1. YAZARLAR

  2. Sami Kesmen

  3. ÖZDE SÖZDE VE FİİLDE MÜSLÜMANLIK
Sami Kesmen

Sami Kesmen

ÖZDE SÖZDE VE FİİLDE MÜSLÜMANLIK

A+A-

Özde ve sözde Müslümanlık  diye ifade edilmeye çalışılan sonuç, İslâmi terminolojide karşılığı olmayan bir tariftir. Burada anlatılmak istenen, kişinin özüyle sözünün bir olmadığıdır. 

Esasen, sözü özü gibi görünmeyenin, özü de sözü gibidir.  "Emrolunduğun gibi dostdoğru ol" ilahi emri beni ihtiyarlattı buyuran Peygamberimiz; Müslümanın özü ile sözünün aynı olması gerektiğinin altını çizerek, zorluğunu ifade etmiştir. 

Özü ile sözü bir olmayanın islami literatürde karşılığı "Münafık" kavramı ile ifade edilir.

Müslümanın sözü de özü de imani hakikatler üzeredir. Sözü farklı görünenin, özü de sözü gibidir. O kimse itikadi münafık değilse, ameli münafıktır.

Müslümanın tarifini Peygamberimiz hem pratik örneğini ortaya koyarak, hem de sözlü olarak yapmıştır. "Elinden ve dilinden herkesin emin olduğu kimsedir"  tarifiyle Müslümanın ikili İlişkilerdeki sınırı belirtilmiştir. 

"Özü ayrı sözü ayrı" şikayetiyle yapılan müslüman tarifi, ibadet merkezli değil, ikili ilişkiler merkezlidir. İkili ilişkilerde de karşı tarafı rahatsız eden, güvensizliktir. O nedenle de, "özü ayrı, sözü ayrı denir" güven duyulmayan kişiler için. 

Bir başka cepheden bakıldığında, bu tarifler hep karşıdaki ikinci veya üçüncü şahıslar üzerinden yapılır. Halbuki asl olan, kişinin kendisini düzeltmesidir. Herkes imani değerleri çerçevesinde bir söze sahip olursa, bu durum onun özünün yansıması olur. Öyle olunca da, herkes özünde de sözünde de aynı noktada buluşur. 

Peygamberimiz, karşıda olan şahısları eleştirmemiş, sadece tebliğ ve irşat görevini yerine getirmiştir. Ama, bunu yaparken, kendisinin yaşamı; tebliğ ve irşat yaptıklarına örnek olmuştur. 

Müslüman; özde, sözde ve fiilde hep aynı noktadadır. Özü, imani hakikatlerle şekillenmiş bir Müslümanın sözü; Şeytanın ifadeleri olamaz. Hele hele şeytani eylemler o kişinin hayatının hiçbir karesinde bulunamaz.  

Müslüman, kusurlu olabilir. Bunun için de tövbe müessesesi vardır. Ancak, maksatlı olarak ve sürekli kusurlu davranmak, karşı taraftakileri yanıltmak ve yanıltmaya yönelik tavırlar içinde olmak Peygamberi Müslümanlık tarifi içinde kendine yer bulamaz. 

Özü ile sözü, sözü ile fiilleri örtüşmeyen kimseler; inanmadıkları halde inandık diyenler gibidir. Eğer, itikadi açıdan bu kadar ciddi bir sapma içinde değillerse; yalan söyleyip, iki yüzlülük yaparak, etrafında bulunanları aldatmaktadırlar. Bu da, ameli münafıklığın alâmetlerindendir.

Peygamberimiz; "konuştuğunda yalan söyleyen, verdiği sözü tutmayan, emanete ihanet eden münafıktır" diye buyurmuştur. "Özü ayrı sözü ayrı müslüman" dendiğinde aslında bu Peygamberi tarifini ifade ettiği kimse anlatılmaktadır. 

Eğer, tespiti ve tanımı yapan kimse Kâmil bir mü'min ise, "özü sözü bir değil" diye tanıttığı kimse, Peygamberimizin tanımını yaptığı ameli münafıktır. 

Müslüman tarifi Peygamberimize aittir. Bunun çağlara ve yıllara göre tanımı değişmez, değiştirilemez. Müslümanın ılımlısı, radikali, şucusu, bucusu olmaz. "Bana göre" kavramları ile İslâm ve kuralları ifade edilemez. 

Her "bana göre" bir görüştür. Görüşlere "Din" denmez, "Felsefe" denir. Din; görüşlere göre değişmez. Allah c.c Kur’an yolu ile  "Din"i vahyetmiş, din olarak da "İslam"ı seçmiştir. Görevlendirdiği Peygamberi ile de vahyettiği "Din"i tanıtmış ve öğretmiştir.   

"Din" üzerinden kimse özel bir değerlendirme yapamayacağı gibi, Müslümanın tanımını da hiç kimse kendi özü ve sözüne göre  yapamaz. 

Müslüman; emrolunduğu gibi dostdoğru olandır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.