• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Samsun 19 °C
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 23 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ”E BÜYÜK İFTİRA!..

Ali Kayıkçı


              “Diyanet İşleri Başkanlığı” ve “THY”nın Dikkatine
            “PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ”E BÜYÜK İFTİRA!..
             *  “Sen, yani senin nûrun hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana              ulaşmıştır.” (Kur’ân-ı Kerim; Şuarâ Sûresi, âyet 219-Tefsîr-i Mazharî)
                                            *  “Allahü teâla insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücûda getirdi. Sonra bu kısımlarından en iyisini (Arabistan’da) seçti. Beni bunlardan vücûda getirdi. Sonra evlerden, ailelerden en iyisini seçip beni bunlardan meydana getirdi. O hâlde benim rûhum ve cesedim, mahlûkların (yaratılmışların) en iyisidir. Benim silsilem (Şecere-i Pâk-i Muhammedî) ecdâdım (dedelerim) en iyi insanlardır.” (Hz. Muhammed-Müslim) 

    S
aygıdeğer Okuyucularımız!..                 
Dünya çapında iftihar ettiğimiz kuruluşlarımızdan biri olan “Diyanet işleri Başkanlığımız” ile “Türk Hava Yolları” tarafından “Umre”ci vatandaşlarımız için hazırlanmış bulunan iki ayrı eser elimize geçti.  Bunlardan birincisi “Umre Rehberi; Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları-Dr. Ekrem Keleş; Ankara, 2015” ve ikincisi de “Skylife-Umre Özel; THY Skylife Dergisi’nin eki-İstanbul, 2013”tür. 
    Bunlardan “Umre Rehberi”; oldukça faydalı bilgiler yanında, başta “Agop Martayan Dilaçar” ile N. Ataç gibi (biri gayr-imüslim, diğeri de iftiharla “ateist” olduğunu söyleyen “Arı Dil/Uydurukcacı”nın ağababaları iki dil devrimcisinin empoze ettikleri/kullandıkları “sözcükler”in sergilendiği bir eser olmasının yanında, yazarının THY’nın “Skylif Umre Özel Dergisi”nde “Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı” olarak “Umre ve Kulluk” (bkz: s. 6) başlıklı yazısında “Kâbe, Azer oğlu İbrâhim’in yaptığı bir binâdır.” diyerek, Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”in yukarıya “serlevha” olarak aldığımız âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler hilâfına fikir beyân etmesi/lâf söylemesi dolayısıyla da mânevî inançlarımıza saldırmasıdır…   
                    === * ===
    Şehrimiz Büyük Camii karşısındaki Türkiye Gazetesi Samsun Bölge Temsilciliği Muhasebe Servisi’nde görev yaptığımız yıllarda, Amasyalı bir arkadaşımız vardı. Adı K. Selim Gökat. Şimdilerde emekli.
Bir gün bir arkadaş gelerek kapıdan kendisine, “Selim Abi” dedi; “Baban aşağıda seni bekliyor.” diye seslendi.  
O da boş mu bulundu, her nasılsa; “Hangi babam?” diye sorunca serviste arkadaşlar, ister istemez gülüştük.
Bunun üzerine Selim Abi, bizlere şu açıklamada bulundu: “Niye gülüyorsunuz ki? Benim tam 3 tane babam var. Biri öz babam, biliyorsunuz ki ben evliyim; yani bir de kayın babam var, etti mi iki baba. Bir de,  öz babamla annem ayrıldıktan sonra annem ikinci bir evlilik yaptı, yani üçüncü olarak da üvey babam. Bunda şaşacak ne var?” deyince bizler mahcup olup özür dilemiştik.
Bu hikâyeyi şunun için naklettik: Dr. Keleş gibi bâzı yazar, hâtip ve hoca efendiler; genellikle de Kurban Bayramı yaklaşırken “kurban”dan bahsederken veya “umre”den konuşurken konuyu Hazreti İbrahim “aleyhisselâm”a getirmekte ve Kur’ân-ı Kerîm’in En’âm Sûresi 74. âyetindeki “Ve iz kaâle İbrâhiyme liebiyhi Âzere… (Hani İbrahim atası Âzer’e ‘Sen kendine putları ilâh mı ediniyorsun? Muhakkak ben seni ve kavmini açık bir dalâlet içinde görüyorum’ demişti.) şeklindeki ifâdesinden, bu büyük peygamberin babasının ve dolayısıyla da Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”in, büyük-büyük babası olan bu şahsın putperest olduğunu söylemekte ve buradan da peygamberler halkasına olduğu gibi Resûlullah’a da “iftira” edebilmekte, dolayısıyla da O’nu “yalancılıkla” itham eyleyebilmektedirler…
“Dr. Keleç” gibi bu “iftiracılar”ın en meşhurlarından biri de bir dönem CHP’den milletvekili olmuş, yeni bir partinin Genel Başkanlığı’nı üstlenmiş, medyatik şahsiyetlerden Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’tür. Onun Hürriyet Gazetesi Yayınları arasında çıkan “101 Soruda İslam Ahlakı” isimli, içinde “îmânî ve îtikâdî yönden” daha pek çok yanlış bulunan “Ramazan armağanı” kitapçığının 42. sayfasında, “İbrahim bir peygamber olmasına rağmen, babası putperesttir” sözüyle ‘Peygamberler Şeceresi”ne iftiralar savurmaktan çekinmemektedir…
Gerçi; başta Tibyan ve Elmalılı Hamdi Yazır gibi bâzı meşhûr meâl ve tefsirlerde de “İbrahim babası Âzer’e” ifâdesi mevcutsa da “İbrahim’in öz babası putperestti” ibaresi doğrudan geçmemektedir. 
Başta “Altıparmak-Peygamberler Tarihi” (Hakîkat Kitabevi Yy. İst. 1982, s. 159) olmak üzere pek çok muteber eserde, işin doğrusu bildirilmekte ve  “Âzer, İbrahim aleyhisselâmın amcası ve üvey babası’dır. Öz babası değildir. İbrahim aleyhisselâmın kendi babası Târûh idi. Nemrûd taraftarı idi. Târuh ölünce; Âzer, İbrahim aleyhisselâmın annesini aldı. Böylece üvey babası oldu. (Senâullah Dehlevî)
Târûh ile Âzer, iki kardeş idi. Araplar, amcaya da baba derlerdi. (S. Abdülhakîm Arvâsî)”  denilmektedir. (Bkz: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye, s. 938 ve Türkiye Gazetesi Dinî Terimler Sözlüğü, c. 1, S. 36) 
Diğer taraftan; Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”in “Şecere-i Pâk-i Muhammedî” diye anılan “temiz soy kütüğü”nde hep îmânlı insanlar, hep namuslu temiz kimseler vardır. Bu husus, Kur’ân-ı Kerîm’in Şuârâ Sûresi 219. âyetinde bizzat Cenâb-ı Allah tarafından şu şekilde haber verilmektedir: “Sen, yani Senin nûrun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.” 
  Allah Resulü de açıklamalarında, “Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücuda getirdi. Sonra bu kısımlarından en iyisini (Arabistan’da) seçti. Beni bunlardan vücuda getirdi. Sonra evlerden, ailelerden en iyisini seçip beni bunlardan meydana getirdi. O hâlde benim rûhum ve cesedim mahlûkların (yaratılmışların) en iyisidir. Benim silsilem, ecdâdım en iyi insanlardır” (Müslim) ve “Her asırdaki insanların en iyilerinden dünyaya getirildim” (Buharî) ve “Dedelerimin hiçbiri zina etmedi. En iyi babalardan, temiz analardan geldim. Dedelerimden birinin iki oğlu olsaydı, ben bunların, en iyisinde bulunurdum.” (Mevahib) ve “Hazret-i Âdem’den babama kadar hep nikâhlı ana babadan geldim. Ben ecdat olarak sizin en hayırlınızım.” ve “Soy bakımından da insanların en şereflisiyim. Öğünmek için söylemiyorum” (Deylemî) şeklinde buyrulmaktadır.
 Beydavî Tefsiri’nde de konu hakkında şu bilgiler verilmektedir: “Azer kelimesinin baba kelimesinin atf-ı beyanı olduğu; yani bir kimsenin iki ismi olup, birlikte söylenmesi durumunda, birinin meşhur olmadığı, ikincisinin meşhur olduğu anlaşılır demekte ve meşhur olmayan birincisindeki kapalılığı açıklamak için ikincisi söylenir. Hazret-i İbrahim aleyhisselâm da iki kimseye baba demektedir ki bunlardan birincisi kendi öz babası, diğeri ise üvey babası ve amcası olan Azer’dir. İcaz, belagat ve fesahat kaidelerine göre âyet-i kerimenin mânâsı, “İbrahim, ismi Âzer olan babasına dediği zaman” demektir ki böyle olmasaydı, sadece “Azer’e dediği zaman” veya “Babasına dediği zaman” şeklinde söylemek yetişirdi. Eğer Azer kendi öz babası olsaydı ‘babası’ kelimesi fazla olurdu. Türkçede bile (Babam Ali geliyor) denmez. (Babam geliyor) denir. Ama meselâ kayınpederi de varsa, hangisi olduğunu bellik etmek için, (Ali babam geliyor) denebilir. 
Kur’ân-ı Kerim’de amcaya, ‘baba’ denilmektedir. Hazret-i İsmail, Hazret-i Yakup’un ‘amcası’dır. Fakat Kur’ân-ı Kerim’de, (Amcan İsmail) denmiyor, “Baban İsmail) deniyor. Tefsirlerde; Kur’ân-ı Kerim’de, amcaya baba denildiği bildirilmektedir. Peygamber Efendimizin yaşlı köylüye, amcaları olan Ebu Talip’e ve Hazret-i Abbas’a da baba dediği, çeşitli muteber kitaplarda yazılıdır. 
Yalnız Araplar değil, çeşitli millerde de amcaya, üvey babaya, kayınpedere ve yardımsever zatlara ‘baba’ demek âdettendir.
Ülkemizde bunun yanında insanlara iyilik eden, onları himayesine alan kimselere de mecaz olarak ‘Baba adam’, “Fakir babası” dendiği hepimizce malûmdur. Hatta yaşlı kimselere de ‘Baba’ dendiği bilinmektedir. 
İmam-ı Süyutî Hazretleri, “Kitab-üd-derc-il-münife” isimli eserinde, “Âzer’in, Hazret-i İbrahim aleyhisselâmın amcası” olduğunu, vesikalarla ispat ekmektedir. (Bkz: M. Ali Demirbaş-Türkiye Gazetesi, 15–16 Nisan 2007, s. 17)         
        * * * * *    &  * * * * *   &  * *  * * *
Boş unvanlara aldanmadan, ilmî yetersiz kalemşorlara kanmadan ve o büyüklere dil uzatıp da nar-ı carimde yanmadan kendimize gelelim ve işin doğrusunu bilelim; söyleyelim, yazalım ve yayalım…
Diyoruz ve bu duygu ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı bir kere daha baş başa bırakıyoruz.
Kalbî sevgi ve saygılarımızla… 
* - * - * - * - * -  
Âzer Peygamber emmisi/Sonra üvey babasıdır.
Resûl demiş en iyisi: Târûh nûr’un halkasıdır…

Doğru tefsir, doğru kitap/Yerinde olmalı hitap;
Yoksa îman düşer bîtap/Hadis işin esasıdır…

Soy babası, nikâh baba/Bir de okutan, Elif-Ba;
Asıl budur, üçlü halka/Üveylik baş belâsıdır…

KAYIKÇI doğru îtikât/Doğru îman-hakîkat
Kesilmeli pür dikkat/İhlâs, ilmin cilâsıdır…        

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim