• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 6 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 9 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

“ONLAR” YAZMASA DA “SEN” YAZACAKSIN!..

Ali Kayıkçı

“ONLAR” YAZMASA DA “SEN” YAZACAKSIN!..

* “Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla.  Oku!.. O, keremine nihayet olmayan Rabbindir; kalem ile yazı yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumazlık etme; çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder!..” ( Kur’ân-ı Kerîm- Alak Sûresi; âyet 1-7’den) *  “Millî dil, sâdece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir milleti kucaklar. Onun için, milletler ve devletler, ‘millî dil politikalarını’ sâdece yaşayan nesillere göre değil, geçmiş ve geleceklerini de düşünerek plânlamak zorundadırlar. Halk, ‘yaşayan dille’ konuşur ve yazar, fakat aydınlar, hiç olmazsa kendi sahalarında ‘en geniş mânâsı ile millî dilini’ anlamak mecburiyetindedirler.” (S. Ahmet Arvasî-Size Sesleniyorum)         

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Üstâd Şâir ve Yazar Yavuz Bülent Bâkiler”in bir makâlesinde (Bkz: Türkiye Gzt.:
 10.06.2011, s. 17) dile getirdiği şu tespitler; yerden göğe, gökten kat kat yerin altına kadar ne kadar da doğru tespit ve hakikatlerdir? 
“CHP önce, lâikliği, din düşmanlığı olarak değil, İslâm düşmanlığı olarak anladı ve uyguladı. 1931 yılında bazı milletvekillerimize yazdırdığı ve 1950 yılına kadar liselerimizde okuttuğu 4 ciltlik Tarih Kitabının 2. cildinin 89. sayfasında şöyle deniliyordu: 
“Muhammet, 40 yaşına geldiği zaman, vatandaşlarını, kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine dâvete başladı.”
Aynı kitabın 90. sayfasında, İslâm düşmanlığıyla âşikâre yapılanlar ise şöyleydi: “Muhammedin koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur’an denir. O, Arapların ahlâk ve adetlerinin pek fena ve pek iptidai ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra, kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur.” 
Durun biraz! Höst! Höst demeyin hemen! Dahası var:
“CHP, İslâmiyeti kaldırmak, yerine Kemalizmin 6 okunu yeni bir din olarak koymak istiyordu. CHP Edirne Milletvekili Şeref Aykut, KAMALİZM isimli bir küfürname yazdı ve orada “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir!” diyerek İslâmiyet’e saldırdı. 
CHP iktidarının şairleri, Peygamber diye, bazen Allah diye bahseden şiirler yazdılar. Edip Ayel diye biri, aynı şiir içinde Atatürk’e hem peygamber, hem de Allah diye yaltaklanıyordu. Kemalettin Kamu’ya göre, “Kabe Arabın olsun/Çankaya bize yeter”di. Behçet Kemal Çağlar, Peygamberimiz için yazılan Mevlîd’i, baştan sona kadar Atatürk’e çevirmişti:
“Kim dilersiz bulasız oddan necat/Atatürk’e,  Atatürk’e esselat.” 
        
* - * - * - * - * - 
Üstâd Bâkiler’in sözünü ettiği “Tarih-II” adını taşıyan ve “Ortazamanlar”ı anlatan, T.T.T.Cemiyeti tarafından yazılan, 1933 yılında İstanbul Devlet Matbaası’nda basılmış ve Maarif Vekâleti tarafından yayımlanmış bulunan, içinde 8 tablo, 49 harita ve 119 resim olan 400 sayfalık bu eser (şu ân elimizin altında ve sayfaları çevirdikçe de görüyoruz ki),  10 binlerce nüsha hâlinde basılmış ve yukarıya kısmen alınan benzer yüzlerce zehir-zakkum cümleler ile nesiller bir bir mahvedilmiştir… İşte dünkü ve bugünkü CHP nesli, bu ve bunun gibi ders kitapları ile zombileştirilmiş, mankutlaştırılmış beyinlerin mahsulüdür. Onları bu bakımdan mazur da görmek lâzımdır, diye düşünmekten de kendimizi alamıyoruz…
Bunları Siz Saygıdeğer Okuyucularımız ile bir kere daha paylaştıktan sonra başlıkta kullandığımız “Onlar Yazmasa da Sen Yazacaksın” ifadesini niçin kullandığımız meselesine gelmek istiyoruz. 
“İmam-Hatip Gençliği”ni muhatap alan ve sayfalarında “Şeyma Orhan”, “Serhat Kılıçoğlu”, “Feyza Özer”, “Yasemin Musaoğlu”, “Makbule Çiçek”, “Ahmet Enes Bülbül”, “Mustafa Temirel”, “Seyit Aslan”, “Ayşenur Şeyda Bilgü”,  “Eyüp Can Sağızlı”,  “Huriye Feyza Kurt”, “Rümeysa Yeşil”, “Habibe Berre Yeşil”, “Adıgüzel Özata”,  “Muhterem Bilgü”, “Muhammed Muhsin Aksoy”, “Şeyda Duman”,  “Ahmet Mücahid Yıldız”, “Yavuz Selim Yaylacı”,  “Beyzanur Uygun”, “Abdullah Safa Çelik”, “Yasemin Demir”, “Semanur Bal”, “İbrahim Burak Durmuş”, “Burak Bacanak”, “Şevket Karaduman”  gibi isimlerini okuduğumuz  “Ubeyde Ensar Okutan”ın Genel Yayın Yönetmenliği’ndeki genç kardeşlerimizi “Simge Dergisi”nde tanıyıp sevdikçe, onlara faydalı olmak için bunu söyledik.   
Başkaları maksatlı veya maksatsız yazmasa da sizler; Allah yerine “Cenâb-ı Allah” deyin veya “Allahü teâlâ” şeklinde dilinizi/kaleminizi alıştırın… 
Başkaları maksatlı veya maksatsız yazmasa da sizler, Muhammed (s.a.v.) yerine “Peygamberimiz Efendimiz Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)” demeye dilinizi/kaleminizi alıştırın!.. 
Aynı şekilde başkaları maksatlı veya maksatsız yazmasa da sizler, Hz. Âdem, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ… gibi yerine “Hazret-i Âdem aleyhisselâm”, “Hazret-i Mûsâ aleyhisselâm”… şeklinde demeye dilinizi/kaleminizi alıştırın!..
Ve yine başkaları aynı şekilde Ebûbekir,  Ömer, Osman, Ali… şeklinde söyleyip yazsa bile sizler “Hazret-i Ebûbekir radıyallahu anh”, “Hazret-i Ömer  radiyallahu anh”…  şeklinde demeye dilinizi/kaleminizi alıştırın!... 
Yahudiler ve Hıristiyanlar muharref/bozulmuş kitapları olan Tevrat ve İncillerine “Kitâb-ı Mukaddes” derken sen, dünya üzerinde tek bozulmamış ilâhî kitabına Prof. Ercüment beyin soyadını söyler gibi “Kuran” deyip yazamazsın. Sizler “Kur’ân-ı Kerîm” deyip yazmaya kendinizi alıştırın!..  
Ve dahi sen, “Arı dil/Uydurukça” kaba-saba, soysuz ve arsız sözcükleri yerine dilini“Efendim”siz konuşmamaya alıştır!..    
Alıştır; alıştır çünkü sen artık bir İmam-Hatiplisin!..
Diyoruz ve bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

“Onlar” yazmasa da “sen” yazacaksın;
“Sen” bilirsin elbet, “işin doğrusu”n;
“O” söylemese de, “sen” diyeceksin!..
“O”nun kaleminde, “fitne-fücur” var; 
“Münâfıklık nedir?”, “sen” bileceksin!..

“Onlar”ın maksadı, “demiş” olmaktır; 
“Ense”de “göbek”te, “geniş” olmaktır; 
“Ön saflar”da yerin, “almış” olmaktır;
“O”nun kaleminde, “fitne-fücur” var; 

“Lâikler” safında “kalmış” olmaktır!..
“Onlar”ın maksadı, bir gizni “maksûd”;
Kimi para-pulla, makâmı “mabûd”;
Bir “cins-i lâtif”i, “ilâhe-mahbûb”…

“O”nun kaleminde, “fitne-fücur” var; 
Sana yakınlığı, daima “mahdut”..
“Onlar”ın maksadı, “Merkez”e hizmet;
Sanma ki millete “herkes”e hizmet; 
Ne “Hicaz” düşünür, “Körfez”e hizmet… 
        
“O”nun kaleminde, “fitne-fücur” var; 
Ne ağız, ne boğaz; “menfez”e hizmet!..
“Onlar”ın maksadı, her zaman “dünyâ”;
Sen bir “Kudüs” desen, hâtırlar “Konya”;
“Hak yol doğruları”, istemez “gönye”...
KAYIKÇ’Ali der ki, nice “bücür” var; 
“İns-i şeytân” olmuş, yekpare “bünye”!..  (Devam edecek)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim