RAMAZAN’IN RAHMETİ

 

 

Yüce Allah her canlıya bir ömür tespit etmiştir ama bunun ne kadar olduğunu Peygamberler dahil kimseye bildirmemiştir.

Kıyametin ne zaman kopacağı bilinmediği gibi kişinin ne zaman öleceği de bilenemez.

Zaten “kişinin kıyameti kendi ölümüdür” diye toplumsal kabul gören bir tarif de yapılmıştır.

Bazen çok basit sebeplerle insanların öldüğünü görürüz ama bazen de uzun süre yoğun bakımda ölü gibi yaşamalarına rağmen ölmediklerine de şahit oluyoruz.

Ölüm bir hakikattır ama zamanı belli değildir.

O halde, her an ölecekmiş gibi yaşamak ve düşünmek durumundayız.

Her ibadetimizi son olarak yaptığımızı dikkate almalıyız.

Bu nedenle de içerisinde bulunduğumuz kutsal zaman dilimi olan ve manevi hasat mevsimi olarak da kabul edilen Ramazan ayını ibadetlerimiz açısından en iyi şekilde değerlendirmemiz akıllıca bir davranış olacaktır. 

Ramazan ayına girer girmez hayatımızda, davranışlarımızda ve söylemlerimizde gözle görülür bir değişme meydana gelmiştir.

Daha sabırlı, daha ölçülü, daha nazik ve daha fazla ibadet eder bir yaşamın içerisinde bulduk kendimizi.

Bu, ramazan ayının rahmetinden kaynaklanmaktadır.

Sünnet olmasına rağmen teravih namazları bir başka renk kattı hayatımıza, bir başka feyiz verdi ruhumuza, bir başka kaynaşmayı sağladı insanlar arasında.

Muhabbeti, saygıyı ve hoşgörüyü diğer zamanlara göre daha fazla gördük ve göstermeye çalıştık çevremize.

Ramazanın bu feyizli ve bereketli hali rahmettir.

Bu rahmettir ki ramazan ayı sonunda, ramazan ayından istifade edenleri kendisine, ailesine, toplumuna, milletine, tüm insanlara ve canlılara karşı daha iyi bir insan haline getirir.

Ramazan ayı değerlendirildiğinde insanı verimli yapar, kişiliğini olgunlaştırır, zafiyetlerini ortadan kaldırır ve mükemmelleştirir.

Esasen aylar ve günler arasında bir fark yoktur ama bazı gün ve aylar, içerisinde meydana gelen ilahi ve tarihi olaylar nedeniyle başka bir öneme ve değere sahiptirler.

Ramazan ayı da ilahi bir öneme sahiptir.

Çünkü insanlığı dalaletten nura, karanlıktan aydınlığa, sapıklıktan selamete çıkaran, insanlığın baş tacı, insanın  yaratıcısı ile arasındaki direk aracısı olan Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim ramazan ayında inmiştir.

Bu nedenle, ramazan ayı rahmettir, merhamettir, bağışlanmadır.

Sadakalarla, nafile namazlarla, Kur’an tilavetleriyle, eş-dost ziyaretleriyle, dua ve zikirlerle değerlendirildiğinde ramazan ayı rahmet ayı olacaktır kişi için.

Bu ibadetlerin yanında ramazan ayı için en önemli ibadet elbette ki oruç tutmaktır.

Orucu bilerek veya bilmeyerek bozmanın bir takım dünyevi izale yolları vardır.

Kaza veya kefaret tutmak suretiyle yapılan hataların bir şekilde telafi edileceği umulur.

Ama oruç tutmamanın, Yüce Allahtan af dilemekten başka telefi edeci yolu yoktur.

Oruç ibadeti bize ruhi ve bedeni bir çok şey kazandırır, ancak en önemlisi bu ibadet Yüce Allahın ramazan ayında yapılmasını emrettiği bir ibadettir.

Bu anlamda oruç, ilahi emri işitip itaat etmenin tam karşılığıdır.

Ramazan ayının bizim için rahmete dönüşmesi, bu zaman dilimini Hz.Peygamberin’in değerlendirdiği gibi değerlendirmek ve Yüce yaratıcının emirlerine riayet etmekle olacaktır.

Bir ramazana daha erişemeyeceğimizi de hesaba katarak bu kutsal zaman dilimi olan ramazan ayını kendimiz için rahmet ayı haline getirelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR