Mehmet Ali Coşkuner

Mehmet Ali Coşkuner

NANKÖRLÜK

Nankörlük ve vefasızlık, bu iki kelime, insani yönden bakınca, bir düşüşün de adı olduğuna inanırsınız. Çünkü kadir kıymet bilmek veya vefa, insanlığın bir kazanımıdır. Nankörlük etmemek de öyle. Elbette hayatın her alanında, özellikle verilen bir desteğin sonunda, uzatılan ele verilen karşılıkta, bir makama, bir güce veya paraya kavuşturulan insanın, sahip olduklarına göre şekillenen kişiliğinde öğrendik, nankörlüğü…  

                                                                                                                       

Aynı şekilde 40 yıl sırtında taşıyıp, sadece bir kez “ÖFFFF” diyenlere karşı tavırda gördük nankörlüğü. Asla sahip olamayacağı makamlara gelip, güce kavuşan, paraya doyan, lüks içinde yaşayanların, bu imkânları sağlayana karşı tavrında gördük nankörlüğü…

 

 Vefasızlık ve nankörlük aslında iki kötü kardeş gibidir. Tersi ise yine iki kardeş gibidir ama bu defa iyi kardeş…

 

 Vefasızlık, “BEN BİLİRİM” diyenlerde, hesabı olanlarda, nankörlük ise “HEP BEN OLMALIYIM” diye düşünenlerde zuhur ediyor.

 

 40 yıl boyunca hep el üstünde tutulan, hep üst makamlara getirilen, her zaman korunan ve kollanan kişilerin, evinde oturma zamanı geldiğinde, kirli çamaşırları ortaya dökmesi veya kendi kıt aklıyla algılayamadığını deşifre ediyor görüntüsü vermesi, bir nankörlükse eğer, 40 yıl karşılıksız verilen çabayı görmemek de vefasızlıktır.

 

 Siyaset, bu iki kelimeyi en çok kullanan alandır. Siyasette vefa bulamazsınız, nankörlükten de geri duramazsınız. Bugün 51 yaşındayım. Ben henüz yeni konuşmaya başladığımda siyasete giren BİRİLERİ, kırk yılı aşkın bir zaman hep “ÖNEMLİ” kısımlarda bulundu, siyasette önemli yerlerde de görev yaptı. Gelebileceği en güzel yerlere gelmesine, kendisine “AĞABEY” denilip, bir köşeye bırakılmamasına, hiçbir zaman vefasızlık yapılmamasına karşın, o nankörlüğü, tutulacak son dal olarak görebiliyordu. Oysa iyi anılmak varken, bütün bir geçmişi çizdirecek kadar vefasızlığa zorlamanın ne âlemi var…?

 

Benim için görev ve makamdan önce yol arkadaşlığı geliyor. Bir arada olan insanların, birlikte yürüyen, bir şeyler paylaşan, dostluk içerisinde bir ömür tüketenlerin son dakika golüyle adının öne çıkmasını isteyebilirler ama belki de nefret kazanmaya başladıkları andır, o an…

 

 Vefa ve değer bilme, bu açıdan çok önemli. Çok hassas bir terazi gibidir belki; insanları nerede kırdığını bilmez, nasıl hakkını yediğinin farkına varamazsınız. Ya da o güne kadar sana yapılanı bir çırpıda silip, gerçek yüzünü göstermeye başlarsın. Değil mi ya, her türlü imkân sağlandığında, bütün kapılar kendisine açıldığında, kalkıp kem söz edecek halleri yok ya…

 

Kolay değil, siyasi olarak ihanete uğramış birilerini yakından biliyorum, ihanete uğrayanları da çok görmüşüm, nankörlük edenleri de. İnsanlar, nerede olursa olsun insani yönünü her zamanda ve her zeminde gösterebilmeli, verirken iyi de, alırken mi kötü oluyorlar…?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Mehmet Ali Coşkuner Arşivi
SON YAZILAR