PANDEMİ KURALLARINA UYMAK

Yaklaşık bir yıldan beri küresel problem haline gelen Coronavirüs sorunuyla yaşamaktayız. Sekiz milyar dünya insanının tamamını muhatap alan ve herkesin tedirginlikle beklediği, bir kısmının da pençesine düşüp rahatsızlık yaşadığı pandemi süreci; insanlık için yeni bir medeniyetinin oluşmasına da sebep olmaktadır. Her ülke kendi şartlarına ve imkanlarına göre Koronavirüs’e karşı tedbirler almışsa da, söz konusu sorunun üstesinden henüz gelinebilmiş değildir. 

Tedirginliklerin en üst düzeyde olması, pandemi sürecinin devam etmesiyle doğru orantılıdır. Tüm müdahalelere rağmen ölümlerin devam etmesi insanların dirençlerini etkilemekte, sürece karşı da güvensizlik oluşmasına neden olmaktadır. Halbuki, ölenlerin oranı, hastalanıp iyileşenlere göre çok az sayıdır. Ama bu oran, insanların iyileşenleri değil, ölenleri ölçü olmasına engel olmamakta, bu nedenle de tedirginlikler artarak devam etmektedir.

İlahiyat açısından bakıldığında; ölümlerin vakti ilahi olarak takdir edilip, tayin edilmektedir. Ölüm; temenni ve tehir edilemeyen bir hakikattir. Buna rağmen; can vermek söz konusu olduğu için, her insan tabii olarak ölümden korkmaktadır. Halbuki; ölümden değil, ölüme hazırlıklı olup/olmamaktan korkmak gerekir. Koronavirüsün; kıyamet alameti, insanlığa bireysel ve küresel ceza, kötülüklerin terk edilmesi için uyarıcı bir ikaz olduğu gibi, bir çok farklı ve izafi yorumların yapıldığı, bu tür soruların sorulduğu görülmektedir. İnsan iradesini aşan konularda ilahi irade belirleyicidir. İlahi iradenin neyi murat ettiğini beşeri irade takdir edemez. 

Beşer olarak insanlar; Kur’andaki mesajlardan, Peygamberi uygulama ve sözlerden hareketle, süreçlerin hikmetleri hakkında görüş ifade edebilirler ancak. Herkes kendi bilgisi ve tecrübesi, duygusu ve yaşadığı acılar üzerinden sürece bir değer atfetmiş olabilirler. 

Belki gelecek zamanlarda, insanların bir çoğu, “..iyi ki virüslü günleri yaşamışık..” diyeceklerdir. Belki bu süreç; herkesin mutlu olabileceği yeni bir medeniyetin oluşmasına neden olacak bir sürecin startıdır. Belki ölüm, yaşamaktan daha hayırlıdır da ölenler için de hayırlı olmuştur. Elbette böylesi küresel bir sorun hakkında değerlendirmeler yapılmalı ama bu değerlendirmeler ilahi iradenin sorgulanması noktasına gelmemelidir. Cemiyet halinde yaşayan insanların birbirlerine karşı hak ve sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar, böylesi herkesin hedef kitle arasında yer aldığı sorunlar döneminde daha da önem arz etmektedir. Herkesin menfaatini sağlayacak şekilde oluşturulan kanun ve kurallara uymak dini bir sorumluluk, vatandaş olarak da uyulması gereken bir zorunluluktur. 

Maske, mesafe ve hijyen kurallarıyla sokağa çıkma yasağı, bugünün en önemli kurallarıdır. Bu kurallar; bazılarının uyamaması durumunda anlamsız hale gelmektedir. Kurallara uymayanlar; hem vatandaşlık görevlerini ihlal etmeleri nedeniyle dünyevi, hem de diğer insanların haklarının ihlali nedeniyle de ahiret sorumluluğuna tabi tutulacaklardır.  Pandemi kurallarına uymak/uymamak aynı zamanda kişilerin ahiretine de etki edecek bir tasarruftur. Böylesi bir davranış; hem “…başınızdaki sizden olan idarecilere uyunuz…” ilahi emrine muhalefet, hem de diğer insanların hakkına ihanet olması bakımından önemli bir ahiret sorumluluğu oluşmaktadır.

Kamu otoritesinin aldığı kurallara uymak esastır. Alınan kararlar, kişisel menfaatlere uygun olmayabilir. Kamu otoritesi kararları; kişisel menfaatleri de içine alacak şekilde, toplumsal menfaatleri dikkate alarak konmakta ve uygulanmaktadır. Kişilerin göremediği, kişisel menfaatleri; devlet otoritesi görüp, gözetmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR