• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Samsun 16 °C
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 17 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

OYNA “SELOCAN” OYNA, BU SENİN “SON SEZON”UN!..

Ali Kayıkçı

* “Kalbleri var, ama anlamazlar; gözleri var, ama görmezler; kulakları var, ama işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidir, hattâ daha da aşağıdır.”, “Onları doğru yola çağırsan işitmezler. Sana bakarlar, ama görmezler.”  (Kur’ân-ı Kerîm, Araf Sûresi, âyet 179, 198)
*   “Ey münâfıklar! Allahü teâlâ sizi kendi hâlinize bırakmaz. Hâlis mü’minleri münâfıklardan ayırır.” (Kur’ân-ı Kerîm-Âl-i İmrân Suresi, âyet 179)
*   “Münâfık: İnanmadığı hâlde, Müslümanları aldatmak için, Müslüman görünen kimse.”, “İslâmiyet’ten bahsedip de onunla amel etmeyen, ona uymayandır.” (Dînî Terimler Sözlüğü-Türkiye Gzt; c. 2, s. 67)
*   “Dört şey münâfıklık alâmetidir: Emânet olunana hıyânet etmek, yalan söylemek, vaadini bozmak ve ahdine vefâ göstermemek (verdiği sözde durmamak)  ve mahkemede doğruyu söylememek.”  (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve selem”)   
* “Güzel bir söz; kökü yerde sabit, dalları semâda olan güzel bir ağaç gibidir. Yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir. Habîs (kötü) bir söz de yerinden sökülmüş, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Tibyân Tefsîri-İbrahim Sûresi, âyet: 24-26’dan)
* “Habîs söz söylemek, habîs adamlara lâyıktır. Habîs adamlara, habîs kelâm yakışır.”  (Kur’ân-ı Kerîm- Mevâkib Tefsîri; Nûr Sûresi, âyet: 26’dan)
* “İyi bir iş yapmaya niyet edip de yapamayana, tam bir iyilik yapmış gibi sevâb verilir. Niyet edip yaparsa, on mislinden 700 misline, hatta daha fazla sevâba kavuşur. Kötü bir işe niyet edip de yapmayana, yapılmış tam bir iyilik sevâbı verilir, niyet edip de yapana ise sâdece bir günâh yazılır.”  (Hazret-i Muhammed  “sallallahü aleyhi ve sellem”)
* “Söz ola kese savaşı, söz ola kestüre başı/Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ide bir söz
Kişi bile söz demini, dimeye sözün kemini/Bu cihân cehennemini, sekiz uçmağ ide bir söz.”  (Yûnus Emre)
* “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir…”, “ Mutlak hakikat Allah’tır.”, “…şiirin gâyesi, ilk dayanak ve çıkış noktası olarak din temeline muhtaçtır. Şâir, madde değil de mânâ hâlinde câmi kapılarının önünü dolduran Allah dilencilerinin en güzelidir.” (N. Fâzıl Kısakürek-Çile; s. 372, 373, 387’den.)
* “Şâir, milletin göğsünde kalbi gibidir; şâiri olmayan bir millet, bir yığın topraktır.” (M. İkbal)
* “Batı dargın, Doğu dargın, gök dargın/Ön, ard, üst, alt taşla örülü kaldı/Hâsılı, yaktılar baba evini/Ne sözü, ne izi, ne külü kaldı/Çözdük her müşkülü derlerse, de ki: Sonunda var olma müşkülü kaldı.” (Necip Fâzıl Kısakürek-Çile)
*   “Siyâset, güzel bir kadına benzer; onu bir kez kollarının arasına alırsan, bir daha bırakamazsın.” (Robert Wilder)
*   “Bir siyâsetçi, gelecek seçimi; bir devlet adamı gelecek nesili düşünür.”(James F. Clarke)
*   “Şoför için yol, kurnaz politikacı için söz tükenmez.” (Alan Milne)
* “…Milletvekili (…) Polis Müdürüne tokat attı.”,  “…Milletvekili (…) polis aracına taş attı.”, “…Milletvekili (…) ‘Ben o tokadı devlete atmak isterdim’ dedi.”, “Teröristlerin kaçmasını sağladılar”, Teröristlere, şahsî aracıyla silâh taşıdılar”, Kızılay Bombacısının taziyesine katılıp teröristin cenazesinde bölücü nutuklar attılar”, “Moskova ve Washington’da Türkiye aleyhine kulis yaptılar”, “PKK sizi tükürüğüyle boğar”, “O Keleşi size çevirmesini biliriz”, “Biz sırtımızı PYD/YPG’ye yasladık.”   (Basın)
*   “Şehîd kanıyla sulanmış hazır bir vatan buldunuz/(Özyönetim deyip) iğrenç çıkarlara kul oldunuz.” (Mehmet Çınarlı) 
* “Dünyâmızı sorma: hem yeter, hem yetmez/Alçakları var, tartmaya dirhem yetmez!..” (Â. Nihat Asya-Rubâiyyât/2)
* “Nice hıyarlar var ki, bostana sığmaz” (Ali Kayıkçı-Hem Okudum Hem de Yazdım/3; s.  276)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; “Sahne Sanatları”nın bir “vizyona/gösterime girmesi” bir de nihayetlenmesi/sona ermesi” vardır ki, bazen bu “bitiş” hakkında “sezonun son oyunları” denildiği olmaktadır…
“TBMM”de oylanarak kabul edilen bir kanuna göre de “dokunulmazlık zırhına bürünen” bâzı milletvekillerine, TC Başsavcılıkları ve Mahkemelerce dokunulabilmesi için artık “yasal yol” açılmış ve “PKK destekçisi HDP’li vekillerden bir kısmına” adlî tebliğler gelmeye başlamıştır…   
Yine malûmları olduğu gibi; geçtiğimiz 21 Mayıs günlü gazeteler, “Oylamaya 2 Gün Kala Kaçtılar” diyerek “HDP’li vekiller Faysal Sarıyıldız ile Tuğba Hezer”den bahsederken bunlara bir gün sonrasında ise “HDP Eşbaşkanı Figen Üstündağ” da eklenmiş, Sn.“Cumhurbaşkanı Erdoğan”da, “Arabalarında, tabutlarda silâh taşıyanlar, şimdi Türkiye’den kaçmaya başladılar” şeklindeki sözleriyle haklı olarak tepkisini bir defa daha ortaya koymuş idi…
Bu gelişmeler üzerine biz de 28 Mayıs 2016 günlü köşe yazımızda bu konuyu ele almış ve “İngiltere üzerinden İtalya’ya kaçan ilk ikisini, Almanya’ya sığınan bir diğerini, başkalarının da “FETÖ”cülerin yaptığı gibi, takip etmesi beklenmektedir” demiştik… 
Bu defa da “dokunulmazlık” zırhına bürünüp 40, 50, 70 defa kanunlara muhalefet edip haklarında suç dosyası tanzimine, akabinde de “fezleke” yazılıp TBMM’ye sevkine sebebiyet veren zihniyetin, şimdilerde onlarca yalanından biri olan, gözaltına alınıp kaybolduğundan dem vurulan “Hurşit Külter” adlı terörist bir şahsın, Kerkük’’te ortaya çıkması karşısında “Bay Eş Genel Başkan”ın “paçasının iyice tutuştuğu”, mikrofonlar karşısında nasıl kıvıracağı ve nasıl terler dökeceği merak konusudur…
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…   
    = = = * = = =
İşi gücü “iftirâ”, kâfire “gammazlamak”;
“Teröriste yataklık”, hatta “adam ayartmak”;
“PKK’ya sırt vermek”, bâzen “baş sıvazlamak”;
“Suçluları saklamak”, delilleri karartmak”;
“Dokunulmazlık” gitti, “üçer-beşer gazlamak!..”

Öncesi: “Bolca vaat”, yalanları “kuyruklu”;
“Kandil’den talimatlı, gizli-aş’kâr buyruklu”;
“Dönmelerle” yol aldı, sonra birkaç “uyruklu!..”
“Suçluları saklamak”, delilleri karartmak”;
“İnfazları durdurmak”, kazanmak “çok tutuklu!..”

Sonrası:  “Yaslanmalar; kâh AB’ye, USA’ya;
Üç adımda sığınmak; kâh Îsâ’ya-Mûsâ’ya;
Uyuşturucu payı, doludizgin kasaya!..”
“Suçluları saklamak”, delilleri karartmak”;
“İsyân” sonuç vermezse, bir çalım da “yasaya!..”

Kâh “Brüksel-Washington”, yol düşer “Moskova”ya;
“Barzanî” gel deyince, girer başka “havaya”;
Bir gözü “Apo”dadır, sözde sadık “dâvâya!..”
“Suçluları saklamak”, delilleri karartmak”;
Devir gelip geçiyor, bir “heves-ü hevâya!..”

“Oyna Selocan oyna, bu senin son sezonun”;
“Irak-Suriye” kaynar, vurdum-duymaz “mezon(*)’un”;
“Erken seçim” yakında, geldi-gelecek “son’un!..”
“Suçluları saklamak”, delilleri karartmak”;
“Senaryon” böyle idi, malûm “Reji Siyon’un!..”

KAYIKÇ’Ali bu “Millet”, çokça “kazıklar” yedi;
“FETÖ”yü “adam” sandı, “Hizmet-Himmet” ver dedi; 
“HDP Yalanı”na, “bu bir şaheser” dedi!..
“Suçluları saklamak”, delilleri karartmak”;
“İhanetin belgesi, bölücü eser” dedi!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim