• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 27 °C
  • Ankara 31 °C
  • İstanbul 29 °C
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !

Neden kavga edilir?

Adnan Bahadır

Kavga, hiçbir zaman kimsenin tasvip etmediği ama gerektiği zaman da yapmak zorunda olduğu bir olaydır. Toplumun hangi kesiminden olursanız olun kavgayı tasvip etmeniz mümkün değildir. Medeni insanların münasebetlerinde hiçbir zaman olumlu karşılanmayan kavga, her şeye rağmen her toplumda ve her zaman olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
“Peki, neden kavga edilir veya insan kavga etmek zorunda kalır” diye soracak olur iseniz; İnsanların kendilerine göre haklı olduklarını düşündükleri konularda karşı tarafın haklarını gasp etmeleri veya haksızlık yapmaları karşılığında haklarını korumak için verdikleri mücadeleden sonuç alamayınca çareyi kavga etmekte bulurlar. Medeni insanlar aralarında fikir ayrılığı olsa da düşüncelerini medeni ortamda karşılarında bulunanlara söyleyerek meramlarını anlatırlar. İlkel toplumlarda veya az gelişmiş toplumlarda istediklerini yaptıramayanlar kaba güce müracaat ederek veya ağız dalaşı yaparak işlerini halletme cihetine giderler.
Aslında doğrusunu ararsanız kavga insanların en son tercih edecekleri bir olaydır. Ancak, mecbur kaldıklarında ise kavga etmek, çözümsüzlüğün çözümü anlamına gelmektedir. Örnek olarak benim yazılarımda eleştirdiğim insanlarla ilgili neden bu kadar ağır eleştirilerde bulunduğumu veya eleştiri sınırlarını aşıp hakarete varan bazı yazıları neden yazdığımı merak eden arkadaşlarım var. Bu arkadaşlarımızın düşüncelerinde haklı olduklarını ancak, olayların detaylarını bilmediklerini düşünmekteyim.
Okuyucularım, eleştirdiğim insanlarla ilgili olarak, benimle oturup neden eleştirdiğimi kendilerine tüm detayları ile anlatmama fırsat verseler, yazdıklarımın az olduğunu, bir o kadar daha yazma hakkına sahip olmama rağmen yazmadığımı, çok rahat bir biçimde göreceklerdir. Ömrümün her döneminde iyilik yaptığım veya bana işi düşüp de iş gördüğüm insanlardan, herhangi bir karşılık beklemeksizin işlerini görmeye çalışmışımdır. Ne zaman ki bu insanların arkamdan dolaplar çevirmeye başlayıp, beni hançerlediklerini görürüm, işte o zaman o insanlarla ilgili yapmam gereken ne varsa acımadan yaparım.
Bu insanlarla ilgili bazı yapılması gerekenleri yapmadan önce onlara haber gönderip, kavga etmekten yana olmadığımı, uzlaşmaktan yana olduğumu, kavganın kimseye yarar getirmeyeceğini söylerim. Bu zatı muhteremlerin, kendilerine uzatılan zeytin dalını reddedip, kendilerini fasulye gibi nimet sandıklarını görünce, bu kez düğmeye basar, gereğini yaparım. Bu sefer onlar, “Yandım anam, yandım!” deyip, soluğu ötede beride almaya kalkarlar. Ancak, kılıç kınından çıktıktan sonra, bir daha yerine girmeyeceğini bilmeleri gerekir.
Yeni Şafak Gazetesi"nin Samsun temsilciliğini aldıktan sonra, Genel Merkez, gazetenin abone sayısını ve tirajını yükseltip, belli bir seviyenin üzerine çıkarmak üzere 10 kişiden oluşan profesyonel bir ekip gönderip, çalışmaya başlattı. Çalışan arkadaşlarımız, akşam geldiklerinde, benim köşe yazılarından rahatsız olan bazı kişilerin sitemlerinden bahsettiler. Ben de onlara dedim ki; “Sitemde bulunan arkadaşlara sorsaydınız, Adnan Bahadır, yazılarında eleştirdiği konular yalan mı, eleştirdiği kişiler bu eleştiriyi hak etmişler mi? Etmemişler mi? Hak etmedikleri halde eleştirmişse haklısınız. Yok, eleştiriyi hak etmişler de neden yazdı?” diye. Kızıyorlarsa, o zaman bunu söyleyenler, onların yaptıklarını tasvip ediyor veya kamufle edilmesini istiyor.
Bizim, DENGE Gazetesi"ni kurma amacımız, bu tür yanlışlıkları yapanları, toplumun tanımasıdır. Anayasa bu hakkı bize vermiş, bu konuda vicdanımız da rahat. Burada önemli olan tek şey, insanların yapmadıklarının yapmış gibi gösterilip, gösterilmediğidir. Yanlışı yapmadığı halde yapmış gibi yazılıyor ise bu, insanlara iftira atmak olur ki, Allah muhafaza! Yok, yapılmışsa, toplumun bilme hakkına kimse engel olamaz.
Unutulmaması gereken şey en kötü uzlaşının en iyi kavgadan daha iyi olduğudur. Ancak, insanlar kavgayı tercih ediyorsa, yapacak bir şey yoktur. Tercih kendilerinindir. Ne demiş Atalarımız; “Beladan kaçacaksın, baktın ki üzerine, üzerine geliyor, onu gömlek gibi giyeceksin”  Allah kötü insanlarla ve kötülüklerle muhatap kılmasın. 

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim