• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Samsun 9 °C
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 13 °C
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’

PANTOLON GİYİP ...

Adnan Bahadır

PANTOLON GİYİP SOKAĞA ÇIKMAK ADAMLIKSA ONU KÖPEKLER DE YAPIYOR  

 

     Argoda her şeyin bir raconu olduğu gibi, normal hayatta da her şeyin bir gereği vardır. İster siyaset yapın, ister ticaret yapın, isterseniz bürokrat olun, ne yaparsanız yapın, yaptığınız işi adam gibi yapmazsanız hem dünyada, hem de ahrette rezil olursunuz. Siyaset yapanlar ülkeye hizmet amacıyla siyaset yamalı, ticaret yapanlar ticaretin gerektirdiği dürüstlük, yalan konuşmama, çek ve senedini zamanında ödeme dürüstlüğünü göstermeli, bürokrat olarak hayatını idame ettirenler de yaptıkları işi siyasetçilerin emrini yerine getirmek için değil, vatandaşa hizmet etmek ve devletin yürümesi gereken işlerini yürütmek için yapmalı. Şayet bu prensiplerin dışına çıkılırsa hayat yaşanmaz bir hal alır.

            1984 yılından beri ticari hayatının içerisindeyim, ekonominin dalgalandığı dönemlerde hayli zorluk çektiğimiz günler olmadı desem doğru olmaz, ama Allah"a binlerce kez şükürler olsun ki bu güne kadar ödenmeyen senedim veya karşılıksız çekim olmamıştır. Ülkemizin dört bir yanını dolaşsanız şahsımla ilgili çek ve senet konusunda en ufak bir olumsuzluğa rastlamanız mümkün değildir. Siyasette çekemeyenler veya çıkarlarına ters düştüğüm kişiler olabilir, yazdığım köşe yazılarından ötürü de bir hayli kızan insanlar olduğunu biliyorum, zaten yazıyı kaleme alırken kimlerin kızacağını bilerek yazıyorum, ancak bu güne kadar yazdığım yazıların tamamının arkasındayım, kimse yazıların doğruluğunu tartışmıyor, sadece üslubumun sivriliğinden şikayet ediyor, bu da benim tarzım, dileyen beğenir, dileyen beğenmez.                             

            Gelelim asıl konumuza, gazetecilik mesleğine başladığım zaman gazetemizin baskısını başka bir gazetenin matbaasında yapıyorduk, yaklaşık dört ay matbaa makinesi almadık, ancak baskı yaptığımız matbaanın içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar, karşımızda olan güçlerin baskısı sonucu matbaa almak zorunda kaldık. Bu gün itibarı ile şehrimizde dört tane web ofset baskı makinası var, çalışanları, elektriği, suyu, kirası, v.s. giderleri dörde katlanarak gazete basmaktadırlar, aslında sadece tek ofset makinesi bu işi rahatlıkla halleder, ancak kolektif çalışmaya alışmadığımızdan ve kimse üzerine düşen görevi yapmadığından, tek makinede baskı yapma şansımız yok. Bundan yaklaşık dört ay önce Manşet Gazetesi"ni satın alan arkadaşlar yanıma gelerek, gazetelerini ofset baskıda basmak istediklerini söylediler. Basın İlan Kurumu"nun şehrimize gelmesi ile birlikte bunun mecburi bir hal alacağını söyleyen arkadaşlarımız benden yardım talep ettiler. Gazeteyi satın alan Yücel Zorlu denen arkadaşı hiç tanımam, ancak  gazeteyi birlikte satın aldığı Nail Bayraktaroğlu daha önce yanımda Reklam Müdürü olarak çalışmış bir arkadaş olduğundan kendisine dedim ki; Bak Nail sen ömrü hayatında bir baltaya sap olamamış bir arkadaşsın, insan olarak severim seni, ancak ticarette başarısız olduğundan benim yanımda çek ve senedinin geçerliliği yoktur. Nail bana Yücel Zorlu"nun babasının Terme"de çok itibarlı bir insan olduğunu, yanlış yapacak bir arkadaş olmadığını söyleyince onlara dedim ki arkadaşlar çok iyi biliyorsunuz ki gazetecilikte kağıt, kalıp, film peşin para ile alınır, hatta önce para gönderilir, ardından ise malzeme gelir, ben size üç ay vade yapıp, gazete basacağım ve tek kuruş kar almayacağım, yeter ki siz ayakta durun, yeter ki siz batmayın, ancak şunu da unutmayın ki çekin günü geldiğinde çeki ödemezseniz o zaman kozları paylaşırız. Benim ticari hayatımda iki ileri bir geri mantığı ile hareket edenlerle işim olmaz deyip, arkadaşlarla anlaşma yaptık. Bu arada matbaada o kadar sıkıntılar çekmiş olmama rağmen, gazetelerini bir gün dahi aksatmaksızın çıkardım. Ne zaman ki çekin ödenme günü geldi bizimkiler bana saat dörtte telefon açıp, açığımız var, çeki ödeyemiyoruz deyince onlara dedim ki siz bilirsiniz ben gereğini yaparım. Bu arkadaşlar çek kesmeyi kabak kesmeyle veya gazete kağıdı kesmeyle aynı sandıklarından çekin günü geldiğinde ödemeymiş, adamlıkmış, böyle işlerle hiç işleri yok. Bir insan ticaret yaparken çek kesmenin namus, şeref meselesi olduğunu bilmemesi halinde o işi yapmayacak, ticareti oyun sananlar, evlerine gidip, oturacaklar veya oyun bahçesine gidip, oyun oynayacaklar, toplumun huzuruna çıkıp, iş adamıyız havalarına girmeyecekler. İş adamı olmanın bir gereği vardır, adamlığın da bir gereği vardır, şayet adamlık pantolon giyme ile olsa idi şimdi köpekler de pantolon giymeye başladı. Hatta benim yazlıkta Alaş isminde bir köpeğim var, o kadar sadık ki asla beni satmaz, yanımdan ayrılmaz, dediklerimin çoğunu yapar. Bizim Alaş kadar adam olamayanlar değil gazetecilik mesleğini ifa etmek, sokakta dahi gezme işinden vazgeçmeleri gerektiğini unutmasınlar. Peygamber efendimiz münafıklığın alametlerini sayarken ilk sırada söz verip, yerine getirmeyenleri saydığını da unutmamak gerek. Söz vermek namustur, namusumuzu nasıl koruyor isek sözümüzün de aynı şekilde arkasında durmaz isek, bizim için yerin altı yerin üstünden hayırlıdır. Kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim