"Derviş Hoca" romanı Aktif Eğitim Sen üyelerine tanıtıldı

"Derviş Hoca" romanı Aktif Eğitim Sen üyelerine tanıtıldı
Eğitimci-Yazar Mehmet Yılmaz'ın son romanı Derviş Hoca'nın tanıtımı amacıyla gerçekleştirilen 'Derviş Hoca ve Samsun' adlı söyleşi Aktif Eğitimciler Sendika (Aktif Eğitim Sen) Samsun Şubesi'nde yapıldı.

Romanda “Derviş Hoca'nın 1400'lü yıllarda Hamedan'dan Samsun'a gelen bir Yesevi dervişi ile1990'ların başında İstanbul'dan Bakü ve Saraybosna'ya giden bir Türk öğretmenin kesişen hikâyelerini” anlatıldığını söyleyen Yılmaz, kendisinin de Samsunlu olduğunu “Bir şehri sevmek orada kendini bulmaktır” mısralarını çok sevdiğini ve Samsunlu olmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade etti. Daha önceki iki kitabından ilki olan "Kırmızı, Beyaz, Siyah”ın Samsunspor'u anlatan bir derleme olduğunu bir diğer kitap olan “Bir Gün” ise 1999'da Samsun'da geçen bir aşk hikayesini anlattığını kaydeden Yılmaz, yazarların ilk eserlerinin otobiyografik çizgiler taşımasının normal olduğunu belirtti. “Kendimi bütün ruhumla ait hissettiğim bu şehrin hikayesini anlatmaktan hoşlanıyorum” diyen Mehmet Yılmaz, “Samsun, tarihin her döneminde bir sığınak olmuş. İnsanlar bu şehre gelmişler. Ta Kaşka'lardan Osmanlı'ya; Kafkas göçleri, mübadele ve Doğu Karadeniz göçlerine kadar bu hep böyle olmuş. Gelenler şehri sahiplenmemişse sorun olmuş. Hele bir de kendini Samsunlu kabul edemeyip, şehrin kaderinde söz sahibi olunuyorsa eksiklerin olması kaçınılmaz. Şehir merkezinin yerlisinin olmaması maalesef kültürel muhafazaya mani olmuş. Mesela Kale yıkılmış, Mevlevihane yok edilmiş ama itiraz eden bir yerel kitle olmamış. Ben romanda 1400'lerin Samsun'unu anlatırken Kale'yi de Mevlevihane'yi de, Samsun Medresesini de kullandım. Çünkü varlarmış. Sadece bunlar değil Fatih'in hocalarından Akşemseddin ve onun babası Şeyh Hamza gibi isimler de kısmen hemşerimiz olurlar. Keza yine Fatih'in hocalarından ve Kazaskerlik de yapmış olan Hasan Es Samsuni de hemşerimizdir. Balıkçılık, güvercin yetiştiriciliği gibi unsurları da romanda kullanarak yerel kimliğe vurgu yapmak istedim. Romanın Türk Okulları kısmı da var; karşılıklı bir gidiş geliş durumu. Ama dediğim gibi roman iyi olmuştur, kötü olmuştur… Bunu tartışmıyorum zira esas maksatlarımın başında 1400'lerin Samsun'unu anlatabilmek vardı. Ayrıca İstanbul'un ilk Türklerinin arasında Samsunlular olduğunu da söyleyebilmek de." dedi.

Gelen bir soru üzerine Samsun yerel kültürü adına Amisos ve Amazon hikayelerine sığınmanın toplumda bir karşılık bulmadığını ifade eden Yılmaz şöyle konuştu: "Onlara da itirazım yok; dursunlar bir kenarda. Yine mesela 19 Mayıs ve Atatürk şehri kavramı bir Samsunlu olarak beni çok mutlu ediyor. Bunu daha kesif kullanmamız lazım. Önemli bir simge. O hep özel bir yerde durmalı lakin sadece ona takılı kalmamak lazım. Söz gelimi Kaleyi yeniden ihya edebiliriz. Osmanlı coğrafyasının sayılı Mevlevihanelerinden biriyken bugün sadece cadde adı kalan Mevlevihane'yi ihya edebiliriz. Bunların örnekleri var. Geç keşfettiğimiz Hasan Es Samsuni adına kütüphaneler ya da kültür merkezleri açabiliriz. Güvercin, simit, pide hatta Çepni kültürünü araştırıp, kullanabiliriz. Şehr-i Samsun tabiri çok benimsendi mesela. Tabii Samsunspor'u da yükseltmemiz lazım çünkü popüler kültürün en mühim unsuru futbol takımları."aü

Yaklaşık bir saat süren ve hayli keyifli geçen söyleşinin sonunda Aktif Eğitim-Sen Samsun Şubesi Başkan Yardımcısı Ali Şeker, Mehmet Yılmaz'a çalışmaları sebebiyle teşekkür plaketi verdi. CİHAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.