• BIST 104.966
  • Altın 146,252
  • Dolar 3,5079
  • Euro 4,1789
  • Samsun 29 °C
  • Ankara 33 °C
  • İstanbul 26 °C
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR

NE MÜNEKKİD, NE TENKÎD!..

Ali Kayıkçı

* “Şânım hakkı için, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şân ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?..” (Kur’ân-ı Kerîm; Enbiyâ Sûresi, âyet 10) 
* “Oku o yaratan Rabbinin adıyla!.. Oku, o keremine nihayet olmayan Rabbindir, kalem ile yazmayı öğreten O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumamazlık etme!..  Çünkü insan,  muhakkak azgınlık eder.” (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1, 3-6)
*    “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”,  “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)  
*“Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız!..”  (Hz. Ali “r. anh”)
 *“Kitap, istikbâle yollanan bir mektuptur.”  (Mevlânâ Celâleddîn Rûmî “r. aleyh”)   
 *“Bir şehir için olmazsa olmaz üç şey vardır: Kanalizasyon,  hamam, kütüphâne.   Kanalizasyonla şehrin kirlerini yıkarız, hamamda bedenlerimizi, kütüphânelerde ise rûhlarımızı…”   (Fâtih S. Mehmet)                         
*    “Bilgilerin doğru olması kâfi değil. Esas olan yazarıdır. Yazarının rûhâniyyeti satırların arasında dolaşır. Yazan ihlâslı birisi ise, okuyan istifâde eder. İhlâslı değilse, fâsıksa, habîs rûhu kitâba aks eder. Okuyan zarar görür de haberi bile olmaz. İşte,  Müslümanlar böyle kitâpları okuyunca kalblerinde bir kararma meydana gelir. Kitâbı yazan, yazdığından daha mühimdir. Temiz su, temiz borudan geçerse temiz olur. Temiz su, pis borudan geçerse temiz olur mu?.. Pis borudan akan sudan şifâ olmaz.” ( Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh” Efendi; Eyüp/İstanbul, 1911- Eyüp/İstanbul, 2001)                          
*  “Kitap insanı, insan dünyâyı değiştirir.”   (Hekimoğlu İsmail/Ömer Okçuoğlu)
*   “Dünyâyı nasıl insansız düşünemezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz.”   (Suut Kemâl Yetkin)                                                                           
*   “Şiir; gönlün, aşk denilen muazzam, muazzez, müzeyyen, mükemmel, mümtaz, feyizli, faziletli ve edebli vasıflarıyla göz kamaştıran ve akl-ı selîmle müşterek, esrarlı albeniliğinin şahlanışıdır.”   (M. Hâlistin Kukul)
* “Eleştirilmek, bilim insanı için olmazsa olmazdır… Çünkü bilim insanını yetiştiren ve geliştiren, görüşleriyle ilgili yapılan yapıcı eleştirilerdir.” (Prof. Dr. Mahmut Aydın-OMÜ Rektör Yardımcısı-Denge Gzt. 19.08.2014, s. 3.)
*  “Edebiyatımızın münhal memuriyeti, benim nazarında şâirlikten önce münekkidliktir.” (Necip Fâzıl Kısakürek; Ergun Göze-İçimizden 30 Kişi, s. 172)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; gerek Selçuklu ve Osmanlı, gerekse de daha öncelerinde Asr-ı Saâdet, 4 Halife,  Emevî  ve Abbasî devirlerinde yaşamış olan İslâm âlimleri; varsa hatâ, noksanlık ve yanlışlarının doğrudan kendilerine söylenmesini büyük bir iyilik olarak kabûl ederlerken ve bunu yapanları hayır duâ ile anarlarken, şimdilerde nefis atına binmiş ve ben… ben demeyi âdeta ikinci bir isim gibi benimsemiş bâzı kalemşorlar ve mikrofon/ekran bülbülleri, hiç mi hiç tenkîdi kaldıramamakta ve yazıp söylediklerini hep doğru görmektedirler…
Böyle olduğu içindir ki ülkemizde, son yıllarda rahmetli Prof. Dr. Mehmet Kaplan ile rahmetli Ahmet Kabaklı gibi edebiyat hocaları yetişmemekte; tenkîd, kuru bir  ‘eleştiri’den öteye gidememekte ve kültür-sanat ve fikir dünyâmız, güçlü ‘münekkidler’den yoksun kalmaktadır…
‘Münekkid’ derken; bir edebiyat veya sanat eserini hakkıyla değerlendiren, tanıdık-eş dost-arkadaş ve yandaş lafazanlığı yapmayan kişileri kast ediyor ve diyoruz ki:

Ne münekkid, ne tenkîd; varsa-yoksa paslaşmak:
Öv beni övem seni, ilmi ara boşuna;  
Var mı göster bir Kaplan, Kabaklı’ya ulaşmak?..
Dök-döküştür, yağ-bal kat; gitsin hepsi hoşuna; 
Olmaz öyle kör kalmak, üstâdı bir gün aşmak…

Ne münekkid, ne tenkîd; ne imlâ, ne dil ara; 
Ne fikrî münâkaşa, sol göster, sağa tara; 
Münderecata girme, adam kazansın para!..
Dök-döküştür, yağ-bal kat; gitsin hepsi hoşuna; 
Yağdanlık dolsun-taşsın, şöhret olsun fukara!..

Ne münekkid, ne tenkîd;  birkaç mısra, hoş satır; 
Gönüller hep hoş olsun, düşmesin yere hâtır; 
 “Şiir tahlili” neymiş, bu kimi hâtırlatır?..
Dök-döküştür, yağ-bal kat; gitsin hepsi hoşuna; 
Mahlaslı yarışmada, dökülür patır-patır…

Ne münekkid, ne tenkîd; şişirdikçe davul yap; 
Adam havaya girsin, almasın başkaca hap;
Kelimeler pirzola, cümleler sanki kebap…
Dök-döküştür, yağ-bal kat; gitsin hepsi hoşuna; 
Teşekkürler eylesin, sen de kazan çok sevâb(!)…

KAYIKÇ’Ali münekkîd, olmadın-olamazsın; 
Hak bildiğin doğrudan, milim ayrılamazsın;
Vakt-i kerâhet ise, sen namâz kılamazsın…
Dök- döküştür, yağ-bal kat, bu senin işin değil; 
Rabbin rızâsı nerde, sen takvâ üzre eğil!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim