• BIST 110.248
  • Altın 155,689
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • Samsun 12 °C
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 8 °C
  • ZEREN: "Yarın kazanan taraf biz olacağız"
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE
  • ZEREN: "Yarın kazanan taraf biz olacağız"
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE

NECİP FÂZIL “ÜSTÂD” İSE…

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bugünkü (13 Şubat 2012 günlü) Türkiye Gazetesi'nde genç köşe yazarlarından Mustafa Selçuk Beyi okurken onun, rahmetli Necip Fâzıl “Üstâd”ın âdeta “istiğrak” ederek kaleme aldığı kelimelerden biri olan ve; “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim;
Ya bunlar Türkçe değil, yahut ben Türk değilim!
Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim!..” diyerek nitelediği kelimelerden olan “yaşam” kelimesine (daha önceleri de yaptığı gibi) tekrar yer verdiğini görünce, artık dayanamadım ve bu makâleyi yazmaya karar verdim…Millî Gazete'de de genç köşe yazarları yanında yaşlı-başlı kalem ehli kimselerin bu ve benzeri uydurma kelimeler ile yazıp-çizmesi, fikir beyan etmesi karşısında ister istemez insan sarsılıyor ve “millî fikir ve mânâ düşmanı” kimselerin bozuk zihniyetinin tâ buralara ve bu güzide gazetelerimizin köşe yazarlarının beyinlerine kadar sirayet etmesi karşısında hayretler içerisinde kalıyor…Türkiye Gazetesi gibi “Arı dil/Uydurukça”ya karşı âdeta kale duvarı gibi sağlam surlara sahip bir yayın organında; Yavuz Bülent Bâkiler gibi bir dil “Üstâdı”nın bulunduğu bir mevkutede nasıl olur da Nuri Elibol ve Mustafa Selçuk Beyler böylesi kelimelerle yazı kaleme alabiliyorlar?.. “Kristal Şehir” reklâmlarında bu arsız, soysuz ve köksüz kelimeye nasıl yer verebiliyorlar?..
Hayret ki hayret!..Diyorum ve Sizleri bu duygu ve düşüncelerle bir kere daha kâlbi sevgi ve saygılarımla selâmlıyor, selâmlıyorum…
* - * - * - * - * - 
Necip Fâzıl “Üstâd” ise, ve “Şâirler Sultanı”;
Aç “Çile”yi oku da gör, ne söylüyor Sizlere!..
“Ruhsal”, “parasal” ve “soyut”; “boyut”, “yaşam” ve “anı”;
Uydur-uydur ve söyle-yaz, sonra da bak yüzlere;
“Agop-Ataç” hortlatılır, ağlar mânâ vatanı…

Necip Fâzıl “Üstâd” ise, ve “Şâirlerin tâcı”;
“Karamanlı Mehmet Bey”im, “asırların ilâcı”;
Anla artık “zemzem” sunan, “dilşah” kim “dilde hâcı”?..
Uydur-uydur ve söyle-yaz, sonra da bak yüzlere;
“Agop-Ataç” hortlatılır, dil atılır közlere…

Necip Fâzıl “Üstâd” ise, ve “Yazarların yazarı”;
Doğru teşhis-doğru tespit, “Türkçenin gül pazarı”;
Kimde vardır “halis Türkçe”, kimin “dili”nde “arı”?..
Uydur-uydur ve söyle-yaz, sonra da bak yüzlere;
“Agop-Ataç” hortlatılır, zehir akar özlere…

Necip Fâzıl “Üstâd” ise, “Arvâsî talebesi”;
“Madde-mânâ sarayları”, kondu ev gâlebesi”;
“Doğru söze Hakk tanıktır”, istemez “lâf ebesi”…
Uydur-uydur ve söyle-yaz, sonra da bak yüzlere;
“Agop-Ataç” hortlatılır, nifâk girer sözlere…

Necip Fâzıl “Üstâd” ise, “dilci”ye iş yok burda;
“Yûnus” söyler “Fâzıl” yazar, “ilâç” yoktur “gâvur”da;
Aklını başına devşir, işte sınır tam şurda:
Uydur-uydur ve söyle-yaz, sonra da bak yüzlere;
KAYIKÇ'Ali çık ortaya, ihtar çek çömezlere!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim