• BIST 90.182
  • Altın 147,016
  • Dolar 3,6547
  • Euro 3,9459
  • Samsun 10 °C
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 12 °C
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’

“ŞÂİR” İSEN, NE DEDİĞİN DUYMAN MI?../1

Ali Kayıkçı

“ŞÂİR” İSEN,  NE DEDİĞİN DUYMAN MI?../1      “Şâirler(e gelince)… onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri   söylediklerini görmedin mi? Ancak îmân edip iyi ameller işleyenler, Allah’ı çok ananlar ve haksızlığa   uğratıldıklarında kendilerini savununlar müstesna; haksızlık edenler, hangi akıbete döndürüleceklerini   yakında bileceklerdir.” (Kur’ân-ı Kerîm-Şuarâ Sûresi; âyet 224-227)          “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa,   hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”, “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok   yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...”                                                          (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”) 
  
 S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Gerek “Dünden Bugüne Samsunlu Şâirler ve Yazarlar Ansiklopedisi” adını taşıyan Ansiklopedimizi hazırlarken okuduğumuz kitaplarda ve gerekse incelediğimiz aylık, üç aylık ve edebiyat ve kültür dergilerindeki “şiirlerde”,  çoğunlukla dil ve fikir yanlışlıkları yanında bâzen mânevî yönden de oldukça galiz hatâlarla karşılaşmaktayız ki anlamak ve anlatmakta gerçekten zorlanıyoruz…
 Müsaadenizle bugün sizlere, “Çanakkale Savaşlarının 100. Yıldönümü” vesilesiyle tekrar okunacağından korktuğum bir şiirden,“Ne dediğini kulakları duymayan, sözün nereye varacağından haberi olmayan”, üstüne üstlük bir de sözüm ona “ilâhiyatçı” sıfatı taşıyan bir “şâir”in yazdığı “şiirimtrak mısra karalamaları”ndan bahsetmek istiyoruz. Kaldı ki, mesele bu kadarıyla da kalsa iyi. Adı, “Türkiye Yazarlar Birliği” olan bir kuruluşumuz ile “Polatlı Belediyesi” tarafından müştereken düzenlenen “Sakarya Savaşı’nın 84. Yıldönümü Kutlamaları” kapsamında açılan bir yarışmada “Birincilik Ödülü”yle de “mükâfatlandırılmış”, ismi de “Liseli Şehitler Destanı” olan bir şiirde geçen bu mısralarda aynen şöyle denilmektedir:
 “……………..
 Tarihin yeniden yazıldığı yer.
 Baş eğmemek için,
 Nice canların,
Arzail’le bile
Dövüştüğü yer.”
“Baş eğmemek” isteyen de “Müslüman Türk” olduğuna göre, onun “Azrail aleyhisselâm” ile “dövüştüğü”nü düşünmek/yazmak ve “şiirimtrak mısralar”da “ödüle lâyık bulmak” ne demek oluyor?..
Dahası, yukarıda dediğimiz gibi “İlâhiyat Fakültesi Mezûnu” bir kimse  (F. A. B.) tarafından kaleme alınan bu ifadede “dövüştürülen melek: Azrâil”, “Allah’a en yakın olan dört büyük melekten birinin adı. Rûh/can almakla vazifeli. Kur’ân-ı Kerîm’de Melekü’l mevt yani ölüm meleği denilen nûrânî varlık.
Kaldı ki, Kur’ân-ı Kerîm’in Bakara Sûresi 98. âyetinde Cenâb-ı Allah meâlen, “Kim Allah’a, Allah’ın meleklerine, peygamberlerine, Cibril’e ve Mîkail’e düşman olursa, bilsin ki Allah kâfirlerin düşmanıdır.” buyurmakta; İmâm-ı Masûm Hazretlerinin de konu hakkında belirttikleri gibi; “Canlıları öldüren, ölüleri dirilten, sağlamları hasta yapan, hastaları iyi eden yalnız Allahü teâlâdır. Azrail aleyhisselâm, ölüm husûsunda bir sebeptir, vasıtadır.” (Bkz: Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü, c. 1, s. 37)
Kur’ân-ı Kerîm’in haber verdiği bâzı kâfirler gibi, “Azrail’i düşman bilmek” ve göstermek de neyin nesi oluyor? Dahası, bu ifâde âdeta alkışlanırcasına “ödül”lendiriliyor ve dahi “Uluslararası 19. Hazar Şiir Akşamları”  Programına Elazığ’a dâvet edilerek kürsüye çağrılıyor ve bu programın “Güldeste” kitabının 161. sayfasında aynen yer veriliyor?..
Efendiler!.. Kendi yazmadığınız bir cümleyi/şiiri/şahsen yapmadığınız bir işi benimseyip alkışlarsanız, onu sizler yazmış/yapmış gibi vebâlde kalır/günâha düşersiniz…
Diyoruz ve şâir ve yazarlarımızı böylesi abuk sabuk ifâdeler kullanmaktan, yukarıya “serlevha” olarak aldığımız âyet-i kerîme kapsamına girmekten sakınmaya, etkili ve yetkili kişi ve kuruluşları da millet ve memleket menfaatine kimi, neyi, nasıl mükâfatlandırmak gerektiğine dair îmânlı ve ihlâslı düşünmeye dâvet eyliyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
 * - * - * - * - * -
Ak kâğıda, kara yazı yazmayın;
Yiyip-içip, nefs elinde azmayın;
Kayıkçı’ya, tenkîd etti, kızmayın!..
 Her nefesin, her yazının hesabı…
 Yanlış ise, vardır elbet azâbı…

Ak kâğıda, doğru yazın, iyiyi;
Târih yazın, edeb yazın, ilmiyi;
Fen çağında, fennî yazın, bilgiyi!..
 Her nefesin, her yazının hesabı…
 Yanlış ise, vardır elbet azâbı…

Ak kâğıda, yazın dîn-ü diyanet;
Doğru yazın, olacaksa siyâset;
Hâdis yazın, Kur’ân’dan bir âyet!..
 Her nefesin, her yazının hesabı…
 Yanlış ise, vardır elbet azâbı…

Ak kâğıda, iyilik yaz, güzel yaz;
İbret olsun, örnek olsun, gâzel yaz;
Arûz yoksa, havadan yaz, sam yel yaz!..
 Her nefesin, her yazının hesabı…
 Yanlış ise, vardır elbet azâbı…

KAYIKÇ’Ali, bu uyarı, nasîhat;
Alan alır, bir dakika, bir saât;
Kıyâm Günü, gelir nice kabahat…
 Her nefesin, her yazının hesabı…
 Yanlış ise, vardır elbet azâbı…
     (Devam edecek)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim