mâcid, El-Vahid (El-Ahad), Es-Samed, El-Kâdîr, El-Muktedir, El-Mukaddim, El-Muahhir, El-Evvel, El-Âhir, Ez-Zâhir, El-Bâtın, El-Vâli, El-Müteâli, El-Berr, Et-Tevvâb, El-Muntekım, El-Afüvv, Er-Raûf, Mâlik-ül Mülk, Zül Celâli ve'l İkram, El-Muksit, El-Câmi, El-Ganiyy, El-Muğnî, El-Mânî, El-Dârr, En-Nâfi, En-Nûr, El-Hâdî, El-Bedî, El-Bâkî, El-Vâris, Er-Reşîd, Es-Sabûr (celle celâlühü)dur.
 Hadîs-î Şerîfde, “Muhakkak Allahü teâlânın doksan dokuz ismi vardır. Kim bu isimleri ezberler; mânâlarını öğrenir, inanır, bunları ihlâsla okursa, (azabsız) Cennet'e girer” (Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü, c. 1, s. 110) buyrulmakta ve bu güzel isimler yerine ısrarla “Allah ismi yerine, 'Tanrı' demek, çok günâh olur.” denilmektedir.  Çünkü “Allahü teâlânın isimleri 'Tevkifî'dir; yani şeraîtin bildirmesine bağlıdır. Şerîatın söylediği ismi söylemelidir. Şerîatın bildirmediği isim söylenemez. Ne kadar kâmil, güzel isim olsa da söylenmemelidir. (Tam İlmihâl-Seâdet-i Ebediyye, s. 54)
 * - * - * - * - * -   
Diğer çok önemli bir konu da “Cenâb-ı Allah'ın sıfatlarından biri olan 'Tekvîn' (Yaratmak) sıfatını kullar için söylemek”tir.
Bu sıfat, Cenâb-ı Allah'ın subûtî (zatında bulunmakla birlikte başka varlıklarda da sınırlı olarak bulunan) 8 sıfatından biridir. Allahü azîm-üş-şân hâlıktır, yaratıcıdır. Her şeyi yoktan var eden, yaratan O'dur. O'ndan başka yaratıcı yoktur. O'ndan başkası için 'yarattı' demek küfür olur. İnsan bir şey yaratamaz.
Ehl-i sünnet âlimleri (Peygamber Efendimiz ve Ashâbının yolunda bulunan âlimler) buyuruyorlar ki: “Allahü teâlâ, ilim gibi, kudret gibi bütün sıfatlarından kullarına biraz ihsân buyurmuştur. Fakat yalnız üç sıfatı kendine mahsûstur. Bu üç sıfatı 'Kibriyâ' (büyüklük), 'Ganî olmak' (başkalarına muhtâç olmamak, her şey O'na muhtâç olmak) ve 'Tekvîn' (yaratmak) sıfatlarıdır. (İmâm-ı Rabbânî-Türkiye Gzt. Dînî Terimler Sözlüğü, C. 2, s. 251). 
“Her şeyi yaratan Allah'tır.” (Zümer Sûresi, âyet 62);
“Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah'tır.” Saffat Sûresi, â: 96);“Her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah'tır” (Mümin Sû. â: 62);
“Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O birdir.” (Rad, 16);
“Her şeyi O yaratmıştır.” (Enam, 101) ve,
 “Yaratmak O'na mahsustur.” (Araf, 54) gibi âyet-i kerîmeler bunu tekrarlarken ikide bir “şok yarattı”, “tehlike yarattı”, “pozisyon yarattı”, “imkân (olanak) yarattı”, “fırsat yarattı”… gibi velev ki mecâzî mânâda olsun söylemek, bir Müslüman'ın ağzına ve kalemine asla yakışmaz. İnsanı küfre düşürebilecek bu gibi sözlerden mutlaka kaçınmak lâzımdır.  Buna benzer bir söz de “Kadın/Anneler” için kullanılmakta ve “Kadın/Anneler yaratıcıdır” diyerek sözde onların üretici olduğuna işaret ediliyorsa da mutlak mânâda ne kadın ve ne de erkek, yaratıcı değildir. Cüz'i irâde sâhibi olarak Cenâb-ı Allah'ın lütfedip verdiği akıl, irâde ve güç-kuvvet sayesinde, bir takım yaratılmış maddeleri bir araya getirerek ve onları karıştırarak, onlara yeni şekiller vererek bir takım şeyler üretir, ancak yaratmaz. Karnındaki bebeği o yaratmaz, göğsünden gelen sütü o yaratmaz. Dikiş-nakış işi olarak yeni şeyler üretir, ancak yoktan var etmez. Bunları iyi bilmek ve anlamak, kelimeleri yerli yerinde kullanmak gerekir. Yoksa onca ibâdet-ü taât bir ânda hebâ olup gider de (Allah korusun) kişinin haberi bile olmaz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim